“Tatlılar” kategorisi için arşiv

Agar Agar İle Hafif Tatlı

 

 Bugün, Mynmar’da karşıma çıkan ve ne zamandır merak ettiğim sürpriz bir tatlının tarifini paylaşmak istiyorum. Yapımı çok basit ama bir o kadar da güzel :)

Agar agar ismini daha önce duydunuz mu bilmiyorum, benim “tofu”gibi duyup da kullanmadığım ürünlerden biriydi.

Kısaca jelatinin bitkisel ve helal alternatifi diyebiliriz. Agar agar tek başına satıldığı gibi, hazır tatlıların içinde de bulunabiliyor. Bugün bizim yaptığımız yasemin kokulu hazır toz karışımının içinde de vardı, yapımı tıpkı hazır pudigler gibi, hatta daha kolay :)

Türkiye de satılıyor mu? Nereden alabiliriz?

Büyük marketlerde Agartine (Marka RUF) ismiyle bulunduğunu okudum, ayrıca aktarlarda da satılsa çok iyi olur. Fiyatı burada çok ucuz, bunu da belirtmeliyim.

Agar agar ile ilgili daha geniş bilgi vermek gerekirse;

Agar agar (veya agar) bazı kırmızı deniz yosunlarından elde edilen özüt olup, agaroz (%70) ve agaropektin polisakkaritlerini içerir.

Agaroz, agarın yüksek jelleştirme özelliğinden sorumlu iken, agaropektin viskoz özellik verir. Malay dilinde jöle anlamına gelmektedir. Şekerli, helmeli ve kolloidal yapıdadır.

Agarın katılaştırma (jelleştirme) özelliğini bileşimindeki D-galakton sağlar. Bileşiminde ayrıca inorganik tuzlar, çok az miktarda protein benzeri maddeler ve eser miktarda yağ vardır. Agar agar, yaklaşık olarak 34–39°C’de jelleşir ve 80–95°C’de erir. Gerek erime, gerekse jelleşme sıcaklığına pH etkilidir.

Kullanım Alanları

Gıda üretiminde agar kullanımının sağlıklı olması bazı ülkelerin 300 yıldan fazla kullanım tecrübesiyle garantilenmiştir. Dünya Sağlık Örgütü agarın gıda sektöründe kullanılmasına izin vermiştir.

Türkiye, İngiltere, Almanya, Rusya, Fransa ve Polonya yasalarınca kabul edilmiş ve onaylanmıştır.  Agar agar, gıda sektöründe jelatinin tamamen bitkisel ve vejeteryan bir alternatifi olarak kullanılmaktadır. Gıda sektöründe jelatinin kullanıldığı her üründe kullanılabilen agar agar, bitkisel ve daha sağlıklı bir alternatiftir.

Malzemeler

1 paket agar agarlı dessert mıx

3 cup su

Bir kutu konserve meyve kompostosu

Uygulama

Tencereye paketin tamamını koyup, üzerine 3 cup su ilave ediyorum.

Kaynama noktasına kadar karıştırıp, kaynamaya başlayınca sadece 3-4 dakika kaynatıyorum. Koyulmasını beklemeden ocağın altını kapatıyorum.

Yuvarlak küçük Borcam tepsiye döküp, soğuyup jelleşmesini bekliyorum.

Soğuyunca, buzdolabına alıp birkaç saat bekletiyorum.

Servis yapmadan önce, tepsideki tatlıyı kesmeşekeri büyüklüğünde ya da biraz daha büyük parçalara kesip, komposto kaselerine paylaştırıyorum.

Üzerine konserve meyve kompostosunun suyundan biraz ilave edip, meyveleriyle süslüyorum.

Ortaya yasemin kokulu, hafif ve meyveli harika bir tatlı çıkıyor.

Ocak 16, 2011 Tatlılar, Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Aşure (Pratik Pişirme Yöntemi İle)

 

Bu yıl aşureyi Mynmar da yapmak ve burada paylaşmak nasip oldu. Aşure, özellikle tatlıyı seven Hintli komşularımız tarafından çok beğenildi :)

Türkiye den gelirken muharrem ayını Mynmar da geçireceğimi hesap ederek ve belki burada bulamayabilirim diye her ihtimale karşı, yanıma aşurelik buğday almıştım.

Gerçekten Mynmar da bulunan buğday biraz farklı, daha zor piştiğini söylediler. Bir ara alıp, çok başarılı ve kolay olduğuna inandığım kendi pişirme yöntemimi uygulamak istiyorum.

Yine burada kuru fasulye bulamadığım için onun yerine taze iç bakla kullandım. Nohutlar da daha küçük ve kabuğu soyularak ikiye ayrılmış olarak satılıyor. Çok çabuk ve güzel piştiler. Kabuğu olmadığı için çok beğendiğimi söylemeliyim.

 Ananas, papaya, taze Hindistan cevizi gibi meyveler ile farklı bir lezzete bürünen bu yılki aşureye aslında “Uzakdoğu aşuresi” demek yerinde olur.

