“organik” etiketi ile etiketlenmiş yazılar

Sonbahar Meyveleri

İşlere dalınca bahçe ile aramdaki mesafe daha da uzadı, aslında adım atınca bahçeye çıkıyorum ama bazen bakıp da görmüyoruz ya, aynen öyle bahçenin adeta sihirli, her daim değişen dünyasından oldukça uzak kalmışım. Upuzun bir yaz mevsimi geçmiş, şimdi bahçe sonbaharı yaşıyor ve kışa hazırlanıyor.

Ayva çok olunca kış da sert geçermiş diye bir söz vardır bilirsiniz, bizim bahçedeki ayva ağacının dallar meyvelerini taşımakta oldukça zorlanıyor, bazı yerlere destek koymak zorunda kalınmış. Dalları kırılmasın diye bir kısmı da toplanmış, bundan sonra bol bol ayva tarifleri deneyebilirim.

 

Sonbahar çiçeklerinden kasımpatı akşamki yağmurun izlerini taşıyor.

 

Trabzon hurması sever misiniz? Oldukça ilginç ve güzel bir meyve, ben en çok kışın bütün yapraklarını döktükten sonra, çıplak dallarda kışa meydan okuyarak salındığı ve renkleri koyu turuncu olduğu zaman seviyorum. Hatta kar yağdığında bile meyveleri dalında görmek mümkün…

 

Elmalar toplandı ve depolandı, sanırım bütün kış yetecek kadar var…

Bugün bahçede gezerken, siyah incir ağacının üzerinde birkaç incir bulmak harikaydı, kasım ayında dalından incir yemenin zevkini tahmin edemezsiniz.

Kümesinden kaçan bir bahçe sakini! İncirlerin fotoğrafını çekerken adeta fırsat kolluyordu, o da ağzının tadını biliyor.

 

Balkabakları her zamanki gibi yine kendiliğinden yetişip büyüdü, çekirdekleri döküldüğü yerden ertesi yıl tekrar yetişiyorlar.


Bu yıl doğan kedi yavruları büyümüş bile, yaz sonunda doğanları anneleri ile birlikte fotoğraflamayı başardım.

Bahçedeki her şey tamamen organik, kimyasal hiçbir ilaç ya da gübre kullanılmıyor, doğanın gücüyle yetişen bu meyveler ve sebzeler bu yüzden benim gözümde çok değerli…

Kasım 4, 2012 Uncategorized kategorisine gönderilmiş - devamı

Ev Yapımı Çilekli Dondurma Tarifi

 

ev yapımı çilekli dondurma

 

Bu sıcaklarda, dondurma çeşitleri ve buzdolabında soğutulmuş karpuz bizim evde en çok sevilen yiyecekler, özellikle ev yapımı çilekli dondurma için herkes sırada 🙂

Evde dondurma yapmak, sevdiklerimize doğal yiyecekler sunmak çok güzel ama her nedense dondurmayı yaptıktan sonra, belli aralıklarla dondurucudan çıkartıp karıştırma işini bir türlü sevemedim.

Benim hayalimde daha pratik olan dondurma makinesini kullanmak vardı. Geçen yaz, internette çok araştırdım ama satın alabileceğim bir dondurma makinesi bulamadım. Sonunda bu kış Almanya ‘ya görevli giden eşim, dönüşte bana bir sürpriz yaparak Krups dondurma makinesi getirdi. Makine ile dondurma yapmak çok daha pratik. İlk olarak kullanma kılavuzundaki tariflerden denemeler yaptım. Hepsi de çok nefis oldu diyebilirim.

Dondurma makinesi ile ilgili daha detaylı bir yazı en kısa sürede ekleyeceğim inşallah. Şimdi tarife geçelim, yine çok kolay ve yine çok nefis 🙂

Malzemeler

350 gr. Taze çilek

1 kutu süt kreması

1 su bardağı Süt

1 su bardağı şeker

1 paket ekspres salep

Uygulama

Süt ve şekeri bir kaba alarak birkaç dakika kaynatıyorum, daha sonra ekspres salebi ilave ediyorum. Ekspres salep de neyin nesi derseniz, kışın denemek için alınmış ve bir iki paket kilerde kalmış malzemeyi değerlendirmek için kullandığımı söyleyebilirim. Daha önce denendiğini hiç sanmıyorum, içinde salep olduğuna göre işe yarar diye düşündüm. Sonuç; gayet güzeldi ama ekspres salebin ne kadar katkısı olduğunu bilebilmek için bir kere de onu ilave etmeden denemek gerek.

