Ağustos 2011 için arşiv

Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun

 

 

Gelin dostlar, bayram edelim, bayramlaşalım…

Gelin bütün koşturmacaları bırakalım, bayram edelim, bayramlaşalım. Sevgilerimizi paylaşalım, sevgiyi çoğaltalım…

Acılarımızı paylaşalım, acıyı azaltalım. İnciyi görmek dalgıcı sevindirir ve sevgide cimrilik bayramı mateme döndürür…

Afrika’da derinden derine batmış inci inci dişlere dalgıçlar gerekiyor. Gelin bayram edelim.

Çünkü bayramda sevgiler ırmak ırmak akar gönüllere… Irmak başında otururken aman ha, kimseden suyu esirgemeyin.

Şimdi bayramdır; sevgi sahilde her çakıl taşında; sevgi her evde her sokak başındadır…

Bayramınız mübarek olsun!..

İskender Pala

Ağustos 30, 2011 Uncategorized kategorisine gönderilmiş - devamı

Dilber Dudağı Tatlısı

Bayram için tatlı tariflerine devam ediyorum.  Dilberdudağı, hamur açma konusunda biraz tecrübeliyseniz kolayca yapabileceğiniz bir tatlı.

Hamur tatlılarında birçok püf nokta var ve birden fazla adımı başarıyla geçmeniz gerekiyor. Hamurunuz çok güzel açıldı, güzel pişti ama şerbetini tam kıvamında yapamazsanız, istediğiniz sonuca ulaşmanız mümkün değil. Bu nedenle önceleri tatlı yaparken yarım ölçülerle denemenizi tavsiye ederim. Hem malzeme açısından hem de zaman açısından kaybetmemiş olursunuz.

Eğer iki kişi yapma imkanınız varsa, dilber dudağı tatlısı çok daha kolay ve kısa sürede bitecektir.

 

 

Malzemeler ( 1 cup 240 ml.yaklaşık 1 su bardağı)

1 yumurta

1/ 3 cup süt

80 gr. tereyağı

1/ 2 paket kabartma tozu

Bir fiske tuz

1 tatlı kaşığı sirke

4 cup un (yaklaşık)

1 / 2 paket vanilya

Şerbeti

3 su bardağı şeker

2,3 su bardağı su

Üzerine

2 yemek kaşığı tereyağı

5-6 yemek kaşığı sıvıyağı

İçine

İri kırılmış ya da tane ceviz, fındık vb.

Açmak için

1 su bardağı nişasta (yaklaşık)

 

 

Uygulama

Geniş bir kabın içine; 1 yumurta, 1/3 cup süt, erimiş tereyağı, tuz ve sirkeyi ilave edip karıştırıyorum.

Kabartma tozu ve vanilyayı un ile birleştirip, diğer malzemelere ekliyorum. Son bir cup unu kontrollü ilave ederseniz daha iyi olur.

Hamuru çok güzel yoğuruyorum, önce iki bezeye ayırıp, her bir bezeyi kendi arasında 13-14 küçük bezeye bölüyorum.

Küçük bezeleri elimle yuvarlatıp, bol nişasta ve merdane yardımı ile açıyorum. Çok büyük açmanıza gerek yok, kahvaltı tabağından biraz daha küçük açıyorum. Bu arada bol nişasta kullanıyorum.

Birinci tur hamurların hepsini açıp, üst üste koyduktan sonra, hamur grubunu alt-üst ederek ve üzerine nişasta serperek önce merdane ile biraz büyütüyorum.

Sonra oklava ile açabildiğim kadar ince açıyorum. Hamur yağlı olduğu için çok kolay açılıyor.

Hamuru açarken başlarda nişasta serpiyorum ama hamur büyüdükçe kullandığım nişasta miktarı azalıyor, ters orantı var! Sadece yapışmasını önleyecek kadar minimum seviyede nişasta kullanıyorum.

Diğer hamuru da açıp, bu iki büyük hamuru üst üste koyabileceğiniz gibi, benim yaptığım yöntemle de yapabilirsiniz. İlk hamuru büyük açıp, ortadan ikiye katlayabilirsiniz, yine iki katlı hamur elde ettik :)

Çay bardağının ağzı ile hamurdan küçük daireler kesiyorum. Kenar ve kıyıların çok az kalmasına dikkat ediyorum, en küçük bir parça hamurun bile ziyan olmasını istemiyorum. Kenarlardan kalanları bir şekilde birleştirip içine fındığını koyarak tepsinin bir köşesinde onları da pişirip şerbetledim.