Aşure, paylaşmanın en güzel örneklerinden biri; sadece ailemiz için değil, komşularımız, sevdiklerimiz için yapılıyor aşure… Paylaştıkça muhabbeti arttırıyor.

Sakın zor oluyor, zaman alıyor diye düşünmeyin arkadaşlar, hadi kolları sıvayın, aşure pişirilmedik, paylaşılmadık ev kalmasın, bereket; hepimizin üzerine sağanak sağanak yağsın..

Malzemeler

2 su bardağı aşurelik buğday

1 su bardağı nohut

1 su bardağı kuru fasulye

Yarım su bardağı pirinç

3-4 elma

1 -2 portakal

1 çay bardağı kuru üzüm

1 küçük paket kuşüzümü

1 kg. tozşeker

Üzerine süslemek için

Fındık, fıstık, badem, ceviz

Kuru kayısı, kuru üzüm

Diğer sevdiğiniz kuru meyveler

 Uygulama

 

Ön Hazırlık ( aşureden bir gün önce- gece)

 Aşurenin ana malzemesi olan buğday, çoğumuzun “nasıl pişirilir” diye gözünü korkutur, benim de öyleydi. Çabuk pişmez diye düdüklü tencerede pişirmeyi denediğim ve dibini fena halde yaktığım olmuştur :)  Sonra çok basit bir yöntem öğrendim; buğdayı çok güzel bir şekilde elimizle ovalayarak birkaç kez yıkadıktan sonra büyük bir tencereye alıp, üzerine 3 litre kadar su koyarız. 

Su kaynamaya başladıktan 3-5 dakika sonra ocaktan alıp tencerenin kapağını kapatarak, çok ciddi bir şekilde önce sofra bezine, sonra sabaha kadar sıcaklığını kaybetmemesi için, aklımıza gelen hırka, kazak, battaniye vb. gibi şeylerle güzelce sarar ve iyi uykular dilerizJ

Fasulyeyi ve nohudu ayrı kaplarda ılık su ile ıslatırız, kapaklarını kapatıp sabaha kadar kabarmaları için bir kenarda bırakırız.

Ertesi sabah

 Fasulye ve nohudu ayrı ayrı düdüklüde pişirir, suyunu süzeriz.

Pirinci sütlaç yapacak gibi bol suyla pişiririz.

Merakla üzerindekileri alıp, tencerenin kapağını açtığımızda bizi çiçek gibi açılmış buğdaylar karşılar. Bulundukları tencere büyük ise( 5 kg. gibi) üzerine 1 litre kadar sıcak su ilave ederek ocağa alır ve kıvam alıp koyulaşması için kaynamaya bırakırız.

Kaynamaya başlayınca, haşlanmış nohut ve fasulyeyi ilave ederiz.

Pişmiş ve lapalaşmış pirinci de ilave ederiz.

Koyuluğuna bakıp gerekirse biraz daha su ilave ederiz.

Tam bu noktada, tencerenin dibinin tutmasını engellemek için hem hafif ısı kullanır hem de arada sık sık karıştırırız.

Portakalı yıkayıp kabuğunu rendeleyerek aşureye ilave ederiz.

Kuru üzümleri ve küçük küp şeklinde doğranmış elmaları ilave ederiz.

Sıra şekeri ilave etmeye geldiğinde; şekerin hepsini bir kerede tencereye dökmeyin, birazını ayırın.

Aşurenin tadına kontrol ederek gerekirse diğer şekeri de ilave edin.

Kıvamı istediğiniz gibi olmuşsa bir taşım kaynatıp ocağı kapatarak, üzerine kuşüzümlerini ilave edin, aşureyi ve kendinizi biraz dinlendirin :)

 Aşure dinlenirken

 Kuru kayısıları yıkayarak küçük küçük doğrarız.

Fındıkları bir poşete koyup, bardağın altı ile irice döveriz.

Kuru incirleri yıkayarak küçük parçalara ayırırız.

Kiler dolaplarını karıştırıp, başka ne koyabilirim diye bakarız, ben papaya ve ananas kurusu ile süsledim bu yıl. Fındığa ilave olarak kaju fıstığı da kullandım. Ayrıca hazır satılan taze Hindistan cevizi konservesinin suyunu aşureye, tanelerini de aşurenin üzerini süslemede kullandım.

Servis tabaklarına alınan aşurelerin üzerini kuru kayısı, kuru incir, fındık, ceviz vb. ile süslemek tamamen sizin zevkinize kalmış.

 Çok yorulduk, ama paylaşırken karşıdan gelecek bir tebessüm ve teşekkür, mutlu olmak için yetmez mi?

  Afiyet olsun

  Muhabbetle

Aralık 26, 2010 Tatlılar kategorisine gönderilmiş - devamı

Balkabağı Reçeli- Şekerlemesi

Birkaç gün önce yaptığım, balkabağı reçeli için bu isim yetersiz kalacak. Nefis bir reçel olmanın yanında, mükemmel bir tatlı ve şekerleme diyebiliriz ona.

