Temmuz 2011 için arşiv

Hoşgeldin Ey Şehr-i Ramazan

 

ramazan ayı

 

Susuzlukların ırmak olduğu günümüze kutla geldin, hoş geldin ey!

Zamanlar güzeli ey, kut yağdırmaya bahçemize hoş geldin!

Mü’minleri handân; mücrimleri giryan edendin sen! Ve şeytanı sûzân; inkarcıyı perişân edendin!.. Hoş geldin!..

Gufranımızdın, bağışlanmamızdın… Hoş geldin!.. Kitab’ımız, sadakamızdın… Hoş geldin!.. Selamımız ve salavatımızdın… Hoş geldin!..

Cihânârâ cihân içindedir arâyı bilmezler

O mâhîler ki derya içredir deryâyı bilmezler

Hatırası kora dönmüş uzak bayramların gülümseyişleriyle tutup ellerimizden iftar sevinçlerine karıştır aminlerimizi; çoğalttıkça çoğalt tazarruları gül dudaklarda.

İki sevinç arasında, bunda ve ötede müjdelenen iki sevinç arasında bir alev gibi yak ruhumuzu ve bir anda yansın amel defterlerimizin kara sayfaları.

Azrail tabaklarımıza bırakmadan ölümü hakiki oruçların iftarına ulaştır bizi. Terk ettiğimiz nimetlerini iftar sofrasında melekler koysun önümüze ve gönül kandilinin pasını temizlesin feriştehler.

Tenha sokaklarda oruçsuz ve neşesiz koyma zamanı ve dağların yamaçlarında eserken gurub, uyuyan yelkenlilerimizi uyandır.

Yakınında duralım zeytin dallarının ve bir zeytin ile varalım kırkıncı kapıya. Aynı dakikada düğümlenen zamanı paylaştır aramızda; aynı düğümde bağlanalım İrem denklemlerine.

Onbir ayın sultanı, onikincim; muradım, mutluluğum, hoş geldin!.. Çifte sevince tek nimet; iki güzele bir âşık; gel, iyileştir içimizdeki yarayı…

Maah ey! Aydınlat kara düşüncelerimizi, barış getir, esenlik serp dünyamıza. Çığlıklar feryâda karışmasın çağında, mazluma imdâd, mü’mine dâd erişmesin hem!.. Gülümse bize…

İskender Pala

 

ramazan ayı

Temmuz 31, 2011 Uncategorized kategorisine gönderilmiş - devamı

Çilek Reçeli Tarifi

 

 

En sevdiğiniz meyve nedir diye sorduklarında; ilk aklıma gelen,muhteşem kırmızı rengi ve nefis aromasıyla çilek olurdu herhalde :)  Çilek reçeli ve çilek marmelatına da bayılırım. Bir türlü gözüm doymaz, söz konusu çilek olduğunda, bahçede çilek yetişmediği yıllarda kasa ile de aldığım olmuştur fiyatına hiç aldırmadan (çilek kasaları küçük oluyor arkadaşlar, 3-4 kiloluk sanırım )

İçinde çilek fidelerinin olduğu bir bahçe hayalim vardı, o da gerçekleşmiştir! Bahçedeki 100 bodur elma ağacının altına 5 adet yediveren çilek fidesi ekilmişti, 3-4 yıl önce, ilk yıl çok güzeldi, çileğe doyduk. Ertesi yıl çilek fideleri toprak ve damla sulamayı sevince çoğaldılar, her bir ağacın altında 10- 15 fide oldular ve artık siz düşünün çilek miktarını :)

 

 

Bulabildiğimiz en büyük kaplarla, tepsilerle çilek topladık o yıl. Çilek toplamak saatlerimizi alıyordu, komşularımız bile çileğe doydu.

Sonra, elma ağaçlarının altındaki çilek fideleri ile baş edemedik ve azaltarak bahçenin başka bir yerine tahliye ettik. Şimdi yetecek kadar çilek yapıyorlar.

Çilek reçeli yaparken biraz farklı bir yöntem kullanıyorum. Öyle şekere yatırıp bir gece bekletme ve saatlerce kaynatma yok benim tarifimde. Çok çabuk oluyor, çok pratik ve kolay aynı zamanda. Tabi bir o kadar da nefis !Bu konuda gerçekten çok iddialıyım, denediğinizde şimdiye kadar yaptığınız en canlı renkli ve en nefis reçel olacak, inanın :)

 

 

Malzemeler

1 kilo küçük boy çilek

1 kg. şeker (pancar şekeri)

2-3 çorba kaşığı su

1 limon suyu

1 çay kaşığı tereyağı

 

 

Uygulama

Çilekleri yıkayıp, saplarını temizledikten sonra, mutfak tartısı ile tartıyorum. Şeker miktarını en doğru şekilde ayarlamak için.

