“doğal” etiketi ile etiketlenmiş yazılar

Ev Yapımı Bayram Çikolatası-Truff

Sevgili Arkadaşlar,

Bayram tatlısı tarifini yetiştirememiş olsam da; sütlü kadayıf tatlısının yanında bu sevimli, tatlı truff lardan sizlere ikram etmek ve Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutlarken tarifini paylaşmak istiyorum.

İnşaallah herkes mutlu, huzurlu ve sevdikleri ile beraberdir. Mutlu olmanın, biraz da mutlu etmekten geçtiğini hissetmek için ne güzel günler değil mi bayramlar. Büyüklerimizle buluşmalar, tatlı muhabbetler, küçüklerin koşuşturması, hazırlanan özel yemekler, bayram tatlıları…

Küçük oğlum için, bayramın anlamı; yeni oyuncaklar, çikolatalar, neşeli kalabalıklar, fotoğraflar, uyku saatinin olmaması ve babası ile doyasıya gezmektir sanırım.

Babaannemin gözünde bayramın anlamı; küçüklere verilecek cömertçe hazırlanmış harçlıklar, sabırsızlıkla her biri torun sahibi olan çocuklarının gelmesini beklemek, köşesinde oturup artık ağır işiten kulakları ile muhabbetlere ortak olmaya çalışmak ve belki de bir dahaki bayrama göremeyeceğini düşündüğü sevdiklerini bir kere daha çok yakınında ve birlikte görmenin mutluluğunu yaşamak olabilir.

Benim için; Ramazan ayının sonsuz mükâfatlar ve sırlarla dolu güzel günlerini yeterince değerlendirememiş olmanın verdiği hüznün yanında,  inşallah bir sonraki kutlu aya kavuşma özlemi ve ümidi var…

Alacakaranlık Twilight den…

Iron-Wine…  flightless bird,american mouth

Malzemeler

200 ml. sıvı krema

100 gr. bitter çikolata

100 gr. sütlü çikolata

250 gr. herhangi bir kek

½ çay bardağı iri dövülmüş ceviz-fındık

Üzerine

Hindistan cevizi

Kakao

Dövülmüş antepfıstığı

 

Uygulama

Sıvı kremayı bir kaba alarak sıcağa yakın bir oranda ısıtıyorum.

Çikolataları küçük parçalara kırarak kremaya ekliyorum. Eriyene kadar karıştırıyorum.

İri dövülmüş fındıkları ilave ediyorum.

Keki küçük parçalara ufalayarak karışıma ekliyorum. Hepsini güzelce karıştırıp, soğuyunca buzdolabına kaldırıyorum. Evde bayatlamaya yüz tutan kekler, truff yapmak için bir sebep olabilirJ Böylece kekler de değerlendirilmiş olur.

Tercihen buzdolabında bir gece durduğunda daha güzel şekillendiriliyor, bu kadar vaktiniz yoksa 3-4 saat da yeterli gelebilir.

Şekillendirme aşamasında, ceviz büyüklüğünde parçalar alıp, elimle yuvarladım. Üzerini kaplama malzemesi olarak Hindistan cevizi, kakao ve Antep fıstığı kullandım. Farklı kaplama malzemeleri de düşünülebilir, erimiş çikolata ya da pirinç patlağı olabilir diye düşünüyorum.

Bu malzemelerle 35-36 adet truff oluyor. Misafirlerinize ev yapımı bir lezzet sunmak istiyorsanız, denemeye değer…

Truff tarifini okuyup uyguladığım ve çok beğendiğim sevgili Bayram Kombesi arkadaşıma buradan bu güzel tarifi paylaştığı için çok teşekkür ediyor ve bayramını kutlyorum.