Balkabağının en şeker hali desek de abartmış olmayız. Tatlı seviyorsanız, balkabağının bu tatlı ve çıtır halinden vazgeçemezsiniz.

Bu iddialı tatlıyı çocukluğumdan beri bilirim; babaannem bağdaki üzümlerden pekmez kaynatırken, bir taraftan da kireç suyunda bekletilmiş kabak dilimlerini pekmezin içine atardı. Kabaklar pekmezle buluşup, dışları çıtır ama içleri dolgun bir yumuşaklıkta kalır ve pekmez rengine boyanarak kazandan çıkardı.

Bu unutulmaz lezzetin izini sürerek geçen yıl kireçte pekmezli kabak tatlısı yapmış, güzel anılar eşliğinde sevdiklerimle paylaşmış, babaanneme kireçte pekmezli kabak tatlısı yaptım diyerek müjdeyi vermiştim. Yazın da aynı yöntemle, kireç suyunda bekleterek kayısı reçeli yaptım, reçel o kadar beğenildi ki kısa sürede bitti.

Şimdi de bahçede yetişmiş onlarca balkabağı varken, mutfakta yeni keşiflere çıkmanın tam zamanı diyerek balkabağından reçel, daha doğrusu şekerleme yapıyorum. Bu kez içinde pekmez kullanmadım.

Kabaklar yine bir gece kireç suyunda bekletildi ve bol şekerli şurubun içinde ağır ağır sabırla kaynatıldı. Sonuç; işte gördüğünüz gibi :)

Kabak şekerlemelerini Hindistan cevizine bulayıp, bayramda şeker yerine ikram edebilirsiniz, çok değişik olur. Kesinlikle denemenizi tavsiye ediyorum, böyle bir şey yok…

Malzemeler

1 kg. temizlenip dilimlenmiş balkabağı

1 kg. şeker

250 ml.su

Yarım limon suyu

Bir kilo kadar kireç topağı

Birkaç tane karanfil (isterseniz)

Uygulama

Kireç topaklarını hızlıca sudan geçirip yıkayarak, büyük bir cam kavanoza koyuyorum, üzerine 5-6 litre kadar su ilave ediyorum. Bir süre bekleyince (1 saat) kirecin dağıldığını göreceksiniz. Suyun üzerinde şeffaf ince bir tabaka oluşacak. Dipteki kireçleri havalandırmadan suyun bize yetecek kadar olan bir kısmını başka bir kaba alıyorum.

Kabakları temizleyip istediğimiz şekilde kesiyoruz. Ben çok sevdiğim, yuvarlak kesme aparatını kullandım. Gördüğünüz yerde alın, büyük marketlerde vardır sanırım, benimki ikea’ dan. Küçük küpler şeklinde de kesilebilir. Tamamen size kalmış, çok ince olmazsa daha iyi olur diye küçük bir püf nokta vereyim. İçinin dolgun ve yumuşak olmasını istiyorsanız biraz kalın dilimleyin.

Doğranmış kabakları hazırladığım kireçli suya koyuyorum. Benimkiler 12 saat kireçli suda bekledi. Sürenin sonunda, kabakları güzelce yıkıyorum.

Reçeli yapacağım tencereye, 1 kilo şeker ve 200 ml. su ilave ederek, ocağı açıyorum. Isı ve suyun yardımı ile şeker eriyor, bu sırada kabakları ilave ediyorum.

Balkabakları bir miktar su salıyor ama pişip yumuşamaları için bu gerekli çünkü çok az su ilave ettik. Suyu az gibi gelebilir ama reçel yaptığımızı unutmayın :)

Tenceredeki şurup koyulaşana kadar ve balkabakları biraz daha koyu renge bürünüp, şekerleme haline gelene kadar yaklaşık 1 saat hafif ısıda kaynatıyoruz. Bazı kabaklar çok su salabilir, o zaman pişme süresini biraz daha uzatmak gerekir. Arada test etmeyi unutmayın.

Balkabağı reçelini ocaktan indirmeden önce yarım limon suyu ilave ediyorum, yoksa bu kadar yoğun şekerle hemen şekerlenirler.

Ben bayramda misafirlerime balkabağı şekerlemesinden ikram etmeyi düşünüyorum. Üzeri Hindistan cevizine bulandığında nasıl da havalı olmuş değil mi?

Kasım 12, 2010 Reçeller, Tatlılar kategorisine gönderilmiş - devamı

Tahinli Kemalpaşa Tatlısı

 

Hafta sonu tatlı yemek için kendinize izin verdiyseniz, (tabi sınırlı olarak) bugün paylaşacağım, tahinli Kemalpaşa tatlısı iyi bir seçenek olabilir.