Mutfak tartınız yoksa ve 1 kilo çilek almışsanız; saplarını temizlediğinizde ve en az 5-6 tane çileği de beğenmeyip attığınızda, yaklaşık 900 gr çilek kalacak elinizde. Şeker ilave ederken bu noktayı göz önüne almanızı tavsiye ederim. Ayrıca, ben nişasta bazlı şeker yerine pancar şekeri kullanıyorum.

Ayıklanmış çilekleri tencereye alarak, üzerine yine tartarak şekeri ilave ediyorum. Çok az, 2-3 çorba kaşığı kadar su ilavesi ile ocağa alıyorum.

Suyu niye ilave ettim? Çileği, suyunu salması için bekletmediğim için, şekerin ilk birkaç dakikada tencerenin dibine yapışmadan erimeye başlaması için çok az su gerekli. Daha sonra ısı ile şeker erimeye başlayacak ve aynı anda çilekler de ısı ile su salmaya başlayacaklar. Kaynarken çok fazla köpük oluşmaması için bir çay kaşığı tereyağı ilave ediyorum.

Çilekleri şeker eriyene kadar ve çilekler su salmaya başlayana kadar 3-5 dakika normal ısıda, kaynamaya başladıktan sonra 8-9 dakika kuvvetli ısıda kaynatıyorum.

Bu arada önemle büyük boy tencere kullanmanızı tavsiye ederim,  çilek reçeli kaynarken çok kabarıyor, tencereden taşmasın diye ısıyı azaltırsanız bu kez çabuk reçel olmaz.

Reçelin son 1 dakikasında limon suyunu ilave ediyorum.

 

 

Bu şekilde kısa sürede ve kuvvetli ısıda yapılan reçellerde, reçelin rengi inanılmaz güzel oluyor. Canlı rengine hayran olacaksınız. Çileklerin formu bozulmuyor ve bekleterek çok fazla su salmasına izin vermediğimiz için, reçeldeki tane ve reçel şerbeti oranı da dengeli oluyor.

Reçeli az yapmışsanız ve hemen tüketilecekse sorun yok, ama çok yapmış ve kışın tüketmek için saklamak istiyorsanız; reçel sıcakken kavanozlara koyarak, sıcak suda 2-3 dakika bekletilen kapaklar ile kavanozu sıkıca kapatmanızı ve tamamen soğuyana kadar ters çevrilmiş şekilde bekletmenizi tavsiye ederim.

 

 

Ramazan da iftar sofralarında biz kahvaltılık yiyecekler de koyarız masaya, reçel, peynir, zeytin gibi…

Bu çilek reçeli ramazan sofralarını da süsleyecek inşallah…

 

Temmuz 29, 2011 Reçeller kategorisine gönderilmiş - devamı

Tavuklu Bulgur Pilavı

 

 

Yazın genellikle domatesli ve zeytinyağlı versiyonu yapılır ama ben bu kez tavuklu bulgur pilavı tarifi vermek istiyorum.

Bizdeki gibi pirinç pilavı tercih edilen evlerde, bulgur pilavını en lezzetli nasıl yapabilirim, çocuklara nasıl sevdirebilirim sorularına cevap ararken; tavuk eti ve suyu ile iri bulgurdan yapılan bulgur pilavı imdadınıza yetişecektir.

Bulgur pirince göre daha faydalı ve besleyici değeri daha yüksek bir yiyecek. Bulgurda posa miktarı daha fazla ve folik asit açısından da çok zengin. Ayrıca bağırsak kanseri ve mide ülseri olanlarda bu hastalıkları önlemede bulgurun faydalı olduğu bilim adamlarınca kanıtlanmış. Bulgurda bulunan kepek suda çözünmediği için, kan şekerini de yükseltmiyor ve sindirim siteminin düzene sokulmasında yardımcı oluyor.

Her ne kadar pirinç pilavı daha lezzetli ise de, bulgur pilavının daha faydalı olduğu tartışılmaz.