 

Eylül 10, 2010 Çocuklar İçin, İftar Yemekleri Tarifleri, Tatlılar kategorisine gönderilmiş - devamı

Bahçede Yaz Sonu ve Kış Hazırlıkları

 

Bahçemizde yaz sebze ve meyveleri artık toplanıyor, meyvelerin bir kısmı ile reçel yaptık, birçoğunu sevdiklerimizle eş ve dostlarla paylaştık; bir meyve ağacının kaç kişiyi mutlu ettiğini, kaç canlıyı doyurduğunu tahmin bile edemezsiniz; arılar, kuşlar, bizler…

Bahçe aynı zamanda tefekkür etmek için bulunmaz bir mekan. Yaradan ın isimlerinin yansımalarını görebileceğimiz, hiçbir şeyin boşuna olmadığı, uyumlu, ahenkli…

Bahçede bir taraftan kış sebzeleri de ekilmeye başladı. Ağustos başından itibaren, lahana, brokoli, pırasa ve karnabahar fideleri bahçe ile buluştu.

 Şimdi beraber bahçede bir gezintiye ne dersiniz?

bahçe ile buluşmayı bekleyen brokoli fideleri

Bunlar daha şanslı...

kereviz fidelerini Temmuz sonunda ektik

ilk ekilen pırasa fideleri büyüdü bile

bunlar da yeni ekilenler

Bazı kış sebzelerini farklı zaman dilimlerinde dikmek gerekiyor, önce dikilenler erken oluyor, onlar bittiğinde sonradan dikilenler büyüyüp yetişiyor,böylece bütün kış boyunca organik pırasalarımız hiç bitmiyor 🙂

karnabahar fideleri

bu küçük fideler dev lahanalara dönüşüyor

 Bazen kocaman lahanalara minik yeşil tırtılların dadandığını ve büyük bir hızla lahanayı bitirdiklerini görüyoruz. Ama sağlam kalanlar bize yetiyor.

kışın bol bol balkabağı yiyeceğiz

Bahçede en sevdiğimiz meyvelerden biri

Mustafa ve dev yerelmaları

bu ne poz böyle 🙂

Yerelmaları harika bitkiler; bahçeniz büyükse kenarlara bir kez yerelması dikmeniz yeterli, kışın patates toplar gibi toprağın altından yerelmalarını çıkarmak çok zevkli oluyor, gözümüzden kaçanlar ise bir sonraki yıl için tohum vazifesini görüyor. Böylece her yıl yeniden fideler çıkıyor ve büyüyor, muhteşem bence:) Sadece suyu çok sevdiğini söylemeliyim, başka hiçbir bakıma ihtiyaç yok.
Ağustos 30, 2010 Uncategorized kategorisine gönderilmiş - devamı

Zeytinyağlı Domates Dolması

domates dolması

Kolaylığı ve nefis tadı ile iftar sofralarına yakışacak bir tarif paylaşmak istiyorum bugün; zeytinyağlı domates dolması…

Domates, yazın tazesi ile kışın sosu ve salçası ile mutfakta tam bir demirbaş, böyle olunca tüketimi de çok fazla oluyor. Bu yıl domates hasadının, domatesler fide iken havaların önce yağışlı sonra da kurak gitmesi nedeniyle çok az olduğu konuşuluyor. Salçalık domatesler bile oldukça iyi fiyata fabrikalar tarafından alınıyormuş. Şu anda makul olan pazardaki domates fiyatının bayram sonrası, artacağı tahmin ediliyormuş. Bu bilgilere dayanarak domates sosu ve domates salçası yapmak için çok da fazla geç kalmamalı.

Bahçede üç farklı domates yetiştirdik bu yıl; en sevdiğimiz olan sulu ve hafif ekşili pembe domatesler, çok büyük, ince kabuklu ve etli, çekirdeksiz kırmızı domatesler ve uzun salçalık domatesler.