Kurban bayramı için tatlı hazırlıkları da yakında başlar. Tatlı ikram etmek, tatlı muhabbetlere kapı açmak, misafirlerin evi bereketlendirdiğini düşünerek ikramda cömert davranmak, bizim örnek alınacak kültürümüzün bir parçası, aynı zamanda da inancımızın bir gereği.

Tahinli Kemalpaşa tatlısını, daha önce yaptığım gibi şerbetle haşladım ve iyice soğuduktan sonra, tahin ve fındık ile buluşturdum.

Niye Tahin? Hem farklı bir lezzet için, hem de tatlının tadını ve keskinliğini bir ölçüde kesmek için diyebilirim. Bu daha çok kışın tercih ettiğimiz bir sunum şekli, yazın da dondurmalı yemeği seviyoruz. Kremalı ve kaymaklı olarak da çok nefis oluyor.

Malzemeler

25 adet Kemalpaşa tatlısı

1 litre su

800 gr. şeker

Birkaç tane karanfil (isterseniz)

Tahin

Fındık, fıstık vs.

 

 

 

Uygulama

Kemalpaşa tatlısının en nemli püf noktası, ideal şeker oranıdır. Ben genellikle paketin üzerinde yazan şeker miktarından biraz daha fazla koyarak yapıyorum. Böylece, şerbetle kaynayan tatlılar, şekere tam olarak doyuyor ve tatlı, şerbeti içinde hapsedebiliyor.

Her ne kadar, çok tatlı sevmeseniz de, çünkü bu biraz da tercihe bağlı; kesinlikle yapılmaması gereken, paketin üzerinde yazan şeker miktarından daha az kullanmamak.

Şeker ve su kaynamaya başladığında, karanfil tanelerini ve tatlıları ilave ediyorum. 10-15 dakika tencerenin kapağı kapalı olarak haşlayıp, daha sonra şerbetin koyulaşması için kapağı açıyorum. Tatlılar genellikle orta ve yükseğe yakın ısıda haşlanır. Düşük ısıda dağılabilirler.

Şerbeti çok koyulaşmadan ocaktan alıyorum. Şerbetin tamamen bitmesini beklemeyin, dinlendikçe tatlılar şerbeti içine alıyor.

Ocaktan aldığım tatlıları 5-6 dakika tencerede dinlendirip, geniş yüzeyli bir tepsiye tek kat halinde aktarıyorum. Kalan şerbeti üzerlerine dökerek, soğuduktan sonra buzdolabına kaldırıyorum.

Bu arada tahin de buzdolabında olmalı, hatta tatlıların üzerinden hemen akmasını istemiyorsanız, 5-10 dakika dondurucuda tutabilirsiniz.

Servis sırasında tahini ilave ediyorum, üzerine fındık, fıstık vs. ile zenginleştiriyorum.

Tatlı bir haftasonu geçirmeniz dileğiyle…

Kasım 5, 2010 İftar Yemekleri Tarifleri, Tatlılar kategorisine gönderilmiş - devamı

Yalancı Aşure

Bugün yine yalancı bir tarif paylaşmak istiyorum; Yalancı aşure!!  Gerçek aşure gibi zengin malzemeli değil ama pratik ve lezzet olarak da ona yakın diyebilirim.

Yalancı aşureyi ilk defa geçen yıl yemiştim, enerjisine hayran olduğum Oya ablam, kaşla göz arasında mutfaktan yalancı aşure kaseleri ile gelmiş ve hepimiz bu sağlıklı ve pratik tatlıyı çok sevmiştik.

Birkaç gün önce kilerde kavanozda bekleyen aşurelik buğdayı görünce dayanamadım, dondurucu stokum da bitmişti, hem dondurucuya koymak hem de yalancı aşure yapmak için kavanozu kaptığım gibi mutfağa :)

Buğday pişirmek sanıldığı gibi zor değil aslında, aceleye getirmeyin yeter. Kısıtlı zamanlarda kullanmak üzere, buğdayı pişireceğiniz zaman, miktar olarak çok pişirin, fazlasını benim gibi dondurucuda saklar ve böylece elinizin altında her daim haşlanmış buğday olacağı için kısa sürede istediğiniz tarifi uygulayabilirsiniz.

Yalancı aşure tarifi yine sevgili Serap’ a gidiyor, yalancı yemekler etkinliğinde başarılar…

Buğdayın Faydaları Ve Buğday Çimi

Buğdayın, ev ortamında çimlendirilerek tanesinin veya uzayan çimlerinin tüketilmesi, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, hücreleri yeniliyor, kansere karşı koruyor, kalp damar sistemindeki tahribatı onarıyor ve kanı temizliyor. Prof. Dr. Erkan Topuz, buğday çimi suyunun düzenli kullanılmasını öneriyor.,

- İnsanlığın temel besin kaynağı olan buğday, evinize sadece beyaz ekmek ve aşurelik tane olarak giriyorsa çok şey kaçırıyorsunuz demektir. Çünkü buğday, ev ortamında çok basit yöntemlerle çimlendirilerek tanesiyle veya uzayan çimlerinin tüketilmesiyle bağışıklık sistemini güçlendiriyor, hücreleri yeniliyor. Özellikle buğday çimi suyunun ‘şifa içeceği’ olduğu belirtiliyor. Çimlenmiş buğdayın sağlığa etkilerini İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz’a sorduk. Kendisinin de evde buğday çimi üretip sofrasında bulundurduğunu belirten Prof. Dr. Topuz, buğday çimi suyunun mikropları öldürücü etkisiyle kanı temizlediğini belirtiyor. Bununla birlikte, kardiyovasküler sistemde de damarların açılmasını sağlıyor.