Bulgur pilavı tarifi yazarken benim önem verdiğim birkaç püf noktayı atlamamak gerekiyor; bulgur pilavında ben iri bulgur kullanıyorum, daha lezzetli ve tane tane olduğunu düşünüyorum.

Pirinç pilavında olduğu gibi bulguru önce biraz kavuruyorum ve sıcak su ilave edip, kaynamaya başladıktan sonra ısıyı azaltarak, hafif ısıda suyunu çekene kadar pişiriyorum. Bulgur aceleye getirilmeden yavaş yavaş piştiğinde daha güzel oluyor.

Bulgur pilavı yaparken soğanı esirgemiyorum, her şeye lezzet kattığı gibi bulgur pilavı da bol soğanlı bence daha güzel oluyor.

Malzemeler

2 su bardağı bulgur

2 adet soğan

1 servis kaşığı domates sosu

1 kase haşlanmış kuşbaşı tavuk eti (erpiliç)

4 su bardağı tavuk suyu

2 servis kaşığı sıvıyağ

Tuz

Uygulama

Bulguru güzelce yıkayıp süzerek, bir kenarda bekletiyorum.

Soğanları soyup, ince doğrayarak yağ ilavesi ile hafifçe kavuruyorum.

Ev yapımı karışık domates- biber sosunu ilave ediyorum.

Bulguru ilave ederek birkaç dakika kavuruyorum. Haşlanmış tavuk etlerini ekliyorum.

Sıcak tavuk suyunu ve tuzu da ilave ederek, kaynamaya başladıktan sonra ocağın ısısını azaltıyorum.

Suyunu çekene kadar yaklaşık 20-25 dakika pişiriyorum. Yarım saat demlendirdikten sonra servis yapıyorum.

 

 

Temmuz 28, 2011 İftar Yemekleri Tarifleri, Pilavlar ve Makarnalar kategorisine gönderilmiş - devamı

Böğürtlen

 

 

Bahçedeki ilk aşı (kültür) böğürtlen fidesini birkaç yıl önce ektik. Aşı böğürtlen yabanisine oranla dikensiz ve çok daha büyük oluyor, ama biraz ekşi ne yazık ki. Ekilen fidenin dibinden her yıl yeni fideler çıktı, onları alıp başka yerlere diktik, isteyen arkadaşlara verdik, kısaca o kadar sorunsuz ve rahat büyüyüp gelişti ki, şimdi bahçede birçok böğürtlen fidesi var.

Belli zamanlarda budama yaptırmak dışında ve yazın gerektiğinde sulamak dışında hiçbir şey istemiyor. Bildiğim kadarıyla bizim böğürtlen fidelerine özel bir gübre ya da ilaç da kullanmıyoruz. Tamamen kendi halinde büyüyor, ne kadar meyve verirse kabulümüz.

Bahçesi olan arkadaşların mutlaka bir böğürtlen fidesi olmalı, hatta böğürtlenin faydalarını okuduktan sonra böğürtlen yetiştirmek için bir bahçeye bile sahip olmak isteyebilirsiniz.

Balkonda yetiştirmek de mümkün ama ne kadar ürün alabilirsiniz ki?  Bu sadece bir süs bitkisi olmaktan öteye gidemez.

Böğürtlen, ontioksidan diğer meyvelerle ( yaban mersini, ahududu, çilek) karşılaştırıldığında, en yüksek antioksidan kapasiteye sahip. Üstelik bu meyvelerden bildiğim kadarıyla çok daha kolay yetişiyor ve daha verimli.

Bahçedeki gözlemlerimden bahsetmek istiyorum, bilimsel olmayabilir ama kesinlikle yaşanmış ve denenmiş ! Böğürtlen meyvesine dikkatinizi çekmek istiyorum. Merak ederseniz internetten araştırıp böğürtlen yetiştiriciliği hakkında bilgi edinebilirsiniz, ne tür topraklarda yaşar, hangi iklimi sever, ne zaman dikilir, nasıl budanır vs. vs.

 


Böğürtlenlerde en çok dikkatimi çeken ve sevdiğim olay; çiçek açması uzun bir döneme yayıldığı için (mayıstan ağustosa kadar) dalların üzerinde kırmızı böğürtlen ile siyah olgun böğürtleni yan yana görme şansınızın olması. Hepsi birden olgunlaşmıyor, her gün gidip biraz topluyorsunuz, diğerlerinin olgunlaşıp siyah renge bürünmesini bekliyorsunuz.

