
Geçen haftanın 3 gününü mayalı hamur tarifleri yaparak geçirdim, haşhaşlı mayalı poğaça da bunlardan biri. Böylece mayalı hamurlar ile aramdaki buzları erittim ve onları kabartmayı başardım
Daha önce tarifini paylaştığım mayalı katmer poğaça da çok güzel kabarmıştı. Haşhaşlı mayalı poğaçanın hamuru aynı malzemelerden oluşuyor. Bu hamuru temel mayalı hamur olarak kabul edebilirsiniz, kolay kabarıyor ve nefis bir tadı oluyor.

Malzemeler
Hamur için;
1 su bardağı süt (ılık)
1 çay bardağı sıvıyağı
1 yemek kaşığı toz pakmaya
1 yemek kaşığı şeker
1 dolu çay kaşığı tuz
3 su bardağı un(biraz fazla da olabilir)
1 yumurta (akı içine, sarısı üzerine)
Haşhaşlı İç harcı
1 çay bardağı haşhaş püresi
1/ 4 çay bardağı sıvıyağı
Uygulama
Hamuru hazırlamakla işe başlayalım; Genişçe bir kabın içine kuru malzemeler olan, un, toz maya, şeker ve tuzu koyup karıştıralım. Ortasını havuz gibi açarak ılık sütü, yağ ve yumurta akını ilave ederek, ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edelim. Hamuru güzelce yoğuralım.
Hamuru genişçe kapaklı bir kabın içine alıp, kapağını kapatarak ılık bir ortamda yaklaşık 1 saat mayalanması için bırakalım.
Mayalanan hamuru 12 eşit parçaya bölerek, bezeler elde edelim. Daha küçük poğaçalar elde etmek isterseniz 16 parçaya da bölebilirsiniz, ben bir sonrakinde daha küçük poğaçalar hazırlamayı düşünüyorum.
İlk bezeyi, merdane yardımı ile servis tabağı kadar açalım. Haşhaş püresinin içine sıvıyağı karıştırılarak yoğunluğunu biraz inceltelim, böylece hamurun üzerine daha kolay sürülecektir.
Açtığımız hamurun üzerine 1-2 çorba kaşığı haşhaştan döküp her tarafına sürelim, resimdeki gibi zarf şeklinde katlayarak bir kenara alalım.

İkinci bezeyi de açarak, aynı şekilde haşhaş sürüp onu da zarf şekline getirip küçültelim.
Şimdi birinci yaptığımız kare hamuru alıp merdane ile hafifçe incelterek, içine biraz haşhaş sürüp, iri parçalanmış birkaç ceviz tanesi de koyarak üçgen şeklinde katlayalım ve tepsiye yerleştirelim.

Bu şekilde bütün bezeleri hazırladıktan sonra, yine ılık bir ortamda bir saat daha kabarmalarını bekleyip, sonrasında içine bir çorba kaşığı kadar sıvıyağı ilave edilmiş yumurta sarısı sürerek 170c deki fırında pişirelim.
Denemeniz tavsiyesi ile iyi tatiller…
CUMHURİYET BAYRAMI

Sevgili Arkadaşlar,
Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun, okuduğumda çok beğendiğim bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum:
Bir eski büyükelçi Ankara’da şunları söylüyor:
Yıllar önce,Ulanbatur’a sefir olarak tayin edilen genç hariciyeci, tecrübeli üstadına gelmiş ve Moğolistan ile ilgili ‘hiçbir bilgi yok, gideyim mi?’ diye sormuş. Büyükelçi, ‘Git biraz incele, şartlar müsait değilse dönersin.’ cevabını vermiş.
Uçaktan indiği zaman lacivert elbiseli bir beyefendi genç, sefiri ‘Hoş geldiniz beyefendi.’ diyerek karşılamış. Şaşırmış sefir ve ‘Siz kimsiniz?’ sorusuna, ‘Ben buradaki iki okulun koordinatörüyüm. Teşrifinizi duyduk, hoş geldiniz demek için geldim. İkametiniz için yer hazırladım, sefaret için bina hazırladık. Buyurunuz hizmete başlayınız. Biz de bekliyoruz, Moğollar da bekliyor.’ cevabını alıyor.
Arkasından 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı gelince sefir yine düşünüyor, tahsisatı yok, imkânı yok ve yabancı bir yer, kimseyi bilmiyor.
Yine yardımına lâcivert elbiseli o genç adam yetişiyor. Mekteplerin bir tanesinin salonunu açıyor ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını Moğollarla birlikte yapıyorlar.
Genç sefir hayretler içinde Türkiye’ye dönüşünde, üstadım dediği eski sefire ağlayarak anlatıyor ve soruyor: ‘Bu ne ruh halidir, kimdir bunları yetiştiren?’ Evet, kimdir bu gençlere bu mefkureyi veren? Kimdir bu gençlere bir Türk büyükelçisinin geleceğini daha evvelden haber alıp, uçağın merdiveninde karşılama nezaketini verip, onun kalacak yerini hazırlayan?
Kimdir bir Cumhuriyet Bayramı’nı onunla beraber kutlamak için bütün imkanlarını seferber eden ve kendi yemeklerini getirip sofralarda ikram eden? Kim bunlar?
İstiklal Harbini Kazanan Ruh Var Bunlarda
Atatürk, Cong Bayırı’ndadır. Anzaklar yukarıya doğru tırmanmaktadır. Asker saf saf gelmekte ve giren alaylar yalnız alay sancağıyla dönebilmektedir. Hepsi şehit olmaktadır.
Gelenler kimisinin elinde bir evrat, kimisi ezberden Yasin-i Şerif okuyarak, Kelime-i Şehadet getirerek ve kıymetli eşyalarını arkadaşlarına bırakarak, ‘dönersem alırım’ diye ve daha evvelki alayın tamamen öldüğünü bilerek şevkle ölüme gitmekte ve on dakika sonra o alay tükenmektedir. Arkasından yeni alay gelmekte ve yine orada, Cong Bayırı’nda şehit olmaktadır.
Atatürk, Ruşen Eşref’i o sahada ilk defa gezdirirken, ona şunu söylemiştir: ‘Türk milletinin bu yüksek imanını, Türk milletinin bu yüksek seciyesini görmeseydim, yaşamasaydım onlara ‘ölümü emrediyorum size’ dediğim zaman, hiçbirisi Kelime-i Şehadet getirmeden koşmasaydı, onları öyle görmeseydim, İstiklal Harbi’ne başlayamazdım.’