Şekerli, sütlü, salepli karışımı buzdolabında iyice soğuyana kadar bekletiyorum.

Çilekleri robotta püre haline getiriyorum.

Soğumuş olan sütlü karışıma ilave ediyorum.

Yine buz gibi soğuk olan süt kremasını bir kapta mikser ile birkaç dakika çırparak daha yoğun hale getiriyorum.

Bütün malzemeleri karıştırıp, dondurma makinesine koyarak, programın bitmesini bekliyorum.

Daha sonra dondurucuya ve oradan da bizim dondurma canavarlarının tabaklarına 🙂

Temmuz 12, 2011 Dondurmalar, İftar Yemekleri Tarifleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Davulga- Yabani Dağ Çileği- Kocayemiş


Dün tarifini verdiğim kolay kremalı pastada kullandığım davulga meyveleri hakkında biraz daha ayrıntılı bilgi edinmeye ne dersiniz?

Tadı nefis ve görüntüsü harika olan bu küçük meyveciğin birkaç farklı ismi var. Bizim buralarda yani Bursa ve civarında davulga olarak biliniyor. Bazı yörelerde ise, kocayemiş ya da yabani dağ çileği olarak adlandırılmış.

Davulga, gülgillerden çiçekleri beyaz ya da açık pembe olan ılıman iklim seven, küçük bir ağaçtır. Ağacının ince gövdesi kahverenginin kırmızıya çalan bir tür çeşidi rengindedir ve dış yüzeyi pürüzsüzdür. Ana gövdenin dibinden birçok yan gövde çıkar. Dağlık alanların tepelere yakın yerlerinde yetişir.




Meyvelerini sonbaharda verir. Bunlar kırmızı renkte, çileğe benzer ama dışı dikenimsi pütürlerlerle kaplı, içi sarı, sulu, yumuşak olan meyvelerdir. Meyveler, sarıdan koyu kırmızıya kadar birkaç farklı renkte olabilir. Koyu kırmızı olanlar tam olgunlaşmış ve yumuşaktır. Kocayemiş meyvesi kırmızı rengine ulaştığında bu, aynı zamanda kışın geldiğinin de belirtisidir. Ağacın gelişimi çok yavaştır. 25 yılda ancak 9 metreye ulaşabilir.

Dünyada özellikle Akdeniz kuşağında, İber Yarımadasından Asya ‘ya kadar her yerde yabani olarak yetişir. Ege ve Marmara kıyılarındakiler iç bölgelere göre daha göz alıcı ve iridirler.




Ayrıca Madrid’in sembollerindendir. Bir meydanda ağaca patileri dayamış ayı heykeli vardır. İşte bu ayının taciz edip meyvesini yediği ağaç kocayemiş ağacıdır. Madrid sokaklarında süs amaçlı yetiştirilmiştir. Çiçekleri salkım salım açar. Beyaz, dayanıklı ve güzeldir. İspanyollar buna madroño der.




Faydası: Vücudu kuvvetlendirir. Hasta olmayı önler. İdrar söktürür ve karında biriken suyu boşaltır. Böbrek ve mesane hastalıklarının iyileşmesine yardımcı olur. Mide ve bağırsak tembelliğini giderir. Sinirleri kuvvetlendirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Bağırsak kurtlarını döker. Safra ifrazatını arttırır ve safra taşlarının dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer kifayetsizliğini ve şişliğini giderir. Ateşi düşürür. Dişdibi taşlarını eritir. Cilde tazelik ve güzellik verir. Damar sertliği, mafsal iltihabı, romatizmaya faydalıdır. Şeker hastaları da yiyebilir. Midesi zayıf olanlar suyunu içmelidir. Alerji yapabilir.