Şimdi her sabah toplayıp, blenderdan geçirdikten sonra, çekirdeklerini ayırmak için tel süzgüye aktarıyorum ve koyu kırmızı renkte harika böğürtlen konsantresi elde ediyorum.

İsteğe bağlı biraz şeker ilave edilebilir. Özellikle çocuklar da içecekse!  Taptaze böğürtlen suyunu hazırlamak sadece 5-10 dakikamı alıyor.

Böğürtlen suyu kan şekerini de dengeliyor. İçindeki bol vitaminler  Özellikle  B grubu vitaminler çocukların gelişimini olumlu yönde etkiliyor.

Böğürtlen kansere karşı en etkili meyve olarak biliniyor. Kanser ve tümör hücrelerinin gelişimini engellediği tespit edilmiş.

En etkili ilaçların doğada kolayca bulunabilmesi ve yetiştirilebilmesi ne muhteşem bir hediye değil mi biz insanlar için. Bahçede kendiliğinden yetişen ısırgan otları ve semizotları aklıma geldi birden. Onlar da çok şifalı bitkiler ve kolayca yetişiyorlar. Hatta bu günlerde semizotlarının bahçeyi istila etmeye başladığını söyleyebilirim !

Geçen yaz, bahçedeki böğürtlenler yetmemiş gibi, suuçtu şelalesine pikniğe gittiğimizde dağdan yabani böğürtlen toplamıştım, böğürtlen reçeli o yabani böğürtlenler ile yapmıştım. Tabi ilk önce o reçel bitti :)


Böğürtlenin bir diğer faydası da hafızaya iyi gelmesi ve kanı temizlemesi.

Biz hanımlar için bir diğer iyi tarafı da, cildi güzelleştirmesi diye okudum, kozmetikte çok kullanılıyor.

Böğürtlen muhabbeti,  bizim bahçede böğürtlenler olduğu sürece bitmez:) ama şimdilik bu kadar.

 

 

Temmuz 23, 2011 Uncategorized kategorisine gönderilmiş - devamı

Közlenmiş Patlıcan Salatası

 

Közlenmiş patlıcan salatası, bence patlıcanın en lokum hali. Yanında bir de ızgara köfte varsa, bundan daha güzel bir ikili düşünemiyorum.

Yazın yemeklerden daha çok salatalar seviliyor. Sıcaklar ile birlikte evde yoğurt tüketimi tavan yaptı, neredeyse her yemeğin yanında yoğurt  ya da cacık var. Dökme süt bulabilen şanslılardan biri olduğum için rahatlıkla evde yoğurt yapabiliyorum. Hatta 2- 3 aydır koyun sütü de bulabiliyorum. Her ikisinin karışımı ile yapılan yoğurtlar daha lezzetli ve daha katı oluyor.

Közlenmiş patlıcan ile yoğurtlu patlıcan salatası da yapabiliriz.

Közlemek için yuvarlak patlıcanları tercih etmeliyiz. İçleri daha beyaz ve çekirdeksiz olur genellikle.  En ideali tabi ki kömürde közlemek. Buna imkanımız yoksa küçük tüpün üzerinde çok çabuk ve güzel közleniyor. Patlıcan çok büyükse 1 -2 yerinden bıçakla delmek  gerekiyor.

Malzemeler

1 büyük yuvarlak patlıcan

2 orta boy domates

2 yemek kaşığı zeytinyağı

2 yemek kaşığı elma sirkesi

Tuz

Uygulama

Patlıcanı közledikten sonra diğer işlemler çocuk oyuncağı :)

Közlenmiş patlıcanı dikkatlice soyuyorum,  patlıcanın sapından başlayarak şeritler halinde aşağıya doğru soyarak, kabukların iç tarafa yapışmasını önlüyorum.

Olabildiğince küçük küp şeklinde kesiyorum.

Kabukları soyulmuş ve küp şeklinde kesilmiş domatesleri ilave ediyorum.

Zeytinyağı, sirke ve tuz ilave ediyorum.

Servisten önce birkaç saat buzdolabında bekletip servis yapıyorum.

 

 

Temmuz 22, 2011 Patlıcan Yemekleri, Salatalar kategorisine gönderilmiş - devamı

Islak Kurabiye

 

ıslak kurabiye

 

Kurabiye ve tatlının buluşma noktası diyebiliriz ıslak kurabiye için. Tarifin ilk kaynağı neredendir, hangi usta yapmıştır, hangi mutfak kaşifi bulmuştur bilinmez ama ünü her tarafa yayılmıştır bu kurabiyelerin.