Buğday çiminin “Allah’ın verdiği çok büyük bir potansiyel” olduğunu ifade eden Prof. Dr. Topuz’un aktardığı bilgilere göre, buğday çiminin gençlik verici, imnün sistemi (bağışıklık) güçlendirici ve kansere karşı koruyucu etkileri var. Aynı şekilde saç dökülmelerine faydalı olduğu iddia ediliyor. Buğday çimi suyunun kimyasal bileşimi kana çok benziyor. İçeriğinde antiseptik temizleme özelliği olan klorofil yüzde 70 oranında bulunuyor. Mükemmel bir protein kaynağı ve bol miktarda beta karoten içeriyor. Yüksek oranda B1, B6, B12 vitaminleri, C, E, K vitaminleri ihtiva ediyor. Ispanaktan daha çok demire sahip olduğu için anemi (demir eksikliğine bağlı kansızlık) hastalarının kullanması tavsiye ediliyor. Başta magnezyum olmak üzere çok çeşitli mineraller içeriyor. Besin öğeleri vücudu besliyor ve gerçek bir denge sağlıyor.

Bitkisel tedavileri devamlı yapmak gerekir. İmkanı olan, her gün iki bardak içebilir. Bu suyu buğdaya karşı alerjisi olanlar da kullanabilir. Buğdayın birkaç gün nemli ortamda bekletilip filizlendirilerek tanesiyle tüketilmesi de çok faydalı. Böylece buğdayın hem çok faydalı olan kabuğu, hem de rüşeym denilen besin değeri çok yüksek embriyo kısmı alınmış olur. Bu filiz bebek gibi büyük bir güçle doğar. Bütün filizlerde, ama özellikle buğdayda büyük potansiyel var. Vitamin, mineral, antioksidan bakımından müthiş zengin. Çünkü çoğalıp yeni bir bitki üretecek. Gençlik sırrıdır. Çimi çok üretebilirseniz suyunu için. Azsa her gün koparıp salatanıza katın.”

Buğday Nasıl Çimlendirilir?

Buğday çimi üretimini Türkiye’de 25 sene önce ilk kez başlatan Kırkambar Baharat’ın sahibi Bahri Kılıç’ın üretim önerileri şöyle: Öncelikle doğal, ilaçlanmamış buğday alın. Zirai buğdaylar zararlılara karşı ilaçlanmış olabileceği için dikkatli olun. Aşurelik buğday çimlenmez. Bir avuç buğdayı oda sıcaklığındaki içme suyu ile ıslatıp bir gece bekletin. Ertesi sabah şişen buğdayların suyunu süzüp genişçe bir tepsiye üst üste gelmeyecek şekilde yayın. Üzerini nemli bir bezle örtüp evin en sıcak ve karanlık yerine bırakın. Bez ve buğdaylar kurudukça nemlendirin. Buğdaylar 3-4 gün sonra filizlenmeye başlar. Filizleri 2 cm uzayınca dolaba alıp, her gün 1-2 kaşık salatalara katabilir, yoğurtla veya zeytinyağı, limon, nar ekşisi gibi karışımlarla tüketebilirsiniz. Çok dayanıklı olmadığı için azar azar çimlendirme yapılmalı.

Buğday çimi üretmek için de, yine bir gece suda beklemiş buğday tanelerini yayvan bir saksıya veya varsa bahçeye ekip üzerini toprakla örtün. Çimler 10-15 cm uzayınca 1 cm yukarıdan makasla kesin. Kestikçe uzayan çimlerden her gün salatanıza katın. Çok ektiyseniz mutfak robotundan geçirip suyunu çıkararak kullanın. Marketlerde satılan hazır çimler, büyümesini hızlandırmak için katkı maddesi katılabildiği için çok güvenli olmayabilir. ZAMAN

 İlginç değil mi? Yarın bahçeye inip, buğday çimi hazırlamak için işe koyulmalıyım :)

Malzemeler

2 su bardağı aşurelik buğday

Birkaç çorba kaşığı tozşeker

Fındık, antepfıstığı, damla çikolata

Kuru üzüm, kuru incir, kuru kayısı

Elma, nar, çilek vb.