Domatesi alırken kullanacağımız yeri göz önünde bulundurmalıyız;

Pembe domatesler; kahvaltıda kullanmak için ideal, üzerine sızma zeytinyağı ilave edildiğinde hafif ekşimsi tadı ile bütünleşen suyu muhteşem oluyor. İftarda çocukların tabaklarına bakıyorum; yemekler olduğu gibi durmasına rağmen, ortadaki domates salatası bitmek üzere 🙂

pembe domates

Bahçede yetişen ve babamın da ismini bilmediği diğer domates türünü sanırım pazarda görmeniz pek mümkün değil. Yıllardır saklanan ve korunan yerli tohumdan üretilen bu domatesler çok büyük oluyor;  elime sığmadığı için ikiye keserek kabuklarını soymak zorunda kalıyorum genellikle;  şekilleri tam yuvarlak değil, hafif uzun, çekirdekleri çok az, içi dolgun ve etli bir yapıya sahip; 2 tanesi ile kocaman bir servis tabağını doldurmak mümkün.

kırmızı domates

Pazarda da bulabileceğiniz salçalık uzun domatesler, adı üzerinde etli ve çok sulu olmadığı için sos ve salça yapımında rahatlıkla kullanılabilir. Tabi bir de domates dolması yapımında 🙂

domates

Malzemeler

8-10 adet düzgün formlu hafif sert salçalık domates

1 soğan

Bir küçük demet maydanoz

Bir küçük demet taze nane

Tuz, karabiber

1 tatlı kaşığı şeker (silme)

1/ 2 çay bardağı zeytinyağı

1 çay bardağı pirinç (her bir domates için 1 silme çorba kaşığı)

Uygulama

Düzgün formlu ve aynı boyda biraz sert salçalık domatesleri güzelce yıkayarak işe başlıyorum. Niye özellikle bu tür domates? Diye aklınıza bir soru gelebilir; kısaca, pişerken ve servis sırasında dağılmaması için diye cevaplayabilirim. Diğerlerine göre daha sert ve etli olan bu domatesler, içi oyulduğunda ve fırında pişirildiğinde şekillerini kaybetmiyorlar.

Domateslerin tabanı düzgün değilse, hafifçe keserek düzeltiyorum, üstünden bir kapak açarak içinin çekirdekli kısmını alıyorum, bunları atmayıp bir tabakta biriktiriyor ve süzgüde elimle hafifçe ezerek suyunu çıkartıyorum. Yaklaşık yarım çay bardağı oluyor. Bu domates suyunu pirinçler pişerken içine ilave etmek için bir kenarda bekletiyorum.

domates dolması

Domateslerin hepsini bu şekilde hazırlıyorum, domates suyu da hazır 🙂

Dolmanın içini hazırlamak için; soğanı doğrayarak 1-2 servis kaşığı zeytinyağı ile hafifçe kavuruyorum, bu sırada içine bir tatlı kaşığı şeker ilave ediyorum. Yıkanmış ve süzülmüş pirinçleri ilave ederek bir iki kez çeviriyorum ve üzerine 1 çay bardağı sıcak su döküyorum, ayrıca kenarda bekleyen yarım çay bardağı kadar domates suyunu da ekliyorum. Hafif ateşte pirinçler kısmen suyunu çekene kadar 5-6 dakika pişiriyorum. Pilav gibi pirinçlerin tamamen suyunu çekmesini beklemeyin, biraz sulu kalsın.

domates dolması

Hafif sulu kalan pirinçleri ocaktan alıyor ve içine doğranmış maydanoz ve naneyi ilave ediyorum, tuz ve karabiber ilavesi ile beraber güzelce karıştırıyorum.

Domateslerin içini dolduruyorum, fırın kabına yerleştiriyorum. Geriye kalan zeytinyağını domates dolmalarının üzerine gezdirip, 1-2 servis kaşığı da su ilave ediyorum.

domates dolması

Fırında yaklaşık 30 dakikada domates dolmaları tam kıvamında pişiyor.

Püf Noktası

Maydanoz ve taze naneyi mümkün olduğunca çok koymanızı tavsiye ederim.

domates dolması

Ağustos 20, 2010 Dolmalar - Sarmalar, İftar Yemekleri Tarifleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Şeftali Reçeli

şeftali reçeli

Şeftalinin en bol ve güzel olduğu bu günlerde, reçel ve marmelat yapmak için en uygun zaman. Şeftali reçeli her cins şeftaliden olabilir. Bazen yapmak istediğimiz reçele göre şeftali almak için bütün pazarı turlar, bazen de evde yenilmeden kalmış şeftalileri ziyan olmasın diye reçel yaparız.