Sonbaharda fazlası ile yağan yağmurlar ve sonrasında havanın ılık geçmesi neredeyse ikinci bir baharı yaşatıyor. Bir yandan yapraklar dökülürken, diğer taraftan da yemyeşil çimenler çıkmakta !




Davulga toplama macerası ile başlayan ormandaki gezimiz, küçük bir dere kenarında son buldu. Mustafa elinden bırakmadığı topunu oynayacak bir yer bulduğu için sevinçle koşarken biz de termosla yanımıza aldığımız çaylarımızı yudumladık. Bu küçük gezi hepimize çok iyi geldi…



Kasım 23, 2010 Uncategorized kategorisine gönderilmiş - devamı

Davulga Meyvesi Ve Kolay Kremalı Pasta



Birkaç yıl önce keşfetmiştik; kasım ayı başlarında Su uçtu şelalesine giden köy yollarında davulga meyveleri oluyor. Ormanda yetişen bu kırmızı göz alıcı meyvelerin tadı da çok güzel, doğal olarak yetişmesi ayrı bir özellik, şifa niyetine diyerek bir iki tane yedikten sonra, daldaki bütün davulgaları toplamak, bununla da yetinmeyip, ormanda davulga keşfine çıkmak, işten bile değil 🙂

Bayramda havalar çok güzeldi, bunu fırsat bilerek şelaleye bir gezi yapmak, bu arada, aklımızda yer eden bu kırmızı minik yabani dağ çileklerinden toplamak istedik. Bizim gibi düşünen başkaları da varmış 😀 Su uçtu şelale yolu oldukça kalabalıktı, çok olmasa da davulga bulduk, yedik, topladık, fotoğraflarını çektik. Harika bir meyve bu, insana; pasta yaparak üzerini bu meyvelerle süsleme hissi uyandırıyor.

Kasım ayında ormanda geziye çıkar da böyle bir meyve ile karşılaşırsanız, tereddüt etmeden yiyebilirsiniz. Hepsini değil, orman sakinlerine de bırakın 🙂

Üzeri yabani dağ çilekleri ile süslü pasta hayalini gerçeğe dönüştürmek için en kısa yolu seçerek, kremalı kolay bir pasta hazırladım, sonbahar pastası da denilebilir buna, işte tarifi…




Malzemeler

3 yumurta

1 su bardağı şeker

1/ 2 su bardağı ılık su

1/ 2 su bardağı sıvıyağı

1 paket kabartma tozu

2 su bardağı un

Ara krema

1/ 2 kg. süt

1 yemek kaşığı nişasta

1 yemek kaşığı un (tepeleme)

1 yumurta

2/ 3 su bardağı şeker

Üzerine

2 paket süt kreması

Veya

2 paket krem şanti ile hazırlanmış krema

Damla çikolata

Hindistan cevizi

Bir avuç davulga meyvesi



Uygulama
Önce ara kremasını yapıp, soğumaya bırakıyorum. Kremayı yaparken, tüm malzemeleri sütle buluşturup, aralıksız karıştırarak pişirdim ve soğurken kremanın üzeri kabuk tutmasın diye streç film ile kapattım.

Aslında kremalı pastalara pandispanya keki daha uyumlu oluyor ama bu kez, işin kolayını tercih ederek, her zaman yaptığım kolay kek tarifini uyguladım. Bu kek tarifi, mutfağımın demirbaş tariflerindendir ve her zaman başarılı sonuç verir. İçine değişik malzemeler ilave edebilir, farklı lezzette kekler de yapabilirsiniz.

Keki yaparken; yumurta ve şekeri mikserle çırpıyor, ılık su ve sıvıyağı ilave ediyor, unu ve kabartma tozunu beraberce eleyerek kek karışımına ekliyorum. Kek hamurunu, yağlanmış kelepçeli kalıpta ve 170 c.de pişiriyorum.

Fırından çıkan keki soğuduğunda, ortadan ikiye kesiyor ve ara kremasını sürüyorum.

Pastanın üzerini ve yanlarını süt kreması ile hazırlanmış bir krema ile kaplayıp, bol Hindistan cevizi ile süsleyerek yabani dağ çilekleri ve damla çikolatalar ile süslemeyi tamamlıyorum.