 

 

Dairelerin içine kaju fıstığı koyarak bastırmadan ikiye katlıyorum.

Tepsiye sıkıştırmadan yerleştiriyorum.

Diğer hamuru da aynı şekilde açıp, ortadan ikiye katlıyor, bardakla kesip, ortalarına fıstık koyarak katlıyorum. Sıkıştırmadan tepsiye diziyorum.

Bu ölçülerle iki borcam tepsi tatlı oldu. İsterseniz siz ölçüyü biraz daha arttırabilirsiniz.

Tereyağını ve sıvıyağını bir kaba alarak ısıtıyorum. Tereyağını çok fazla kızdırmayın, pişerken hamurların üzerinde siyah yanık izleri oluşuyor.

Her bir hamura, fırça yardımı ile tereyağını bol bol sürüyorum.

Önceden ısıtılmış 170 derecedeki fırında kızarana kadar pişiriyorum.

Şerbetini yaparken; şeker ve suyu bir kaba alıyor ve kaynamaya başladıktan sonra hafif ısıda 20 dakika kaynatıyorum, biraz limon sıkarak soğuması için bir kenara alıyorum.

Hamur tatlılarında şerbetin biraz koyu olması gerekiyor, özellikle dilberdudağı tatlısında şeker miktarı su miktarından daha fazla olmalı, bunu göz ardı etmeden uygulayın, yoksa tatlılar çıtır çıtır olmak yerine yumuşak olur.

Fırından çıkan tatlının birkaç dakika dinlenmesine izin veriyor, sonra soğuk şerbeti kepçe yardımı ile tatlılarla buluşturuyorum.

 

 

Ağustos 25, 2011 Tatlılar kategorisine gönderilmiş - devamı

Midye Tatlısı Tarifi

Bayramda tatlısız olmaz! Mutfağa girip ya kendimiz yapacağız ya da güvenilir bir yerden satın alacağız. Güvenilir derken, temizlik ve kullanılan malzemenin kalitesi ilk aklıma gelenler.

Evinizde misafir trafiği yoğun geçiyorsa, daha bereketli olan tatlılara yönelmeniz gerekir. Örneğin kekli baklava, hazır baklava yufkası ile çok çabuk yapılıyor.

Bizim gibi bayramı gezerek geçiriyorsanız, misafir kabul etmekten çok, misafirliğe ve büyükleri ziyarete gidiyorsanız; tatlı seçimi konusunda çok daha özgürsünüz. Örneğin midye tatlısı yapabilirsiniz, ya da şekerpare.

Midye tatlısını daha önce maya ile yapmıştım, bu kez kabarma tozu ile denedim. Sanırım kabartma tozu ile daha pratik ve güzel oluyor. Aşağıda verdiğim ölçüler ile 36 adet midye tatlısı oldu, ama siz biraz daha ince keserseniz hem daha güzel şerbeti içine çeker, hem de sayı olarak daha fazla olur.

Hepimizin evinde farklı boyutta bardaklar olduğu için, standart cup ölçüsü kullanmayı tercih ettim. Bu minik ölçü kapları çok pratik !

 

 

Malzemeler (36- 40 adet)

( 1 cup 240 ml. yaklaşık 1 su bardağı)

1 adet yumurta

1/ 2 cup süt

1/ 2 cup yoğurt

1/ 2 cup sıvıyağı

1/ 2 kabartma tozu

1 çorba kaşığı sirke

1 tutam tuz

4 cup un (yaklaşık)

İçine

1 su bardağı ceviz ya da fındık fıstık

Üzerine

75 gr. eritilmiş tereyağı

Açarken

1 su bardağı nişasta (yaklaşık)

1/ 2 paket karbonat

Şerbeti

2,5 su bardağı şeker

3 su bardağı su

Biraz limon suyu

 

 

Uygulama

Önce şerbeti yapıyorum ki, tatlılar pişene kadar soğusun ve hazır olsun. Şeker ve su kaynamaya başladıktan sonra orta ısıda yaklaşık 15 dakika kaynatıyorum. Limon suyunu sıkıp soğuması için bir kenara alıyorum.