Şeftali reçeli yaparken sert şeftali seçmek, reçeli kaynatırken şeftali dilimlerinin dağılmaması açısından önemli. Sonra şeftali reçeli hayali kurarken marmelada dönüşmüş bir reçelle karşılaşabiliriz 🙂

Kesin olmamakla birlikte şöyle bir kuraldan bahsedilebilir; şeftali marmeladı için yumuşak şeftali, şeftali reçeli için sert şeftali tercih edilir. Bu tamamen benim mutfağıma ait bir kural 🙂

şeftali reçeli

Geçen yıl yaptığım ve sıcakken kapağını kapattığım için hava almayan ve kilerde olduğu halde rengi hala mükemmel olan bir kavanoz şeftali marmeladı var. Dolayısı ile bahçedeki nektarınlar reçel yapılarak değerlendirilecek.

Nektarin, bir diğer adıyla “tüysüz şeftali” reçel yapmaya çok uygun bir meyve. Biraz sert olanlarını bulursanız reçel yapmak için sakın kaçırmayın. Dilimleri hiç dağılmıyor ve nefis reçeli oluyor.

Benim gibi reçel yapmak için nektarin seçtiyseniz, reçelin rengi ile ilgili bir püf noktayı paylaşmak istiyorum, reçel yaparken şeftalinin birinin kabuklarını soymadan dilimledim. Kırmızı kabuğundan dolayı hafif pembe renkte harika bir reçelim oldu. Nektarinin kabuğu ince olduğu için reçelde çok fark edilmedi, tavsiye ederim.

Diğer reçel tariflerim için buraya bakmanız yeterli…

şeftali reçeli

Malzemeler

1 kg. soyulup dilimlenmiş nektarin cinsi şeftali

1 kg. şeker

1 limon suyu

Uygulama

Şeftalileri yıkayıp soyarak dilimliyorum. Bir tanesini reçele renk vermesi için soymadan dilimliyorum. İstediğiniz gibi dilimleyebilirsiniz, ben elma dilimi şeklinde kestim.

Şeftali dilimlerini tencereye alıyor ve üzerine bire bir ölçü ile şekeri ilave ediyorum. Bir iki saat beklettiğimde yeteri kadar su salmış oluyor.

Tencereyi ocağa alıyor ve kaynamaya başladıktan sonra, ocağın ısısını çok düşürmeden 8-10 dakika kaynatıyorum. Köpükler oluşmuşsa alıyorum.

Bir limon suyunu sıkıp, reçele ilave ediyorum.

şeftali reçeli

Ocağı kapatıyorum, kenara alarak soğumasını bekliyorum.

 Kışın kullanacaksanız sıcakken kavanoza doldurup, kapağını kapatır ve kavanozu ters çevirerek soğuyana kadar bu şekilde bekletirseniz, kapak tutuyor ve hava almıyor. Böylece bozulmadan güvenle saklayabilirsiniz.

şeftali reçeli

Ağustos 3, 2010 Reçeller kategorisine gönderilmiş - devamı

Vişne Marmelatı

 
vişne  marmelatı (sour cherry)

Bu yıl vişne ağacımızda ne yazık ki vişne olmayınca (aslında geçen yıl da sadece 1 kilo kadar yapmıştı) pazardan almaktan başka çare kalmamış, bu arada vişnenin bu yıl genel olarak az olduğunu da gözlemlemiştim.

Aldığım vişnelerle önce vişne reçeli yaptım, reçeller evimizde çok fazla tüketilmediği için az miktarda ama çeşitli meyvelerden yapmayı tercih ediyorum.

Vişne hiç bir işlem görmeden, sapları ayıklanmış ve yıkanmış olarak dondurucuda da saklanabilir, böylece istediğimiz zaman vişneli kekler ya da vişne kompostosu yaparak sevdiklerimize küçük sürprizler hazırlayabiliriz.