Uygulama

Aşurelik buğdayı çok iyi yıkıyorum. Renginin açılması için birkaç tur, yıkayıp suyunu süzüyorum.

En son, tencereye koyup üzerini geçene kadar su ilave ediyorum ve kaynamaya başladığı anda son kez suyunu süzüyorum.

İyice yıkandığından emin olduğum! Buğdayları yine tencereye alıyorum, üzerini 3-4 parmak geçecek kadar bolca su ilave ederek kaynamaya bırakıyorum.

Kaynamaya başladığında, tencereyi ocaktan alarak, kalın sofra örtüsüne sararak ılık bir ortamda 4-5 saat bekletiyorum. Tıpkı yoğurt mayalamak gibi. Bu basit işlemi gece yapıp sararsanız, sabah kalktığınızda buğdayların çiçek gibi açılarak bütün tencereyi kapladığını görebilirsiniz. Benim için en basit buğday pişirme yöntemi budur arkadaşlar.

Haşlanmış ılık buğdaylar elimizin altında olduktan sonra, yalancı aşureyi hazırlamak için sadece birkaç dakika yeterli.

Damak tadımıza uygun olarak şeker ilave ediyorum, ben çok az kullandım, bal da olabilir sanırım, nasıl isterseniz…

Kuru üzümleri yıkayarak buğdaylara ilave ediyorum.

Kuru kayısı ve inciri de yıkayıp, minik küp şeklinde keserek yalancı aşureye ilave ediyorum.

Bir elmayı yine çok küçük doğrayarak ilave ediyorum.

Üzerini fındık, fıstık, damla çikolata ile doldurup! Servise hazır hale getiriyorum.

İşte; sağlıklı, besleyici, pratik ve güzel bir tatlı…Daha ne olsun?

Yalancı aşurede kullandığım çileği bahçeden kopardım, çilek fidelerimiz yediveren, hala üzerlerinde çiçekler ve kızaramamış beyaz çilek taneleri var :)

Kasım 3, 2010 İftar Yemekleri Tarifleri, Tatlılar kategorisine gönderilmiş - devamı

Kremalı Kemalpaşa Tatlısı

Havaların soğuması ile doğru orantılı olarak tatlı isteğimiz de arttı, benim için yapımı en kolay ve güzel tatlı ise, kremalı kemalpaşa tatlısı…

İlçemizin ünlü tatlısını daha önce burada anlatmış, gerçek kemalpaşa tatlısını ilçe dışında bulmanın çok zor olduğunu, marketlerde gördüğünüz küçük, taş gibi tatlıların, gerçek tatlıyla isim benzerliği dışında hiçbir ortak yanı olmadığını yine hatırlatmak isterim.

Biz, tatlıyı yazın, vanilyalı dondurma ile kışın da kaymakla ya da tahinle yemeyi seviyoruz.

Kaymak da çok ilginç ki, ilçemizin Uluabat gölü kıyısında bulunan Karaoğlan köyünden geliyor. Malum, göl kıyısı, bataklık ve doğal olarak manda yetiştiriciliği yapılıyor. Tadına doyamayıp, kalorisine rağmen arada sırada yediğimiz o karbeyazı nefis kaymaklar, gerçeğini muhtemelen görmediğimiz mandaların sütünden elde ediliyor.

Geçen kış, koyun sütü bulamadığım dönemlerde imdadıma bu manda sütleri yetişmişti. İçine manda sütü katılan yoğurtlar çok güzel ve katı kıvamda oluyor, çok fazla sulanmıyor. Ayrıca kaynatıp bir gece buzdolabında bekletince, ertesi sabah kocaman bir tabak kaymak elde ediliyor.

Kaymağın olmadığı durumlarda, tam yerini tutmasa da süt kreması iyi bir alternatif.

Malzemeler

25 adet Kemalpaşa tatlısı

1 litre su

800 gr. şeker

Birkaç tane karanfil (isterseniz)

1 paket süt kreması

Uygulama

Kemalpaşa tatlılarının üzerinde 750 gr. şeker yazmasına rağmen, ben biraz daha fazla koyuyorum. Bu biraz da tercihinize bağlı, belirtilen şeker miktarından daha az koymayın yeter,yoksa çok yumuşak tatlılarınız olur.

Şeker ve su kaynamaya başladığında, karanfil tanelerini ve tatlıları ilave ediyorum. 10-15 dakika tencerenin kapağı kapalı olarak haşlayıp, daha sonra şerbetin koyulaşması için kapağı açıyorum. Tatlılar genellikle orta ve yükseğe yakın ısıda haşlanır. Düşük ısıda dağılabilirler.

Şerbeti çok koyulaşmadan ocaktan alıyorum. Şerbetin tamamen bitmesini beklemeyin, dinlendikçe tatlılar şerbeti içine alıyor.

Ocaktan aldığım tatlıları 5-6 dakika tencerede dinlendirip, geniş yüzeyli bir tepsiye tek kat halinde aktarıyorum. Kalan şerbeti üzerlerine dökerek, soğuduktan sonra buzdolabına kaldırıyorum.