Hamuru yapmak için; süt, yağ, yumurta ve yoğurdu geniş bir kaba koyarak karıştırıyorum.

Unu kontrollü olarak ilave ediyorum, kabartma tozu ve tuzu ilave ederek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yapıyorum. Yarım saat dinlendiriyorum.

Hamuru ikiye bölüyor ve her bir parçayı 15 küçük bezeye ayırıyorum.

Nişasta ve karbonatı karıştırarak, önce ilk 15 bezeyi küçük pasta tabağı kadar merdane ile açarak üst üste koyuyorum. Bu sırada açmak için nişastayı kullanıyorum.

Bu 15 bezenin hepsini önce merdane ile biraz büyütüyor, daha sonra oklava ile açabildiğim kadar ince açıyorum. Hamur çok kolay açılıyor, hiçbir sorunla karşılaşmazsınız inş.

 

 

Hamuru açtıktan sonra rulo şeklinde sarıyor ve birer parmak eninde kesiyorum. Benim kestiklerim biraz geniş oldu, siz isterseniz daha ince kesebilirsiniz.

Her bir küçük hamuru alıp, merdane ya da elimizle biraz büyütüp, içine iri kesilmiş ceviz vb. koyarak katlıyorum ve tepsiye diziyorum.

Diğer hamuru da aynı şekilde midye haline getirip tepsiye alıyorum.

 

 

Her bir midye tatlısının üzerine ısıtılmış 2 çorba kaşığı tereyağı gezdiriyorum.

Önceden ısıtılmış 180 derecedeki fırında pişiriyorum. Fırından çıkıp ilk sıcaklığı geçince soğuk şerbet ile sıcak tatlıyı buluşturuyorum.

 

Ağustos 24, 2011 İftar Yemekleri Tarifleri, Tatlılar kategorisine gönderilmiş - devamı

Yeşil Mercimekli Bulgur Pilavı

 

 

Merhaba arkadaşlar, neredeyse her gün sayfayı güncellemeye çalışmak sanki sizlerle olan bağımızı kuvvetlendirdi. Ben kendi adıma farklı ülkelerden,  farklı şehirlerden arkadaşlarım olmasına çok ama çok memnunum, yorumlarınız ve mailleriniz gerçekten benim için çok değerli :)

Dün akşam iftarda yeşil mercimekli bulgur pilavı yaptım, evimizde bulgur pilavı sevme oranı, pirinç pilavının ve makarnanın çok altındadır :) Her gün pirinç pilavı yapılsa hiç itiraz edilmez oysa biliyoruz ki bulgur pilavı hepsinden daha faydalı. Hele bir de yeşil mercimekli olursa…

Mevsime göre ilave edilen malzemeler biraz farklılık gösteriyor. Bulgur pilavı yazın zeytinyağlı, biber ve domatesli yapıldığında harika oluyor, kışın bol soğanlı, salçalı ya da soslu, tereyağlı tercih ediliyor.

Kesin bir tarif yok arkadaşlar, beğenileriniz, dolabınızdaki malzemeler, ruh haliniz bile yemeği doğrudan etkileyebilir…

 

 

Malzemeler

1 su bardağı bulgur (pilavlık- iri)

1 küçük çay bardağı yeşil mercimek

1 soğan

1 yeşilbiber

1 kırmızı kaypa biber

1 domates ya da domates sosu

Tuz

Zeytinyağı

1,5 su bardağı su

Uygulama

Önce yeşil mercimeği kaynatmak gerekiyor, böylece koyu renk suyunu atabiliriz. Yıkayarak üzerine 4 parmak geçecek kadar su ilavesi ile orta ısıda yaklaşık 15- 20 dakika kaynatıyorum. Çok fazla pişerse dağılır, bu önemli bir nokta !!

Soğanı küçük doğrayarak, 2-3 servis kaşığı zeytinyağı koyduğum tencerede kavuruyorum, bir tatlı kaşığı şeker ilave ediyorum, soğanın aroması böylece fark ediliyor.

