“Sebze yemekleri” kategorisi için arşiv

Pirinçli Pazı Yemeği

 

Sebze yemeklerini sevenler için pirinçli pazı yemeği ve pazı özellikle sonbaharda sıklıkla tüketiliyordur sanırım. Hele bir de Karadenizli iseniz :)

Aslında, karalâhana gibi pazı da Karadeniz’ e özgü bir sebze ama biz çok seviyoruz. Geçen yıl bahçeye de ekmiştik, kolayca büyüyen bir sebze, ıspanak gibi. Pazı sarması nefis oluyor, neredeyse yaprak sarmasını aratmıyor. Birkaç gün önce pazarda Karadenizli bir teyzenin sattığını görünce düşünmeden 3 demet aldım, demetler de dev gibi; hem pirinçli pazı yemeği yaptım, hem de pazı çorbası.

Pazı ve ıspanak gibi toplandıktan çok kısa süre sonra vitamin değeri azalan sebzeler için en büyük püf nokta, vakit geçirmeden pişirmek olmalı. Pazardan aldığımız gibi, buzdolabına bile koymadan hatta.

Bir diğer püf nokta, tek öğünlük olarak pişirilmeli, ısıtılmamalı.

Pirinçli pazı yemeğini tıpkı ıspanak yemeği gibi pişirdim, havuç ilave edilebilir, güzel olur; zeytinyağı ile pişirmenizi de hatırlatayım…

 

 

Malzemeler

2demet pazı

1 adet soğan

2adet domates

1 kahve(türk) fincanı pirinç

Tuz

1 tatlı kaşığı şeker(silme)

Zeytinyağı

Uygulama

Pazı yapraklarını suyun altında çok güzel yıkıyorum, suyun içinde bekletmiyorum. Bu yıkama işi dakikalarınızı alacaktır, en zor kısım bu :)

İri şekilde doğruyorum, bazı büyük yaprakların sapları çok sertti, onları kullanmadım.

Çelik tencereye 2-3 servis kaşığı zeytinyağını ve küçük doğranmış soğanı koyarak çok hafif kavuruyorum. Bu arada bir tatlı kaşığı şeker ilave ediyorum.

Domatesleri soyarak küp doğruyorum ve tencereye ilave ediyorum, birkaç kez çeviriyorum sadece.

Pazı yapraklarını da tencereye alarak, kapağını kapatıyorum. Bu arada bir kahve fincanı pirinci yıkayarak hazırlıyorum.

Tenceredeki pazıların üzerine pirinci dağıtarak ilave ediyorum. Pirincin çok su çektiğini unutmayın, mutlaka bir miktar su ilave etmek gerekecektir. Ben 1,5 kahve fincanı su ekledim. Yemek piştiğinde neredeyse hiç suyu kalmamış ve pirinçler çok güzel pişmişti.

Yaklaşık 15 dakika yemeğin pişmesi için yeterli, pirinçler piştiği anda ocağı kapatmalısınız.

Eylül 24, 2011 Sebze yemekleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Karnıyarık Tarifi

 

Yemeklerin kralı karnıyarık yemeğidir desek, herhalde çok fazla itiraz eden olmaz. Yanında pirinç pilavı ile oluşan muhteşem ikili genellikle davet sofralarını süsler.

En lezzetli ve aslına uygun hali, patlıcanların kızartılarak yapıldığı şeklidir ve karnıyarık söz konusu olduğunda kalori hesabı kolayca bir kenara bırakılabilir.

Geçen sabah, bahçedeki uzun patlıcanlardan en düzgün olanlarını seçtim karnıyarık yapmak için; seviyorum ama açıkçası her zaman yapmıyorum, yazın daha hafif yemekleri tercih ediyorum.

Karnıyarık ile ilgili püf noktalar ne olabilir?

Patlıcanların küçük ve uzun olması,

Taze ve içlerinin beyaz, çekirdeksiz olması, (içleri çekirdekli ise, zahmete değmez!)

Bol yağda her tarafın aynı oranda kızartılmış olması

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, unuttuklarım varsa, hatırlatırsanız çok sevinirim.