Hani kurabiye diye hafifseyip, burun kıvıran misafirler için tatlı bir sürprizdir ıslak kurabiyeler. Bir tane ile yetinmek mümkün değildir. Birincide ne olduğunu anlamaya çalışır, ikincide şerbetli olduğunu fark eder, üçüncüyü de yiyerek ancak durabilirsiniz.

Tatlı krizlerini hafiften atlatmak için de birebir diyebilirim ama içindeki yağ miktarını göz önüne alarak 1 tane yemek şartıyla :)

Bugün benim yaptığım kakaolu ıslak kurabiyeler, ağızda dağılan dokusu ve tadıyla çok beğenildi. Şerbeti sadece dış yüzeyinde kalmış ve tam istediğim gibi içine işlememişti. Dışı tatlı, içi kurabiye havasını korumuştu.

Kurabiyelere ait bir püf nokta yazmak gerekirse; şerbetini önceden yapmak ve soğutmak gerekiyor, fırından çıkan kurabiyeleri sıcakken soğuk şerbete beklemeden batırmak için şerbet önceden hazır olmalı…

Malzemeler

1 çay bardağı şeker

1 çay bardağı sıvıyağ

1 yumurta

125 gr. Tereyağı (yumuşak)

25 gr. Kakao (yarım paket)

2,5 su bardağı un

Kabartma tozu

Şurubu

2 çay bardağı şeker

2 çay bardağı su

Portakal aroması (isterseniz)

 

 

Uygulama

Önce şerbeti ocağa koyup koyulaşanlara kadar kaynatıyorum. İçine ev yapımı portakal sosundan bir çay kaşığı ilave ettim, kakaolu tatların yanına portakal aromasını çok yakıştırıyorum.

Şerbeti oda ısısına gelince buzdolabına koyup, soğutuyorum.

Kurabiye malzemelerini bir karıştırma kabına alarak, kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yapıyorum. Bu noktada hamurunuz çok yumuşak olursa biraz daha un ekleyebilirsiniz.

Tepsiye pişirme kağıdı serip, üzerine küçük yuvarlaklar şekline bürünen kurabiyeleri diziyorum.

160 derecedeki fırında üzerleri çatlayana kadar pişiriyorum. Yaklaşık 25 dakikada pişiyorlar.

 

 

Fırından çıkan kurabiyeleri henüz sıcakken soğuk şerbete batırıp çıkartıyorum.

Üzerlerini Hindistan cevizi ve antepfıstığı ile süslüyorum.

 

 

Temmuz 22, 2011 İftar Yemekleri Tarifleri, Kekler ve Kurabiyeler kategorisine gönderilmiş - devamı

Kıymalı Biber Dolması

 

kıymalı biber dolması

Vazgeçemediğimiz bir yaz yemeği, kıymalı biber dolması. Nedense çocuklar çok sevmiyor, sanırım biberlerin kabukları ile ilgili bir sorun.

Farklı türde bir sürü dolmalık biber var, benim en sevdiğim ince kabuklu ve küçük boy dolmalık biberler ama her zaman bulmak mümkün olmuyor. İnce kabuklu biberler piştiğinde, biberin kabuğu yenilirken hiç belli olmuyor. Kalın kabuklu biberler denk gelmişse, son çare biberin kabuğunu ayırmak oluyor ne yazık ki :(

Zeytinyağlı ya da kıymalı her şekilde biber dolması bize özgü bir lezzet, bir Türk yemeği. Kışın kurutulmuş biber ve patlıcan ile yapılan kuru dolmanın da tadına doyum olmuyor gerçekten…

Kıymalı biber dolması yaparken en önemli nokta pirinç miktarını belirlemek; dolma içini fazla hazırlayıp, kalan malzemeyi ne yapabilirim diye düşünmektense biber sayısına göre pirinç miktarını belirlemek en doğrusu…

Dolmalık biberler küçük boy ise; her bir biber için bir tatlı kaşığı pirinç yeterli geliyor.

Dolmalık biberler orta ve büyük boy ise; her biber için bir yemek kaşığı pirinç yeterlidir. Gözünüze az gibi gelebilir ama kıyma, soğan ve domates ilave edildiğinde yeteri kadar iç malzemenizin olduğunu göreceksiniz.