Süt kremasını krema haline getirmek için, kremanın çok soğuk olmasına dikkat etmek gerekiyor, bir iki çorba kaşığı yumuşak tereyağı kıvam almasını çok kolaylaştırıyor ama ben bu kez tereyağı kullanmadım, krema biraz yumuşak oldu ve sıkma torbası ile şekillendirmede biraz sorun yaşadım.

Krem şanti ile daha başarılı sonuç alınabilir.

Davulga meyveleri ile renklenen bu sonbahar pastası, güzel bir orman gezisinin anısı olarak sitede yerini aldı. Sevgilerimle, iyi haftalar…



Kasım 22, 2010 Pastalar kategorisine gönderilmiş - devamı

Elde Açma Mantarlı Börek

 

Arkadaşlar, bu gerçekten yapımı ile ve içinde kullandığım çam mantarı ile özel bir börek oldu.

Elde açma börekler artık mutfağımın klasiği haline geldi diyebilirim. Her seferinde biraz daha ustalaştığımı ve daha kısa sürede yaptığımı hissediyorum.

Böreği daha masum hale getirmek için bu kez hamur katlarında sadece zeytinyağı kullandım. Eğer tereyağı kullanmak istemezseniz, zeytinyağı ile de çok güzel oluyor. Belki biraz sert ama kesinlikle daha sağlıklı 🙂

Börekte kullandığım mantarlardan bahsetmek istiyorum. Melki diye isimlendirilen çam mantarları ile ilk defa yıllar önce Balıkesir in Dursunbey ilçesinde tanıştım. Mantarın ismi yöreye göre değişiyor, çintar, kanlıca mantarı olarak da biliniyor.

Sonbahar yağmurlarının bol olduğu zamanlarda, hele bir de yağmurdan sonra havalar birkaç gün güneşli ve ılık geçerse, melki toplama zamanı gelmiş demektir. Mantarın kendisi ve lezzeti kadar inanın, ormanda mantar toplamak da çok zevklidir.

Melkiler diğer çayır mantarlarının aksine toprak yüzeyine pek çıkmaz ve çam yapraklarının oluşturduğu torfların altında gizlenirler. Bu nedenle çok dikkatli bir gözle aramak ve yüzeyden yukarıya doğru çıkmış minik tepecikleri kontrol etmek gerekir. Bir tanesini bulduysanız, mutlaka yakınında ailesine de ulaşırsınız 🙂

Sepetinizdeki mantarlar sizi motive etse de, bence en güzeli;  ormanda yürüyüş yapmak, bol oksijenli havasını ciğerlerinize doldurmak, ormanı ve kendinizi dinlemektir.

Kültür mantarının aksine, melki mantarı tamamen doğal ve organiktir. Bence bu, onu kıymetli yapan en önemli özellik. Bu yıl bol yağan yağmurlar nedeniyle çok var ve fiyatı da oldukça ucuz. Pazarda gördüğünüzde sakın kaçırmayın, bu nefis ve doğal mantarlardan bol bol faydalanın, şifa ile…

Ben elde açma mantarlı böreği, sevgili Feriha Ablacığım için yaptım. Kendisi susamçörekotu bloğunun sahibesi. Dün, bir saat gibi kısacık bir zaman diliminde de olsa Feriha ablayı evimde konuk etmekten çok büyük mutluluk duydum. Tatlı muhabbetlerle çayımızı yudumladık,bloğa başlama maceralarımızı anlattık, daha sonra bahçeyi gezdik.

Çayın yanında ne mi vardı??

zeytinyağlı yaprak sarma

sadrazam lokumu

kaymaklı kemalpaşa tatlısı

elde açma mantarlı börek

 Bugün sağlığı ile ilgili öğrendiğim iyi haberleri şimdiden müjdelemek isterim. İnşaallah tam olarak sağlığına kavuşması için sizin gibi ben de dua ediyorum.