 

 

Malzemeler

6 adet orta ya da küçük boy çekirdeksiz patlıcan

200 gr. yağsız kıyma

1 adet soğan

2 adet domates

2 -3 diş sarımsak

Birkaç tane yeşil sivri biber

Tuz, karabiber

1 çorba kaşığı karışık sos

Sıvıyağı

Uygulama

Önce patlıcanları alaca soyarak tuzlu suda bekletin, acı suyu çıksın. Bu arada görselliğe önem veriyorsanız saplarını koparmayın :)

Kıymayı tavaya koyarak 2-3 servis kaşığı sıvıyağ ilavesi ile biraz kavurun, kıyma suyunu salıp, sonra çektiğinde küçük doğranmış soğanlar ile küçük doğranmış sarımsakları ilave edin ve hafif ısıda hepsini kavurmaya devam edin.

Her zaman yazıyorum; önce soğanları kavurup, sonra kıymayı ilave edince kıyma su salıyor ve bu su ile soğanların rengi çok kötü oluyor. Ya soğan ve kıymayı ayrı tavalarda kavurup sonra birleştireceksiniz, ya da benim yaptığım gibi önce kıymayı sonra soğanı kavuracaksınız.

Soğanlar yeterince yumuşayıp, kavrulunca yani 5-6 dakika sonra bir yemek kaşığı ev yapımı karışık sostan ilave ederek, birkaç tur çeviriyorum, sonra kabukları soyulmuş ve küp doğranmış domatesleri ilave ediyorum. Salça kullanacaksanız yarım yemek kaşığı yeter de artar bile… Domatesleri kısmen suyunu çekene kadar pişiriyorum. Tuz ve karabiber ekliyorum.

Şimdi sıra patlıcanları kızartmaya geldi, bence işin en zor kısmı bu. Ben balkonda elektrikli ocağımın üzerinde kızartıyorum, mutfakta kızartma yapmama gibi bir prensibim var !!

Patlıcanları kızartmadan önce, parçalamadan suyunu iyice sıkmayı ve kağıt havlu ile kurulamayı unutmayın. Bol yağda ve her tarafı eşit oranda kızarmış olmalı, kızarmayan yerler daha sonra pişerken kararıyor, bunu da not etmek gerek…

Ben bazen ortadan biraz keserek kızartıyorum, bazen de önce kızartıp sonra ortasını bıçakla açtırıyorum. Pek fark yok, yeter ki eşit oranda kızarsın.

Fırın kabına yerleştirdiğim patlıcanların ortalarına hazırladığım kıymalı harcı paylaştırıyorum. Genellikle bu iç malzeme artar :) Bu kez benimki artmadı ama arttığı zamanlarda, malzemeyi domates ile biraz daha çoğaltarak pratik bir patates oturtma yapılabilir.

Patlıcanların üzerine domates dilimi ve yeşilbiber koymak adet olmuş, aynen uyguluyorum.

Yarım su bardağı su ile inceltilmiş çok az salça ya da sosu, fırın kabının içine döküyorum ve önceden ısıtılmış fırında suyunu hafif çekene kadar 15-20 dakika fırınlıyorum.

Yanında pirinç pilavı ile nefis oluyor…

 

Eylül 18, 2011 Patlıcan Yemekleri, Sebze yemekleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Bamya Yemeği ( Misket Köfteli )

Taze bamya ile misket köfteli bamya yemeği yapmayı hiç denediniz mi? Nefis olur ve bizim evde çok sevilerek tüketilir.

Taze bamyanın en bol olduğu bugünlerde bahçedeki bamyalar da yetişti. Gün aşırı, büyüyen bamyaları toplamak gerekiyor, 1-2 gün unutulduğunda dev gibi büyümüş bamyalarla karşılaşmak mümkün :)

Bamya yemeği, zeytinyağlı ya da etli farklı yöntemlerle pişirilebilir, dondurucuda saklanabilir, eğer sıcaklık yeterliyse kış için kurutulabilir. Her şekilde güzel olur, tabi püf noktalarına dikkat ederek sevgiyle pişirilirse.