Küçük doğranmış kırmızı ve yeşilbiberleri ilave ediyorum. Bir iki dakika kavurmaya devam ediyorum.

Küp şeklinde doğranmış domatesi ilave ediyorum, yine bir iki tur karıştırıyorum.

Yıkanmış ve suyu süzülmüş bulgur ile haşlanmış ve suyu süzülmüş mercimeği de ilave ediyorum, bir iki dakika kavuruyorum.

1,5 bardak sıcak suyu ilave ediyorum. Bulgur pilavı yaparken benim ölçüm aslında bir bardak bulgur ve 2 bardak su şeklindedir. Ancak, pilava kattığımız biber ve domatesin de su salacağını hesap ederek su miktarını biraz azaltabilirsiniz.

Suyu ilave ettikten sonra hafif ısıda suyunu çekene kadar pişiriyorum. Yarım saat kadar dinlendirip servis yapıyorum.

Akşam mutfakta ışık yetersiz geliyor, fotoğrafları bahçe masasında çekiyorum, kediler de peşimde :)

Bulgur pilavının yanına bol naneli, küp doğranmış salatalıklı yoğurt çok yakışıyor, bildiğimiz cacık gibi ama yoğurda su ilave etmiyorum, daha yoğun oluyor ve nefis oluyor, kesinlikle deneyin, sarımsak da ilave edebilirsiniz.

 

Ağustos 23, 2011 İftar Yemekleri Tarifleri, Pilavlar ve Makarnalar kategorisine gönderilmiş - devamı

Izgara Köfte (Fırında)

 

Ramazan nedeniyle et yemeklerine ağırlık verdim ama aslında sebze yemekleri ve zeytinyağlı yemekler mutfağımda daha çok yer alır. Çünkü daha sağlıklı ve lezzetli olduğunu düşünüyorum. Minikler genellikle köfteye hiç hayır demez :)  Çocukların beslenmesinde yeteri kadar kırmızı et olmalı ama daha çok balık olmalı.

Güvenilir ve kalitesi kanıtlanmış olmadıktan sonra dışarıda köfte yemek her zaman risklidir bana göre; et yemek gibi değil, içinde ne olduğunu sadece tahmin edebilirsiniz. Evde ızgara köfte yapmak, vaktiniz varsa en güzeli. Bilinen yöntem, barbeküde, mangalda pişirmek; bu ancak yazlıkta ya da bahçeli bir eviniz varsa burada mümkün olabilir, ya da pikniğe gidince yapabilirsiniz. O zaman da, odun kor ateşinde pişen etlerin, köftelerin kanserojen olduğu ile ilgili okuduğunuz bilgiler aklınıza gelir. Peki, ne yapacağız?

Evde ızgara köfte yapmak istiyorsak, fırının ızgarasından daha pratik, daha zahmetsiz, daha güzel bir yöntem olamaz. Hem kendi yaptığımız, her şeyi ile içimize sinen bir köfte olur, hem de zahmetsizce fırının ızgarasında pişirip, servis yapabiliriz.

İlk olarak köftelik, güzel bir kıyma alarak işe başlıyoruz. Özellikle kaburga bölgesinden olmalı ve biraz da yağlı bir kıyma olmalı, benim gibi hayvansal yağlardan kaçınıyorsanız bile, lezzetli bir ızgara köfte yemenin bundan başka çaresi yok ne yazık ki :(

 

 

Malzemeler (6 kişilik- 25- 26 adet köfte)

1 kg. kıyma

1 büyük soğan

1 çay kaşığı karbonat

1 yemek kaşığı galeta unu

Tuz, karabiber, kimyon

1 yemek kaşığı sirke

 

 

Uygulama

Kıymayı, rahatça yoğuracağım geniş bir kaba alıyorum. İçine rendenin ince tarafı ile rendelediğim soğanı ilave ediyorum. Bir yemek kaşığı galeta unu, baharatlar, karbonat ve sirkeyi ilave ediyorum.