 Önceki yıllarda Ramazan-ı Şerif ayının sonbahara ve kışa denk geldiği zamanlarda, vişne kompostosu iftar için hazırlanırdı, meyvenin azaldığı o mevsimde dondurucudaki vişneler, şeftaliler çok işe yarardı doğrusu 🙂 Şimdi karpuz ve kavunun en bol zamanına denk geldiği için o kadar aranır mı bilemiyorum ama ben yine eski alışkanlıkla dondurucuya vişne poşetlerini sıraladım. 

Vişne marmelatı ise; yıllar önce Dursunbey den, sevgili komşum Meral den öğrendiğim harika bir tat… Yaptığı her şey çok güzel ve leziz olan, aynı zamanda çok zevkli bir arkadaş olan Meral ciğimin kulaklarını çınlatıp, bu güzel tarifi paylaşıyorum.

Malzemeler

1 kg. ayıklanmış ve çekirdekleri çıkartılmış vişne

1, 2 kg. tozşeker

1 / 2 limon suyu

Uygulama

Yıkanıp, ayıklanmış ve çekirdekleri çıkartılmış vişneleri, robotta püre haline getiriyorum. Ancak vişne taneleri tamamen kaybolmuyor, küçük de olsa vişne parçalarının kalmasına izin veriyorum.

Reçeli yapacağım büyük boy tencereye, vişne püresini ve şekeri ilave ediyorum.

Kaynama noktasına geldiği andan itibaren, ocağın ısısını hiç düşürmeden 8 dakika kaynatıyorum.

Bu sırada üzerinde oluşan köpükleri alıyorum.

Limon suyunu ilave ederek, tencereyi ocaktan alıyorum.

Çok sulu gibi gelmesi sizi yanıltmasın, soğuduğunda tam anlamıyla harika bir marmelat kıvamını alıyor. Özellikle buzdolabında daha yoğun bir kıvama ulaşıyor.

Marmeladı hemen tüketmeyecek ve kışa saklayacaksanız, sıcakken kavanoza doldurup kapağını sıkıca kapatın ve ters çevirin; bu şekilde soğuduğunda, marmeladın sıcaklığı ile kapak sıkışıyor ve hava almadığı için buzdolabında muhafaza etmeye gerek kalmıyor.

Özellikle, sizin evinizde de reçellerin taneleri yenilip, şurubu geriye kalıyorsa; marmelat yaparak bu sorunu çok tatlı bir şekilde çözebilirsiniz 🙂

vişne marmelatı

Temmuz 11, 2010 Reçeller kategorisine gönderilmiş - devamı

Böğürtlenin Faydaları

Böğürtlen bitkisini hepimiz tanırız, ormanda gezerken karşımıza çıkan bu büyük çalıların üzerinde, küçük ama tadı nefis, koyu renk meyveler vardır ve dikenlerinden korunarak toplamak ayrı bir maharet ister.

Bahçemizdeki aşı böğürtlenlere göre; yabani böğürtlenler küçük ama daha tatlıdır. Böğürtlenin faydalarını okuduğunuzda ve bahçeniz varsa; hemen bir böğürtlen fidanı dikmek isteyebilirsiniz. Böylece, harika böğürtlenli cheesecakeler, böğürtlen şurubu ve böğürtlen reçeli yapabilirsiniz.

 Yetiştirmesi ve bakımı çok kolay olan bu meyve, herhangi bir koruyucu ilaca ya da gübreye gerek duymaz. Yeterli oranda sulandığında üzüm salkımı formunda iri böğürtlenler elde etmek hiç de zor değildir. Bu formdaki böğürtlenlerden ilk önce en alttaki böğürtlen olgunlaşır. Diğerleri kırmızı iken, en alttaki bir tanesinin olgunlaşması ve kararması gerçekten ilginçtir.

Böğürtlen dikimi için sonbahar uygundur, bir kere dikildiğinde ertesi yıl dibinden yeni filizler verdiğini ve çoğaldığını görebilirsiniz. Biz her yıl bu filizlerden isteyenlere, eşe dosta veriyoruz.