Püf noktalar bamyayı yıkarken başlıyor; önce suyun altında, bekletmeden ve suyun içinde bırakmadan hızlıca bamyaları yıkıyorum ve mutlaka sularının süzüleceği bir süzgüye koyuyorum. Üzerine yarım limonun suyunu sıkarak harmanlıyorum. Limon bamyaların pişerken salyalanmasını engelliyor.

Malzemeler

1/ 2 kg. bamya

1 adet soğan

2 adet domates

1 adet limon

Tuz

Sıvıyağı

Misket köfteler için

200-250 gr. kıyma

Tuz, karabiber

1 küçük soğan

1/ 3 çay kaşığı karbonat

Kızartmak için sıvıyağ

Uygulama

Bamyaları yıkadım, süzgüde suları iyice süzülünce yarım limonu üzerine sıkarak harmanladım, bir kenara aldım.

Kıymanın içine soğanı rendenin ince tarafı ile rendeledim, tuz, karabiber ve karbonatı ilave ederek güzelce yoğurdum. Nasıl yaparsak yapalım kıymanın kalitesi ve tazeliği mutlaka köftenin lezzetinde kendini belli eder.

Kıymanın yoğurma işlemi bitince buzdolabına koydum, bamyaları ayıklayana kadar dinlenmesi gerekiyor. Vakit probleminiz yoksa birkaç saat bekletin derim. Bu köfteler inegöl köfte tarzında, ekmek içi ve yumurta ilave edilmiyor.

Şimdi sıra bamyaları ayıklamaya geldi, bu biraz uzun sürüyor :( bu sırada oyalanacak bir şeyler bulunabilir!

Bamyaların ayıklaması bitince, dolaptaki kıymayı alıyor ve küçük misket köfteler yapıyorum, kıyma elinize çok yapışırsa avucunuzun içini çok az yağlayabilirsiniz.

Köfteleri bol ve kızgın sıvıyağda sadece 1 dakika kızartıyorum, sertleşmeden ve rengi koyu olmadan alıyorum.

Bamyayı her şekilde düdüklü tencerede pişiriyorum. Taze fasulye ve patlıcan gibi yaz sebzeleri de  harika oluyor, az su ilavesi ve kendi suyu ile pişiyor…

Tencereye 1-2 servis kaşığı sıvıyağ ilave ediyorum, küçük doğranmış soğanları hafif soteliyorum, (sadece 1-2 dakika) renkleri pembe olmadan küp doğranmış domatesleri ilave ediyorum. Bir iki tur çevirip bamyaları ekliyorum. Son olarak köfteleri ilave ediyorum, yarım limon suyunu bamyaların üzerine gezdiriyorum, yarım su bardağı kadar da su ilave ediyorum. Düdüklü tencerede piştiği için su kaybı olmuyor, bu nedenle konulacak su miktarı mümkün olduğunca az olmalı bence.

Buhar çıktıktan sonra ısıyı azaltıp 15 dakika pişiriyorum. Zaman konusunda kullandığınız düdüklü tencerenin pişirme süresine uymanızı tavsiye ederim. Benimki yıllar önce aldığım emsan düdüklü tencere. Yeni nesil Clipso tencereler daha kısa sürede pişirir sanırım.

Bereketli iftarlar…

Ağustos 12, 2011 İftar Yemekleri Tarifleri, Sebze yemekleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Kıymalı Biber Dolması

 

kıymalı biber dolması

Vazgeçemediğimiz bir yaz yemeği, kıymalı biber dolması. Nedense çocuklar çok sevmiyor, sanırım biberlerin kabukları ile ilgili bir sorun.

Farklı türde bir sürü dolmalık biber var, benim en sevdiğim ince kabuklu ve küçük boy dolmalık biberler ama her zaman bulmak mümkün olmuyor. İnce kabuklu biberler piştiğinde, biberin kabuğu yenilirken hiç belli olmuyor. Kalın kabuklu biberler denk gelmişse, son çare biberin kabuğunu ayırmak oluyor ne yazık ki :(

Zeytinyağlı ya da kıymalı her şekilde biber dolması bize özgü bir lezzet, bir Türk yemeği. Kışın kurutulmuş biber ve patlıcan ile yapılan kuru dolmanın da tadına doyum olmuyor gerçekten…

Kıymalı biber dolması yaparken en önemli nokta pirinç miktarını belirlemek; dolma içini fazla hazırlayıp, kalan malzemeyi ne yapabilirim diye düşünmektense biber sayısına göre pirinç miktarını belirlemek en doğrusu…

Dolmalık biberler küçük boy ise; her bir biber için bir tatlı kaşığı pirinç yeterli geliyor.