Malzemeler

1 yumurta

1 kahve(türk) fincanı zeytinyağı

Tuz

Un( 5 su bardağı)

Su

Hamurların arasına

150 gr. tereyağı (bu kez zeytinyağı kullandım)

İç Malzemesi

500 gr. melki mantarı

2 soğan

2 adet haşlanmış patates

Tuz, karabiber

Üzerine

1 yumurta sarısı

2 çorba kaşığı eritilmiş tereyağı

Uygulama

Önce böreğin içini hazırlıyorum; melki mantarlarını güzelce yıkayıp küçük küp şeklinde doğruyorum. Soğanları da küp şeklinde doğrayarak 2- 3 servis kaşığı zeytinyağı ile hafifçe kavuruyor ve doğranmış melkileri ilave ediyorum. Beraberce mantarlar suyunu salıp, çekene kadar, hafif ısıda pişiriyorum. Tuz ve karabiber ilave ediyorum. Bu arada iki büyük boy patatesi haşlayıp, ılındıktan sonra iri şekilde rendeliyorum. Mantarların altını kapattıktan sonra rendelenmiş patatesi ilave ediyorum. Böylece börek içimiz hazırlanmış oluyor.

Hamur malzemeleri ile kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yapıyorum,  yarım saat dinlendiriyorum.

Hamuru 16 eşit parçaya ayırıyorum, dörtlü gruplara ayırıyorum.

İlk gruptaki dört hamuru ayrı ayrı pasta tabağı kadar açıp, aralarına 1 çorba kaşığı zeytinyağı sürüyorum, üst üste koyup, hepsini birlikte oklava ile açıyorum. Buradaki gibi

Açılan hamuru ortadan ikiye bölüyor, yuvarlak olan kısmına iç malzemesinden koyarak, rulo şeklinde bir bütün olarak kıvırıyorum.Buradaki gibi

Yuvarlak tepsiye göre çok sıkı olmayan bir şekilde kendi etrafında sararak yağlanmış tepsiye yerleştiriyorum.

Diğer açılmış hamura da iç malzeme koyarak rulo şeklinde sarıyor ve tepsideki diğer hamurun bittiği noktadan devam ediyorum.

Kasım 10, 2010 Börekler, İftar Yemekleri Tarifleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Taneli Börülce Yemeği

 

Daha önce taneli börülce ile ovmaç çorbası tarifi vermiştim. Bu kez, taneli börülceler zeytinyağı ile buluşup, sağlıklı, nefis bir yemeğe dönüştü.

Börülcenin en sevdiğim hali, tanelenmiş ama kuruma mış halidir. Siteyi takip eden arkadaşlar artık biliyor, burada sütlü börülce diye tabir edildiğini. Bu sütlü börülce taneleri ile ister yemek yapın, ister salatasını, her şekilde inanılmaz lezzetli olurlar.

Bahçede bu yaz, iki tur börülce ekildi. Mayıs ayında ekilen ilk tur tohumlar, yaz ortalarında börülce vermeye başladı, yeşil fasulye gibi tüketilen bu harika sebzeyi ailecek çok seviyoruz. Salatasını ve yemeğini bol zeytinyağı ile yapıyoruz.
Biraz daha geç ekilen 2. tur börülceler kışlık olarak ve taneli tüketmek için düşünüldü sevgili annem tarafından. Bahçeden de en son onlar toplandı, ayıklanıp dondurucuya kaldırıldı.

Börülce ile ilgili ilginç bir bilgi paylaşmak istiyorum. Bildiğiniz gibi, börülce tanelerinin ortasında siyah bir benek olur, bir tanıdık vasıtası ile İzmir den bize gelen tohumların ortalarındaki benek ise yeşil.

Ne fark eder? Diye düşünenlere; yemeğin rengi, yeşil benekli börülce taneleri ile yapıldığında daha güzel ve doğal oluyor. Diğer börülceyi yemekte kullanmadan önce bir taşım kaynatıp, çıkan koyu renkli suyu döküyoruz.

 

 

 

Malzemeler

Yarım kg. taze tane börülce

1 büyük soğan

1-2 servis kaşığı küp domates

1 salçalık kırmızıbiber

Tuz

1 tatlı kaşığı şeker

Zeytinyağı ( 3-4 servis kaşığı)

Uygulama

Zeytinyağlı sebze yemeklerini genellikle düdüklü tencerede pişiriyorum, zamandan tasarruf sağlandığı gibi, çok az su ilavesi ile sebzeler kendi suyunda pişiyor.