 

 

Süt kremasını kullanmak için, önce çok soğuk olduğundan emin olmamız gerekiyor. Ben kullanmadan önce dondurucuda biraz bekletiyorum. Şeker ilave etmeden mikserle çırpıyorum. Tıpkı krem şanti gibi kabarıp, krema halini alıyor.

 

 

Krem şanti yerine niye süt kreması diye soracak olursanız; krem şanti çok tatlı, iki tatlı bir araya geldiğinde çok ağır oluyor:) Oysa süt kreması, nispeten kaymak vazifesini gördüğü için tatlıyı kesiyor ve daha kolay yeniliyor. Tabi bunlar benim tercihlerim, sizin damak tadınıza hangisi uyuyorsa o şekilde servis yapabilirsiniz.

 

 

Sonuç; Kemalpaşa tatlısı her şekilde güzeldir ve sipariş yolu ile tatlı talep eden ve ilgilenen arkadaşlara buradan çok teşekkür etmek istiyorum, harika yorumlar ve geri dönüşler alıyorum. Sizin isteğiniz doğrultusunda Kemalpaşa tatlısı servis ve sunum şekillerini de paylaşacağım inşallah.

 

Ekim 23, 2010 Ramazanda İftar Menüleri, Tatlılar kategorisine gönderilmiş - devamı

Kekli Baklava

 

Günlerden sonra, yeni bir tarifle buradayım. Kek ile baklavayı bir arada hiç düşündünüz mü? Kekli baklava bu ikisinin mükemmel uyumu ile oluşan harika bir tatlı.

Aradaki cevizli kek katı çıtır çıtır baklava yufkaları ile birleştiğinde, nefis bir tat ortaya çıkıyor. Hazır baklava yufkalarının dayanılmaz kolaylığı ve pratikliğine benim gibi kendinizi kaptırdığınızda, her hafta yapılan kekli baklava nedeniyle evde herkes bayram yapıyor.  

Kekli baklavanın yufkalarını vaktiniz varsa, evde de açabilirsiniz; ben hep hazır baklava yufkası ile denedim, bu şekilde daha kabarık bir forma ulaşıyor ve hazır baklavadan farkı kalmıyor.

Tatlıya dair birkaç püf noktayı paylaşmakta yarar var; öncelikle elinizin altında çok keskin bir bıçak olmalı :)  Yoksa baklavayı kesme aşaması birdenbire kâbusa dönüşebilir. İtiraf etmek gerekirse, hazır baklava yufkalarını kesmek biraz zor, baskı uygulamaya kalktığınızda aradaki kek karışımının yüzeye doğru çıkma ihtimali var. Bu nedenle keskin bir bıçağınız yoksa kekli baklava yapmaya hiç başlamayın derim :)

İkinci püf nokta; kek hamuruna normalden biraz daha fazla un ilave etmek gerekiyor, yoğunluğu biraz fazla olduğunda keserken hiç zorlanmıyorsunuz. Bu arada bol miktarda ilave edilen dövülmüş ceviz de yoğunluğu arttırıyor.

Diğer tatlı tarifleri de burada…

Malzemeler

1 paket baklava yufkası

100 gr. tereyağı

1 kahve (türk) fincanı sıvıyağ

Kek malzemeleri

3 yumurta

3 tepeleme yemek kaşığı şeker

3 tepeleme yemek kaşığı un (100 gr)

1/ 2 paket kabartma tozu

3 tepeleme yemek kaşığı dövülmüş ceviz, fındık vb.

Şerbeti

4 su bardağı şeker

4,5 su bardağı su

5-6 adet karanfil (isterseniz)

Uygulama

Tatlı için bir paket baklava yufkası biraz fazla geliyor, ben toplam 42 yaprak yufka kullanıyorum.  Bunlardan 21 tanesi tatlının alt katı için, diğer 21 tanesi de üst kat için.

Yufkaları üçer üçer ayırıyorum. Tepsiye yerleştirirken her bir üçlü yufkanın üzerine eritilmiş tereyağı sürüyorum. Böylece 21 yufka tepsiye transfer oluyor.

Ara katındaki kek için; yumurta ve şekeri çırpıyorum, dövülmüş cevizi ekliyorum, kabartma tozu ve unu birleştirip eleyerek kek karışımına ilave ediyorum. Tepsideki yufkaların üzerine döküyorum. Bir kaşık yardımı ile tepsiye eşit şekilde yerleşmesini sağlıyorum.

Diğer 21 adet yufkayı yine üçlü gruplar halinde ve aralarını yağlayarak tepsiye döşüyorum.

Sıra baklavayı kesmeye geldi; keskin bir bıçak yardımı ile bu aşamayı da sorunsuz geçiyorum. Bu arada baklava dilimlerini biraz büyük keserek işinizi daha da kolaylaştırabilirsiniz.