Bütün malzemeleri çok iyi yoğuruyorum. Bunun için robotunuzu da kullanabilirsiniz. Elinizde yoğuruyorsanız, kıymanın yağları elinize yapışacak, bu normal! Köftelik kıyma biraz yağlı olmak zorunda. Şimdi aklıma gelen bir anımı yazmak istiyorum. Bu yıl kardeşimin yanına gezmeye gittiğim Myanmar da köfte yapamamıştık. Çünkü etler o kadar yağsız ki, köfte bir türlü güzel olmuyordu. Halkın büyük bir kısmı Budist ve genellikle kırmızı et olarak sadece keçi eti tüketiliyor, dana eti bulmak hiç kolay değil, bulduğunuzda da köfte yapmak neredeyse imkânsız. Etin yağlı olmasının lezzetine katkısını o zaman daha iyi anladım.

Güzelce yoğurduğumuz köfteyi buzdolabında birkaç saat dinlendiriyoruz. Hatta sabahtan yoğurun, akşam yemeğine kadar buzdolabında kalsın.

Yemekten bir saat önce; dolaptan çıkarıp, köfte harcını şekillendiriyoruz, çok kalın yapmamanızı tavsiye ederim, köfteler pişerken küçülüp, kabarıyor.

Fırınımızın ızgara ayarını açıyoruz. Izgara teline köfteleri yerleştirip üst bölüme koyuyoruz. Köftelerin pişerken damlayan yağlarının fırının içini berbat etmemesi için; fırın tepsisinin içine yarıya kadar su koyarak ızgara telinin altına yerleştiriyoruz. Böylece köfte pişerken yağlar suyun içine damlayacak ve sorun olmayacak.

Bu şekilde bütün köfteleri alt- üst ederek güzelce pişiriyoruz. Çok pişmiş ya da az pişmiş, tercih sizin.

Yanında çocuklar için patates kızartması, biz büyükler için salata ile servis yapıyoruz.

 

 

Gerçekten nefis oluyor, yerken dolu dolu et tadını alıyorsunuz.

Ağustos 22, 2011 Et Yemekleri, İftar Yemekleri Tarifleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Yumurtalı Ekmek (Çocuklar İçin)

Bu tarif özellikle minikler için! Yumurtasını yiyen ama ekmeğini yemeyen ya da ekmeğini bitirip yumurtasını bırakan nazlı ve iştahsız küçük prens ve prensesler için :)

Birçoğumuz böyle yemekle ilgisi olmayan çocuklara sahibiz. Tamam, çocukları topaç gibi yapmaktan vazgeçtim ama büyürken gerekli olan proteindi, vitamindi hepsini dengeli almak zorundalar…

Yemekleri yaparken öncelikle çocuklara hoş görünmesini ve onların damak tadına hitap etmesine çok önem veriyorum. Böyle olunca zamanla bir sürü tarif ortaya çıktı.

Normalde kabak yemek istemezler, ama kabaklı omletin içindeki kabakları severek yerler.

Kıymalı yemeklerde kıymaları ayırırlar ama minik top köfteler olunca hayır demezler.

Üzüm yemekte nazlanırlarsa üzüm suyu, böğürtlen yemezlerse böğürtlen suyu!

Yumurta ve ekmeği kahvaltıda yemiyorlar mı? Yumurtalı ekmek yapıyorum, biraz ilgi ile ve çocuk kanalındaki çizgi filmlerin yardımı ile iki dilim bitiyor :)

Yumurtalı ekmeği yaparken sorulacak soru; bir yumurta ile ne kadar ekmek yedirmek istiyorum? Bir yumurta ve bir dilim ekmek ise; yumurta- peynir karışımını o bir dilim ekmeğin üzerine güzelce kaplamanız gerek. Bir yumurta için limit bence 2 dilim ekmekle sınırlı kalmalı, daha fazla ekmek kullanmak isterseniz yumurta miktarını arttırın derim.

Peynir- yumurta karışımına ceviz rendesi, zencefil vb. gibi şeyler de ilave edebilirsiniz. Özellikle ceviz yemedikleri dönemde ben ceviz rendesi ilave ediyorum.

 

 

Malzemeler

2 dilim ekmek

1 yumurta

1 dilim peynir

Çok az zencefil tozu (isterseniz)

2 yemek kaşığı süt

Uygulama

Yumurtayı çukur bir tabağa kırıp, içine peyniri rendeliyorum. Peynir tuzlu olduğu için tuz ilave etmeye gerek yok. Üstelik çocukların çok tuzlu yemesi de sakıncalı.