Soğanları küp şeklinde doğrayarak, tencereye alıyorum, zeytinyağı ilavesi ile çok hafif kavuruyorum. Bu sırada 1 tatlı kaşığı şeker ilave ediyorum.

Yazın bahçe domatesleri ile yaptığım küp domates konservesinden 1-2 servis kaşığı ilave ediyorum, bir iki kez çevirdikten sonra, tane börülceleri ilave ediyorum.

Küçük doğranmış kırmızıbiberleri ve tuzu ekliyorum. Yarım su bardağı kadar sıcak su ilavesi ile düdüklü tencerenin kapağını kapatıyorum.

Buhar çıkmaya başladıktan sonra ısıyı azaltıp, pişme süresini 7-8 dakikaya ayarlıyorum.

Yanında salatalık turşusu ile harika bir ikili oluşturuyorlar, denemeniz tavsiyesi ile, iyi haftalar…
 

 

 

 

Kasım 8, 2010 İftar Yemekleri Tarifleri, Zeytinyağlı yemekler kategorisine gönderilmiş - devamı

Ev Yapımı Tatlı Nane Sosu- Nane Aroması

 

Nane reçelinden esinlenerek yaptığım ve nane sosu olarak adlandırdığım bir deneme paylaşmak istiyorum şimdi. Bahçede son yağan yağmurlardan sonra coşup, göz alıcı bir yeşile bürünen ve büyüyen naneleri biraz olsun azaltmak ve değerlendirmek adına işe giriştim 🙂  Annem bu fikri biraz şaşkınlıkla karşıladı ama merakla karışık desteğini de esirgemedi.

Basit bir şekilde ilk aklıma gelen yöntemle yaptığım nane sosunu naneli çikolatalı kolay kek yaparak hemen test ettim ve bayıldık. Kıvam olarak biraz akıcı olduğu için, sanırım sadece kek yapımı için uygun ama en kısa sürede deneyeceğim ikinci bir denemede; naneyi su koymadan sadece şeker ile buluşturmayı düşünüyorum, böylece kurabiyeler için de kullanabileceğim bir nane aroması  elde edebilirim sanırım.

Tabi şeker ile buluştuğu için sadece tatlı tariflerde kullanmak gerekiyor. Tuzlular için her zamanki gibi kurutulmuş nane kullanmaya devam…

Malzemeler

Büyük bir demet nane

1 su bardağı şeker

1 kahve(türk) fincanı su

Uygulama

Nane yapraklarını yıkayarak saplarından kopartıyorum.

Buharda pişirme aparatına koyarak, yaklaşık bir fincan su ilavesi ile buharda 3-5 dakika yumuşatıyorum.

Nane yapraklarını ve altındaki suyu robota alıyorum.

Üzerine bir su bardağı şeker ilave ederek robottan geçiriyorum. Mümkün olduğu kadar homojen bir karışım elde edene kadar ara ara robotu çalıştırıyorum.

İşte bu kadar; nane sosumuz hazır, küçük bir cam kavanoza koyup, ağzını sıkıca kapatıyorum ve buzdolabına kaldırıyorum.

Buzdolabında ne kadar süre dayanacağı benim için şimdilik büyük bir merak konusu 🙂

NANENİN FAYDALARI

Öncelikle hazmı kolaylaştırıcı etkisi vardır. Gaz söktürür. Karaciğer yetersizliğini giderir. Safra akışını düzenler. Mide ağrılarını keser.

Bağırsaklarında problem yaşayanlar için birebirdir. Bağırsak spazmını giderir. Nefes almayı kolaylaştırır. Astım, grip, bronşit ve öksürükte faydalıdır.

İçerisindeki B vitamini sayesinde sinir rahatsızlıklarına iyi gelir. Sinirleri kuvvetlendirir. Sükunet verir. Heyecanları ve korkuyu yatıştırır.