Şimdiki aşama; baklavayı yağ ile haşlamak. Bunun için bir kahve fincanı sıvıyağ yeterli geliyor. Sıcağa yakın bir noktaya kadar ısıtıp, bir kaşık yardımı ile her bir baklava dilimine paylaştırıyorum.

Kekli baklava 150 C. Fırında yaklaşık bir saatte pişiyor. İlk 20 dakikadan sonra ısıyı biraz daha azaltabilirsiniz, böylece en üstteki yufkaların yanması önlenmiş olur.

Baklava fırında pişerken, bir tencereye su, şeker ve karanfili koyarak kaynama noktasından itibaren yaklaşık 20 dakika kaynatıyorum, ılınması için bir kenara alıyorum.

Baklava pişip soğuduğunda, ılık şerbeti üzerine bir kepçe yardımı ile eşit şekilde döküyorum.

Denemeniz tavsiyesi ile güzel bir hafta sonu diliyorum.

 Not; tepsimin boyuları 25- 35 cm.

Eylül 18, 2010 İftar Yemekleri Tarifleri, Tatlılar kategorisine gönderilmiş - devamı

Ev Yapımı Bayram Çikolatası-Truff

Sevgili Arkadaşlar,

Bayram tatlısı tarifini yetiştirememiş olsam da; sütlü kadayıf tatlısının yanında bu sevimli, tatlı truff lardan sizlere ikram etmek ve Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutlarken tarifini paylaşmak istiyorum.

İnşaallah herkes mutlu, huzurlu ve sevdikleri ile beraberdir. Mutlu olmanın, biraz da mutlu etmekten geçtiğini hissetmek için ne güzel günler değil mi bayramlar. Büyüklerimizle buluşmalar, tatlı muhabbetler, küçüklerin koşuşturması, hazırlanan özel yemekler, bayram tatlıları…

Küçük oğlum için, bayramın anlamı; yeni oyuncaklar, çikolatalar, neşeli kalabalıklar, fotoğraflar, uyku saatinin olmaması ve babası ile doyasıya gezmektir sanırım.

Babaannemin gözünde bayramın anlamı; küçüklere verilecek cömertçe hazırlanmış harçlıklar, sabırsızlıkla her biri torun sahibi olan çocuklarının gelmesini beklemek, köşesinde oturup artık ağır işiten kulakları ile muhabbetlere ortak olmaya çalışmak ve belki de bir dahaki bayrama göremeyeceğini düşündüğü sevdiklerini bir kere daha çok yakınında ve birlikte görmenin mutluluğunu yaşamak olabilir.

Benim için; Ramazan ayının sonsuz mükâfatlar ve sırlarla dolu güzel günlerini yeterince değerlendirememiş olmanın verdiği hüznün yanında,  inşallah bir sonraki kutlu aya kavuşma özlemi ve ümidi var…

Alacakaranlık Twilight den…

Iron-Wine…  flightless bird,american mouth

Malzemeler

200 ml. sıvı krema

100 gr. bitter çikolata

100 gr. sütlü çikolata

250 gr. herhangi bir kek

½ çay bardağı iri dövülmüş ceviz-fındık

Üzerine

Hindistan cevizi

Kakao

Dövülmüş antepfıstığı

 

Uygulama

Sıvı kremayı bir kaba alarak sıcağa yakın bir oranda ısıtıyorum.

Çikolataları küçük parçalara kırarak kremaya ekliyorum. Eriyene kadar karıştırıyorum.

İri dövülmüş fındıkları ilave ediyorum.

Keki küçük parçalara ufalayarak karışıma ekliyorum. Hepsini güzelce karıştırıp, soğuyunca buzdolabına kaldırıyorum. Evde bayatlamaya yüz tutan kekler, truff yapmak için bir sebep olabilirJ Böylece kekler de değerlendirilmiş olur.

Tercihen buzdolabında bir gece durduğunda daha güzel şekillendiriliyor, bu kadar vaktiniz yoksa 3-4 saat da yeterli gelebilir.

Şekillendirme aşamasında, ceviz büyüklüğünde parçalar alıp, elimle yuvarladım. Üzerini kaplama malzemesi olarak Hindistan cevizi, kakao ve Antep fıstığı kullandım. Farklı kaplama malzemeleri de düşünülebilir, erimiş çikolata ya da pirinç patlağı olabilir diye düşünüyorum.

Bu malzemelerle 35-36 adet truff oluyor. Misafirlerinize ev yapımı bir lezzet sunmak istiyorsanız, denemeye değer…

Truff tarifini okuyup uyguladığım ve çok beğendiğim sevgili Bayram Kombesi arkadaşıma buradan bu güzel tarifi paylaştığı için çok teşekkür ediyor ve bayramını kutlyorum.

 

Related Posts with Thumbnails
Eylül 10, 2010 Çocuklar İçin, İftar Yemekleri Tarifleri, Tatlılar kategorisine gönderilmiş - devamı