Biraz toz zencefil serpiyorum, 2 yemek kaşığı süt ilave ediyorum. Ekmeklerin az da olsa yumuşaması için çok az süt kullanmak gerekiyor. Güzelce karıştırıyorum.

Ekmek dilimlerini bu karışımın içine alıp, her tarafını kaplıyorum.

 

 

Teflon tavaya çok az yağ koyarak (bilinenin aksine yağda kızartmıyorum, öyle çok ağır oluyor), ekmek dilimlerini tavaya alıyorum.

Orta ısıda her iki tarafında kaplanmış olan yumurta karışımı iyice pişene kadar alt- üst ederek kızartıyorum. Tabakta hala biraz yumurta karışımı kalmışsa, ekmeğin üzerine döküyor ve bu kısmı alta getirerek pişiriyorum.

 

 

Servis yaparken yanında domates çok nefis oluyor, şimdi tam mevsimi. Bal ve reçel de çok iyi alternatif olabilir, tabi seviyorlarsa :)

Ve taze sıkılmış üzüm suyu! Özellikle köylü pazarına gitme şansınız varsa, bol bol alın, görünüşleri çok albenili olmayabilir ama suyunu sıkar, çocuklara vitamin bombası yaparsınız ya da kendinize :)

Ağustos 21, 2011 Çocuklar İçin, Kahvaltı kategorisine gönderilmiş - devamı

Elde Açma Gül Börek Tarifi

 

Mutfağa meraklı arkadaşlar elde hamur açmayı bir şekilde öğrenmişlerdir diye düşünüyorum. Ne kadar çok yapılırsa o kadar pratiklik kazanılıyor, diğer işlerde olduğu gibi! Belki incecik baklava yufkasını herkes açamaz ama mantı ya da börek hamurunu biraz gayretle çoğu kişi başarıyla açabilir. Bugün paylaşacağım tarif, elde açma kıymalı kol böreği tarifine göre daha basit.

Elde açma gül böreğinin tarifi sevgili arkadaşım Yeşim e ait. Genellikle elde açma hamurlara çok fazla yoğurt, yağ gibi malzemeler konulmazken, tarifte tıpkı poğaça hamuru gibi yoğurt, yağ ve süt var, bu nedenle çok ilgimi çekti ve denemeye karar verdim. İyi ki denemişim :)

Elde açma gül börekler ve mini sarma börekler çok güzel oldu. Deneme ölçüsü olarak ben çay bardağını kullandım ve 4 bezeye ayırarak açtım, kocaman bir tepsi börek oldu.

Malzemeler

1 büyük boy çay bardağı süt

1 büyük boy çay bardağı sıvıyağ

1 büyük boy çay bardağı yoğurt

1 paket instant maya

Aldığı kadar un

Tuz

İç malzemesi

250 gr. lor peyniri

Yarım demet maydanoz

Birkaç dal dereotu

Tuz

Üzerine

1 yumurta sarısı( beyazını lor peynirine karıştırdım)

 

 

Uygulama

İç malzemesini yaparak işe başlamak istiyorum. Lor peynirinin içine yıkanmış maydanozları doğruyorum, biraz tuz ilave ediyorum. Genellikle böreklerin üzerine yumurta sarısı sürüldüğünde beyazı kalır ve atılır. Poğaça ya da börek yaparken yumurta beyazını iç malzemenin içine karıştırabilir ve değerlendirebiliriz.

Sütün ılık olmasına dikkat ederek, bütün malzemeler ile orta yumuşaklıkta bir hamur yapıyorum.

 

 

4 bezeye ayırıyorum. Her bir bezeyi oklava ile açabildiğim kadar ince açıyorum. Hamurun içinde yağ olduğu için oldukça kolay açılıyor, düzgün olmasa da çok sorun değil :)

Hamuru yeteri kadar açınca, üzerine bir çorba kaşığı kadar sıvıyağ gezdirerek, gül börekler için hamuru 4 e bölüyorum.

İç malzemesini koyarak çok sıkmadan kıvırıyor ve gül şeklini veriyorum.