Kusmaları önler. Bu nedenledir ki, mide bulantılarında limonla bir likte kaynatılarak tüketilmesi tavsiye edilir…  Migren, uykusuzluk ve baş dönmelerinde faydalıdır. El ayak titremesi, dil tutukluğu, felç ve uykusuzlukta kullanılır. Kalbi kuvvetlendirir. Sinirsel kalp çarpıntılarını keser.

Anne sütünü artırır. Soğuk algınlığında faydalıdır. Mide ülseri ve gastrit olanlar fazla kullanmamalıdır. Şekercilik, lavantacılık ve eczacılıkta kullanılır.

Ekim 1, 2010 Uncategorized kategorisine gönderilmiş - devamı

Taze İç Börülceli Ovmaç Çorbası

 

Taze iç börülceli ovmaç çorbası sevgili babaannemin tariflerinden olup benim de en sevdiğim çorbalardan biridir. Çorbayı, bahçede içlenen börülceler ile yaptım ve şimdi, içlenmiş ama taneleri kurumamış börülcelerin tam mevsimi; bugünlerde köy pazarlarında rahatlıkla bulabilirsiniz, hatta ayıklanmış olarak bile bulmak mümkün.

Taze iç börülce ve kuru börülceyi tanımlamak gerekirse;

Kuru börülce:

Börülce körpe iken kopartılmaz ve böylece içindeki taneler büyür. Bu içli börülceler dalında iyice kurumaya bırakılır ve sonra kuruyan taneleri alınırsa, kışın kullandığımız ve bildiğimiz “ kuru börülce” olur. Kuru börülcenin yemeği yapılabildiği gibi daha önce yaptığım ve çok besleyici olan kuru börülce salatası olarak da değerlendirilebilir.

Taze iç börülce

Eğer dalında içlenen börülceler kurumadan koparılır ve börülce taneleri kurumadan alınırsa; bunların adına bizim buralarda “ sütlü börülce” denir. Tanelenmiş ama hala körpe anlamında kullanılır. Kuru börülce gibi dayanmaz, hemen pişirmek gerekir.

Börülceyi ya da taneli bakliyatları seviyorsanız taze iç börülceye de bayılırsınız.

Malzemeler

1 su bardağı içli taze börülce

1 soğan

1-2 domates

Zeytinyağı

Tuz, karabiber

Ovmaç Malzemesi

1 kahve fincanı un

1 yumurta sarısı

Tuz

Uygulama

Börülceleri ayıklayarak küçük bir tencereye alıp, üzerini 2-3 parmak geçecek kadar su ilave ediyorum ve kaynama noktasından sonra yaklaşık 20 dakika börülceler yumuşayana kadar haşlıyorum. Daha sonra suyunu süzerek bir kenara alıyorum.

Ovmaç malzemeleri ile bir hamur yapıyorum, hamuru çok fazla toparlamadan elime küçük bir parça alıp, baş ve işaret parmağımın arasında hafifçe oynayarak, arpa şehriye görünümünde bir hamur elde ediyorum. Boyutları da arpa şehriyeden biraz büyük oluyor. Bütün hamuru bu şekilde ovmaç haline getirdikten sonra üzerine çok hafif un serperek yapışmasını önlüyorum.

Çorba yapacağım tencereye soğanı ve domatesi rendenin ince tarafı ile rendeleyerek ilave ediyorum. Bir, iki servis kaşığı zeytinyağı ilavesi ile domates ve soğanın kavrulmasını sağlıyorum.

Tencereye yaklaşık 1 litre kadar su koyuyorum, kaynamaya başladığında haşlanmış iç börülceyi ve ovmaç hamurlarını kaynayan suyun içine bırakıyorum.

Çorbanın tuzunu ilave ediyorum. Kaynamaya başladıktan sonra ocağın ısısını azaltıp yaklaşık 20 dakika pişiriyorum. Hamurların unlu olması nedeniyle çorbanın suyu sanki terbiye yapılmış gibi az da olsa koyulaşıyor.

Servis yaparken tabağınıza bir çorba kaşığı yoğurt da ilave edebilirsiniz, bence mükemmel bir tat oluşuyor, tavsiye ederim.

Related Posts with Thumbnails
Eylül 25, 2010 Çorbalar, İftar Yemekleri Tarifleri kategorisine gönderilmiş - devamı