Yabani böğürtlen çalılarının aksine, aşı böğürtlen gövdeleri uzayan bir yapıya sahiptir. Asma güller gibi, bir kemer ya da duvar üzerinde harika bir görüntü verirler. Bu yıl böğürtlen dalının sarılması için yaptırdığımız kemer çok işe yaradı ve kemere sarılan böğürtlen dallarında üzüm salkımı gibi böğürtlenler aşağı sarktı. Uzaktan bakanlar, üzüm mü? Diye sorduklarında gülümseyerek hayır, böğürtlen diyoruz.

böğürtlenin faydaları

Böğürtlenin en önemli faydası çok güçlü bir antioksidan olmasıdır. Yaban mersini, çilek ve ahududu ile kıyaslanarak yapılan deneylerde, böğürtlenin en yüksek antioksidan kapasitesine sahip olan meyve olduğu tespit edilmiştir.

Böğürtlen C vitamini açısından güçlüdür, böğürtlendeki bileşenlerin serbest radikalleri yakaladığı, böylece karaciğer ve kolon hücrelerini hasardan koruduğu görülmüştür.

Böğürtlen düzenli olarak tüketildiğinde yaşlılıktan kaynaklanan hafıza kayıplarını önleyebilir.

Böğürtlen suyu harika bir doğal içecektir ve yapımı çok basittir. Taze böğürtlen suyu ishallerde çok faydalıdır.
Mevsiminde yani bu günlerde mümkünse her gün, bir avuç böğürtlen yemeye dikkat etmeliyiz. Böğürtlenin kanser türlerine karşı koruyucu etkisi olduğu kanıtlanmıştır.

Böğürtlenin meyvesi kadar yaprakları da şifalıdır. Ağız yaralarında; 20 gr. böğürtlen yaprağı 1 litre suda haşlanırsa, bu çay ağız yaraları için çok faydalıdır. Ayrıca kurutulmuş yapraklarından yapılan şurubun kanı temizleyici etkisi vardır. Bu şurup öksürüğü olanlara iyi gelir.

Diyabet rahatsızlığı olan hastalar için; kanı incelterek kan şekerini dengeleyen böğürtlen önemli bir şifa kaynağıdır.

Böğürtlen yaralara sürülürse iyileşmelerini kolaylaştırır.

Tansiyonu düşürür, bedeni güçlendirir.

Yerli Amerikan kadınlarının düşüğü engellemek için böğürtlen yediğini biliyor muydunuz?

böğürtlenin büyümesi

Seçim ve Saklama

Koyu renkli, pürüzsüz ve parlak, aynı zamanda çok sert olmayan böğürtlenler bulmaya çalışın.
Buzdolabında saklayın ve 2-3 gün içinde tüketin.

Servis Önerileri

Kullanmadan hemen önce böğürtlenleri soğuk suda yıkayın, bir süzgüye koyarak, fazla el değmeden yıkarsanız dağılmasını da önlemiş olursunuz.

Eğer dondurucuya kaldıracaksanız, yıkadıktan hemen sonra buzluk kabına ya da buzdolabı poşetine koyun.
Olgun böğürtlenleri sade olarak çok rahat yiyebilirsiniz, hafif sert olanları biraz ekşidir. Yoğurt, tahıl gevreği ve meyve salataları ile de harika olur.

Doğal meyve suyu yapabilirsiniz, püre haline getirip, yoğunlaştırılmış böğürtlen elde edebilir ve benim yaptığım gibi dondurucuda saklayıp, kışın taze böğürtlen suyu içebilirsiniz.

Taze ya da donmuş böğürtlenler ile marmelat ve reçel yapabilirsiniz.

en güçlü antioksidan olan böğürtlen

Temmuz 5, 2010 Uncategorized kategorisine gönderilmiş - devamı

Ev Yapımı Kırmızı Erik Suyu

Çok çeşitli meyvelerle, doğal meyve suyu hazırlamak özellikle bu mevsimde çok kolay; vişne, erik, böğürtlen vs. ilk aklıma gelenler.