Dolmalık biberler orta ve büyük boy ise; her biber için bir yemek kaşığı pirinç yeterlidir. Gözünüze az gibi gelebilir ama kıyma, soğan ve domates ilave edildiğinde yeteri kadar iç malzemenizin olduğunu göreceksiniz.

Dolma yaparken, yazın domatese ilave olarak karışık domates – biber salçasından da biraz kullanıyorum. Bu salça tarifini şiddetle tavsiye ederim, çok katı bir salça olmuyor, sos kıvamında ve inanılmaz lezzetli :)

 

 

Biberlerin içini doldururken çok sıkıştırmadan doldurmanız gerekiyor, üzerinde domatesin yerleşebileceği kadar da bir boşluk olmalı. Pişirme süresi ve ilave edilen su miktarı da çok önemli. Ne kadar pirinç kullanılmışsa, örneğin 1 bardak pirinç kullanılmışsa, 1,5 bardak su yeterlidir. Pilav yaparken kullandığımız ölçüyü esas almayın, çünkü dolma içinde domates gibi piştiğinde su salan malzemeler olacaktır. Ayrıca kontrolsüz su ilave edildiğinde suyunu çekmesi için biraz daha fazla pişirilecek ve o zaman da dolmanın içindeki pirinçler fazla pişip lapa gibi olacaktır.

Biber dolmasında kullanılan pirince dair bir şey yazmak gerekirse; pilavlık baldo pirinç olmasa da, iyi kalite pirinç kullanmanızı tavsiye ederim.

Malzemeler

12 adet büyük boy dolmalık biber

12 yemek kaşığı pirinç

200 gr. Kıyma

1 büyük boy soğan

3 adet domates

1 adet domates ( biberlerin ağzına kapatmak için)

1 yemek kaşığı karışık sos

Küçük bir demet taze nane

Küçük bir demet maydanoz

Tuz, karabiber, kekik

2-3 servis kaşığı sıvıyağ

 

 

Uygulama

Dolma biberlerini güzelce yıkayarak çekirdek kısımlarını alıyorum. Bunu yaparken basit bir aparat çok işime yarıyor.

Dolma içini hazırlamak için; soğanı ince doğruyor, biber sayısına göre pirinç miktarını belirledikten sonra, pirinçleri yıkayıp süzerek soğanla buluşturuyorum.

Domatesleri doğruyor, maydanoz ve naneyi ince kıyıyor ve karışık sosu ilave ediyorum.

Kıymayı, tuz, karabiber ve biraz da kekik ilave ediyorum.

Bir servis kaşığı sıvıyağ ilavesinden sonra bütün malzemeyi güzelce karıştırıyorum.

Biberleri çok sıkıştırmadan doldurup, ağzını domates ile kapatıyorum, tencereye yerleştiriyorum.

Üzerine 2 servis kaşığı sıvıyağ ve pirinç miktarının 1,5 katı kadar su ilave ederek, kaynama noktasına kadar yüksek, daha sonra hafif ısıda yaklaşık 30 dakika pişiriyorum.

Yanında ev yapımı yoğurt ile servis yapıyorum.

 

 

 

Temmuz 20, 2011 İftar Yemekleri Tarifleri, Sebze yemekleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Fırında Kabak

 

 

Sıcak yaz günlerinde hafif ve sağlıklı yemekler ne kadar çok seviliyor değil mi? Sadece yaz sebzelerinden biri ve zeytinyağı ile sağlıklı, kolay ve lezzetli yiyecekler hazırlamak mümkün oluyor. Fırında kabak, genlerinizde Ege veya Akdeniz havası varsa, çok seveceğinizi düşündüğüm bir lezzet. Ana yemeklerin yanında salata olarak  tüketilebileceği gibi, hafif bir akşam yemeğine de eşlik edebilir.