Mini sarmalar yapmak için; hamuru açtıktan sonra ikiye bölüyor, her bir parçanın üzerine iç malzemesini dağıtıyor ve çok sıkmadan rulo şeklinde sarıyorum. İki parmak eninde keserek üste doğru çeviriyorum.

Bütün hamurları açtıktan sonra hafif yağlanmış fırın tepsisine diziyor, üzerine yumurta sarısı sürüyorum.

Önceden ısıtılmış fırında nar gibi kızarana kadar pişiriyorum.

Hayırlı cumalar…

Ağustos 19, 2011 Börekler, İftar Yemekleri Tarifleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Haşhaşlı Revani Tarifi

 

 

Bayramda klasik tatlılardan yapmak yerine değişik bir tatlı yapmak isterseniz haşhaşlı revani iyi bir seçim olabilir. Kreması ve çıtır çıtır haşhaşlı lezzeti ile farklı ve güzel bir tarif bence.

Tatlının üzerinde genellikle krem şanti kullanılsa da süt kreması daha masum bir alternatif. Haşhaş miktarını da isterseniz biraz azaltabilirsiniz.

Ramazan ayında niye kilo alıyoruz diye soranlar varsa, cevabı tatlı tüketiminde aramalı bence :) Daha önce tatlı olmadan sofradan kalkıyorduk ve hiç eksiklik hissetmiyorduk. Şimdi iftardan sonra mutlaka bir çeşit tatlı aranıyor. Ramazanı yarılamışken bizim evde 2 kere sütlü kadayıf tatlısı, 2 kere haşhaşlı revani, 1 kere şekerpare ve 1 kere de sütlü irmik helvası yapıldı. Bayramdan sonra kesinlikle diyet gerekli :)

 

 

Malzemeler

3 yumurta

1 su bardağı şeker

1 su bardağı sıvıyağ

1 su bardağı süt

1 su bardağı irmik

1 su bardağı haşhaş

1,5 su bardağı un

1 paket kabartma tozu

Şerbeti

2 su bardağı su

2 su bardağı şeker

1/ 4 limon suyu

Üzerine

1 paket krem şanti ve yarım su bardağı süt

Ya da bir paket süt kreması

 

 

Uygulama

Önce şerbetini hazırlamak istiyorum. Şeker ve suyu bir kaba koyarak kaynamaya başladıktan sonra, ısıyı azaltarak 15 dakika kaynatıyor ve limon suyunu ilave ederek bir kenara alıyorum.

Şeker ve yumurtayı mikserle birkaç dakika çırpıyorum.

Süt ve sıvıyağı ilave ederek düşük devirde karıştırıyorum.

İrmik, haşhaş, un ve kabartma tozunu ilave ederek karıştırıyorum.

Tercihen yüksek kenarlı kare ya da dikdörtgen bir tepsiye transfer ediyorum.

 

 

180 derecedeki fırında kızarana kadar pişiriyorum. (içinin pişmiş olmasına dikkat edilmeli. Bazı fırınlar üzerini çok çabuk kızartır ama içini tam olarak pişirmez.)

Fırından çıkan haşhaşlı kekimizi biraz dinlendiriyorum. İstediğim boyutta dilimlere kesiyorum.

Bu arada soğuyan şerbeti kepçe ile kekin üzerine döküyorum.

Kremayı uygulamak için tatlının iyice soğumasını bekliyorum. Oda sıcaklığına gelince birkaç saat buzdolabında bekletiyorum.

Krem şanti kullanacaksam, süt ve toz krem şantiyi mikser ile birkaç dakika çırparak haşhaşlı revaninin üzerine uyguluyorum.

Süt kreması kullanacaksam; süt kremasının, çırpacağım kabın ve mikser çırpıcı aparatının çok soğuk olması için bir süre dondurucuda bekletip, sonra mikser ile kremşanti kıvamına ulaşana kadar 4-5 dakika çırpıyorum.

Üzerini istediğiniz bir şekilde süsleyebilirsiniz. Ben bahçedeki asma dan yeni kopmuş siyah üzümleri kullandım.

 

Related Posts with Thumbnails
Ağustos 18, 2011 İftar Yemekleri Tarifleri, Tatlılar kategorisine gönderilmiş - devamı