Yapımı bu kadar kolay olunca, inanın markette hazır meyve sularına elim hiç gitmiyor. Ne kadar da katkısız olsalar evde yapılan mis gibi taze meyve suyu ile boy ölçüşemezler 🙂

Bugün meyve suyu yapmak için kullandığım erikler; kırmızı, kalın kabuklu ve çok sulu olan cinstendi. Pazarda markette kolayca bulunabilir ve alınabilir…

Malzemeler

1 kg. kırmızı erik

2 litre su

1 çay bardağı tozşeker

Uygulama

Erikleri güzelce yıkayıp, tencereye alarak üzerine su ilave ediyorum.

Kaynamaya başladıktan sonra, ocağın altını kısarak 15-20 dakika kaynatıyorum.

Erikler yumuşayıp kabuklarından ayrılmaya başladığında ocağın altını kapatarak bir kenara alıyorum.

Erikler biraz ılınınca süzgüye alıyorum. Pişen erikleri de süzgüde biraz ezdirerek meyve suyuna ilave ediyorum.

Şeker ilavesi ile meyve suyumuz hazırlanmış oluyor.

Püf noktaları;

Şekeri, meyve suyu hazırlandıktan sonra ilave ediyorum.

Süzgüden geçirmek için biraz ılınmasını bekliyorum ancak soğumasına da izin vermiyorum.

Kırmızı ve sulu eriklerle bu meyve suyu harika oluyor.

Temmuz 2, 2010 Ev Yapımı Meyve Suları kategorisine gönderilmiş - devamı

Bademli Kayısı Reçeli (Apricot Jam)

 


 

Pazardan alınıp, sert ve benekli olduğu için yenilmeyen ve dolapta bekleyen kayısıları, reçel yaparak değerlendirmenin iyi bir fikir olacağını düşündüm.

Reçellerde, fındık ya da badem kullanmayı seviyorum; zencefilli elma reçeli ve incir reçelinde fındık kullanmıştım, kayısı reçelinin içine de tatlı olan kayısı çekirdeklerini soyarak ilave ettim. Çok faydalı ve doğal olan bu kabuklu yemişleri özellikle çocuklarımıza yedirmeliyiz.

Kayısı reçeli verdiğim ölçülerle bir küçük kavanoz (250 gr.) ve bir kâse kadar oldu, kabuğu soyulan kayısılar pişerken yumuşadı,  hatta eridi, bu şekli ile pastalarda meyve sosu olarak kullanmaya da elverişli hale geldi.

         Malzemeler

        500 gr. Soyulup dilimlenmiş kayısı

        350 gr. Şeker

        1tatlı kaşığı limon suyu

        Soyulmuş kayısı çekirdekleri

        Uygulama

        Mutfakta yıllarını geçirmiş tecrübeli hanımlar belki ihtiyaç duymayabilir ama mutfak tartısı olmayan bir mutfakta bence bir şeyler eksiktir. Her şeyi göz kararı koyup, nasıl olacak diye strese girmektense basit bir mutfak tartısı almak hayatı kesinlikle kolaylaştırır.

         Reçel için, önce kayısıları soyup dilimledim ve tarttığımda 520 gr. geldiğini gördüm.

         Tencereye dilimlenmiş kayısıları, 350 gr. kadar şeker ve yarım kahve fincanı su koydum.

         Kaynamaya başladıktan sonra, ocağın ısısını biraz azalttım, reçelin üzerinde biriken köpükleri aldım, yaklaşık 15 dakikada reçel kıvamı oluştu.

          Limon suyunun da ilave ederek ocağı kapattım, kayısı çekirdeklerini kırıp, içindeki bademi soydum ve onu da ılınan reçele ilave ettim.

         Reçel, küçük bir kavanozu tam doldurdu ve bir kase de kahvaltılık arttı. Hepimiz reçeli severek yedik…

Related Posts with Thumbnails
Haziran 27, 2010 Kahvaltı, Reçeller kategorisine gönderilmiş - devamı