Bahçede yetişen ve nasıl olduysa yaprakların arasında kaldığı için sadece birkaç gün gözümüzden kaçan dev bir kabak kullandım fırında kabak yemeğini hazırlamak için. Kabak inanılmaz verimli bir sebze. Çok çabuk büyüyor ve çok fazla kabak veriyor, her gün kabak yemeği pişirmemek için sadece bir-iki kök kabak dikmek yeterli. Yoksa evdeki herkes “yine mi kabak?” diyebilir, eşe dosta kabak vermeye bıkabilirsiniz…

Malzemeler

1-2 adet kabak (büyük olursa daha güzel oluyor)

2-3 çorba kaşığı zeytinyağı

Deniz tuzu

Taze nane(isteğe bağlı)

Bir kase yoğurt (tercihen süzme yoğurt)

2-3 diş sarımsak

Uygulama

Dev kabağı yıkayıp soyarak işe başlıyorum. Dörde bölerek ortasındaki yumuşak çekirdekli kısmı çıkartıyorum. Körpe kabak kullanacaksanız buna gerek yok ama benim kullandığım kabağın orta kısmı oldukça yumuşaktı, tam aksine kenarlara doğru kabak normalden daha da sertti ve bu nedenle fırında piştiğinde lezzeti bir o kadar da fazla oldu :)

Kabağı istediğim boyutlarda dilimliyorum. Zeytinyağı ve deniz tuzu ile iyice harmanlıyorum.

Fırın kabına yerleştirip, 240 derecedeki fırında hafif pişip yumuşayana kadar yaklaşık yarım saat pişiriyorum.

Kabaklar pişerken; mümkünse süzme ya da katı yoğurdun içine birkaç diş sarımsak rendeliyorum, biraz tuz ekiyorum ve bir tutam taze naneyi incecik kıyarak ilave ediyorum, hepsini güzelce karıştırıyorum.

Fırından çıkan kabakları bir servis tabağına alarak, üzerine hazırladığım yoğurdu döküyorum.

Afiyet olsun…

 

 

Temmuz 18, 2011 İftar Yemekleri Tarifleri, Sebze yemekleri kategorisine gönderilmiş - devamı

İstiridye Mantar Kavurması

Sanırım bu mantar ile tanışmam biraz geç oldu :)   Ama ilk gördüğümde merak edip aldım diyerek su yüzüne çıkabilirim. Üstelik biraz abartarak oldukça fazla almışım, iki kez kavurmasını ve bir kez de çorbasını yaptım. Sonuç; istridye mantar kavurmasını severek yedik…

İstridye şeklini andıran bu mantar türü, bildiğimiz şapkalı mantar gibi kültür mantarı olarak yetiştiriliyor. Üstelik yetiştirilme sırasında her türlü hastalıklara karşı dayanımı yüksek. Bu bilgi benim için çok önemli, çünkü beyaz şapkalı mantar üretimi sırasında hastalıklara karşı bir takım ilaçlar kullanıldığını biliyorum.

İstiridye Mantarının Faydaları

İstiridye mantarının içindeki yağ oranının düşük olması nedeniyle kalbe iyi geldiği, kolesterolü düşürdüğü ve bu nedenle de bitkisel protein deposu olduğu biliniyor.

Yapılan araştırmalarda iltihaplanmayı engelleyici aktivitesi antibiyotik, antiviral, bağışıklığa etkisi ve kanseri engelleyici aktivitesiyle çok sayıda hastalıkların tedavisinde rol aldığı ifade ediliyor.

Malzemeler

Yarım kg. istridye mantar

3-4 diş sarımsak

4-5 adet taze soğan

2-3 servis kaşığı sıvıyağ

Tuz,karabiber

Uygulama

Mantarları yıkayıp, irice doğruyorum. Derin teflon tavaya sıvıyağ ve rendelenmiş sarımsağı koyarak, sarımsaklar hafif pembeleşene kadar kavuruyorum. Böylece nefis bir aroma oluşuyor.

Tavaya mantarları ilave ediyorum. Ocağın ısısını hiç düşürmeden mantarların önce suyunu salmasını ve daha sonra suyunu çekerek kavrulmasını sağlıyorum. Bu sırada tavanın kapağı açık. Düşük ısı ve kapaklı bir tavada yaparsanız, suyunu salan mantarların (mantarlar gerçekten oldukça fazla su salıyor) bu suyu çekmesi için uzun süre beklemeniz gerekir ve böylece mantarlar gereğinden fazla pişerek, lezzet ve görüntü kaybına uğrarlar.

Mantarları ocaktan indirmeye birkaç dakika varken, tuz ve karabiberi ilave ediyorum. Taze soğanları küçük doğrayarak mantarlara ilave ediyorum. Soğanlar sadece birkaç dakika kavruluyor, bu süre onlar için yeterli :)

Sıcak olarak servis yapıyorum, mantar sevenler bu farklı tadı da çok sevecektir, eminim…

Mayıs 11, 2011 İftar Yemekleri Tarifleri, Sebze yemekleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Yumurtalı Brokoli Sapı

 

 

Mutfakta elinizdeki malzemeyi sonuna kadar değerlendirmeyi düşünüp, lütfedilen yiyecekler ile israf etmeden ve şükür çerçevesinde yaşamayı hedeflemişseniz, eminim siz de brokoli saplarını bir şekilde pişirmişsinizdir.

Mynmar da yemek kültürünü biraz olsun gördükten sonra ve buradaki halkın bazen fakirlikten, bazen alışkanlık ve geleneklerinden dolayı her şeyi değerlendirip kendilerine göre şükür kuşağında yaşadıklarına şahit oluyorum. Saygı duyuyorum…

Şimdi elimizde derlendirilmeyi bekleyen kalın bir brokoli sapı varsa ne yaparız?

Malzemeler

Bir adet brokoli sapı

1 yumurta

Zeytinyağı

Tuz, karabiber, pulbiber

Uygulama

Brokoli sapları kalın olduğunda mutlaka soyarak kullanmak gerekiyor, belki çok ince ve körpe olanları soymaya gerek olmayabilir ama kalın bir gövdeyi soymadan kullanamayız.

İstediğimiz şekilde kesebiliriz, küçük küp şeklinde olabileceği gibi, ince uzun jülyen şeklinde de olabilir.

Teflon tavaya biraz zeytinyağı ilavesi ile brokoliyi alıp hafifçe kavuruyoruz, tuz ilave ediyoruz, hafif ısıda ve tavanın kapağını kapatıp biraz yumuşamasını sağlıyoruz.

Tavanın ortasını hafifçe açtırıp, ortasına yumurtayı kırıyoruz, yine hafif ısıda ve kapak kapalı olarak, karıştırmadan yumurtanın beyazı pişene kadar birkaç dakika pişiriyoruz.

Ocağı kapattıktan sonra, kapağı açmadan birkaç dakika daha bekleyip, sonra servis tabağına alıyoruz.

Üzerine isterseniz karabiber ve pulbiber ilave edin, ya da sevdiğiniz herhangi bir baharat…

İşte, çaresizce atılmayı bekleyen brokoli sapı, şimdi mutlulukla tabakta sizi bekliyor :)

Mynmar dan sevgilerimle…

Mart 7, 2011 Sebze yemekleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Mantar Sote (Melki Mantarından)



Bu yıl sonbahar da yağan yağmurların çok olması ve havaların ılık geçmesi nedeniyle ormanda, dağda bayırda mantarlar coşmuş. Hatta artık zamanı geçiyor bile! Daha önce mantarlı elde açma börek tarifi vermiştim şimdi de sırada melki mantarından sote var.

Doğal olarak yetişen her bitkiye, sebzeye bayılıyorum. Şu an ne yetişmişse, bize ne sunulmuşsa, bizim için ideal olan budur! Diye düşünürüm. Kışın yeşil kabak aramaya, patlıcan yemeği diye ısrar etmeye gerek yok. Dondurucular sayesinde bunun bile çaresi ve kolaylığı bulunduktan sonra, serada yetişen mevsim dışı sebze ve meyvelere hiç bakmam bile !

Doğal mantarı her zaman bulmak, hele melkiyi bulmak çok büyük bir şans. Bunun dışında hepimiz kültür mantarına mahkumuz.

Bursa ve Balıkesir civarında melki diye isimlendirilen çam mantarının farklı isimleri var. Çintar ve kanlıca mantarı bunlardan bazıları. Ülkemizde en çok Bolu ve çevresinde oluyor, ben ilk defa Balıkesir in şirin ilçesi Dursunbey de yemiştim. Bir kere yediğinizde kesinlikle bağımlılık yapıyor, bir daha yemek için gelecek yıl sonbahar gelsin diye sabırsızlıkla bekliyorsunuz :)




Melki den biraz bahsedecek olursak;

Mantar bütünüyle gevrek yapıdadır. Kolaylıkla kırılarak küçük parçalara ayrılabilir.

Gövde kesildiği, kırıldığı yada berelendiğinde havuç suyuna benzer, koyu portakal rengi bir sıvı çıkar.

Şapkanın üzeri açık yada koyu portakal renginde dar, merkezi halkalarla kaplıdır.Şapkanın altında bulunan lameller gövde ile aynı, portakal rengindedir.

Mantarın eti beyazdır. Ancak kesildiği yada zedelendiğ zaman, çıkan sıvı tarafından az yada çok portakal rengine boyanır. Bir süre sonra bu renk önce koyu kırmızıya daha sonra da yeşile dönüşür.

Kendine özgü hoş bir kokusu vardır.




Yetiştiği yerler ve özellikleri:

Genel olarak iki türü bulunur. Bir tür köknar ağacı ile diğer türü çam ağacı ile sembiyoz yaşadığından genel olarak bu tür nemli ormanlarda yetişir. Çam iğnelerinin altında gruplar halinde ya da tek tek görülürler.




Püf Noktalar

Kanlıca mantarlarının temizlenmesi oldukça kolaydır. Mantar gövdesi döndürerek koparıldıktan sonra sadece küçük topraklı ayakucunu kesip atmak yeterlidir. Şapkanın üzeri yapışkan olmadığından ayrıca temizlemeğe gerek olmaz.

Geçkin mantarların tadı biraz sert olabilir. Bunu gidermek için mantar parçalara ayrılıp kapalı bir kapta bir kaç dakika ilave su içinde kaynatılıp suyu dökülür.

Melki mantarının en kıymetli olanı küçük ve körpe olanlarıdır, küçük mantarlar çok daha çabuk pişer.




Malzemeler

1/ 2 kg. temizlenip ayıklanmış melki mantarı

6-7 diş sarımsak

Tuz ve karabiber

Zeytinyağı

Uygulama

Melki mantarının en kıymetli olanı küçük olanlarıdır. Bunlar daha körpe olur ve daha çabuk pişer. Bunu göz önünde bulundurarak aldığım melkileri topraklı kısımlarından temizliyor ve yıkayıp kuşbaşı şeklinde doğruyorum.

Tencereye 3-4 servis kaşığı zeytinyağı koyarak içine soyulup, rendelediğim sarımsakları ilave ediyorum. Çok hafif kavurduktan sonra melkileri ilave ediyor ve birkaç dakika kavuruyorum.

Bu arada mantarlar su salmaya başlıyor, ocağın ısısını azaltıp, tencerenin kapağını kapatıyorum. Melki yi pişirmek, tıpkı kuzu eti pişirmek gibi. Ben tadını da ona benzetiyorum.

Melkiler suyunu salıp, çekene kadar, kendi suyunda pişiyorlar, bu yaklaşık yarım saat sürüyor.

Suyunu çeken melkileri isterseniz çok az yağ ilavesi ile tencerenin kapağı açık olarak ve devamlı karıştırarak 3-5 dakika daha kavurabilirsiniz. Tuzunu ve karabiberi ilave etmeyi unutmayın.

Sadece bu kadar! Afiyet olsun…



Related Posts with Thumbnails
Kasım 24, 2010 Sebze yemekleri kategorisine gönderilmiş - devamı