Dolma yaparken, yazın domatese ilave olarak karışık domates – biber salçasından da biraz kullanıyorum. Bu salça tarifini şiddetle tavsiye ederim, çok katı bir salça olmuyor, sos kıvamında ve inanılmaz lezzetli :)

 

 

Biberlerin içini doldururken çok sıkıştırmadan doldurmanız gerekiyor, üzerinde domatesin yerleşebileceği kadar da bir boşluk olmalı. Pişirme süresi ve ilave edilen su miktarı da çok önemli. Ne kadar pirinç kullanılmışsa, örneğin 1 bardak pirinç kullanılmışsa, 1,5 bardak su yeterlidir. Pilav yaparken kullandığımız ölçüyü esas almayın, çünkü dolma içinde domates gibi piştiğinde su salan malzemeler olacaktır. Ayrıca kontrolsüz su ilave edildiğinde suyunu çekmesi için biraz daha fazla pişirilecek ve o zaman da dolmanın içindeki pirinçler fazla pişip lapa gibi olacaktır.

Biber dolmasında kullanılan pirince dair bir şey yazmak gerekirse; pilavlık baldo pirinç olmasa da, iyi kalite pirinç kullanmanızı tavsiye ederim.

Malzemeler

12 adet büyük boy dolmalık biber

12 yemek kaşığı pirinç

200 gr. Kıyma

1 büyük boy soğan

3 adet domates

1 adet domates ( biberlerin ağzına kapatmak için)

1 yemek kaşığı karışık sos

Küçük bir demet taze nane

Küçük bir demet maydanoz

Tuz, karabiber, kekik

2-3 servis kaşığı sıvıyağ

 

 

Uygulama

Dolma biberlerini güzelce yıkayarak çekirdek kısımlarını alıyorum. Bunu yaparken basit bir aparat çok işime yarıyor.

Dolma içini hazırlamak için; soğanı ince doğruyor, biber sayısına göre pirinç miktarını belirledikten sonra, pirinçleri yıkayıp süzerek soğanla buluşturuyorum.

Domatesleri doğruyor, maydanoz ve naneyi ince kıyıyor ve karışık sosu ilave ediyorum.

Kıymayı, tuz, karabiber ve biraz da kekik ilave ediyorum.

Bir servis kaşığı sıvıyağ ilavesinden sonra bütün malzemeyi güzelce karıştırıyorum.

Biberleri çok sıkıştırmadan doldurup, ağzını domates ile kapatıyorum, tencereye yerleştiriyorum.

Üzerine 2 servis kaşığı sıvıyağ ve pirinç miktarının 1,5 katı kadar su ilave ederek, kaynama noktasına kadar yüksek, daha sonra hafif ısıda yaklaşık 30 dakika pişiriyorum.

Yanında ev yapımı yoğurt ile servis yapıyorum.

 

 

 

Temmuz 20, 2011 İftar Yemekleri Tarifleri, Sebze yemekleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Çikolatalı Kabaklı Kek Tarifi

 

 

Nefis bir çikolatalı kek tarifi paylaşmak istiyorum bugün. Üstelik içinde yeşil kabak var :)

Kabağın kullanım alanı çok fazla, tuzlu böreklerde de kullanabilirsiniz, benim yaptığım gibi tatlı keklerde de, yemeği de olabilir, salatası da…

Çikolatalı kekte 1 su bardağı ince rendelenmiş kabak kullandım. Anneme ikram ettiğimde, içinde kabak olduğuna neredeyse inanmadı :)

Şeker miktarını bir su bardağı olarak kullandım ama siz biraz  fazla şeker koysanız daha iyi olabilir. Tadı biraz az gibiydi, hatta ilk dilimini kiraz reçeli ile birlikte yedim.

 

 

Malzemeler

4 yumurta

1,5 su bardağı şeker

1/ 2 su bardağı eritilmiş tereyağı

1/ 2 su bardağı süt

2,5 su bardağı un

1 paket bitter çikolata (80 gr.)

1 su bardağı ince rendelenmiş kabak

Üzerine

Nestle chokella

fındık parçaları

 

 

Uygulama

Şeker ve yumurtayı mikserle 5-6 dakika çırpıyorum. İçine ince rendelenmiş 1 su bardağı kabak rendesini ilave ediyorum. Bardağa koyarken elinizle sakın sıkıştırmayın, sadece bardağın içine bırakın, ne kadarla dolarsa onu kullanın.

Tereyağını eritiyorum, içine küçük parçalanmış çikolatayı ilave ederek çikolatanın da erimesini sağlıyorum.

Kek karışımına ilave ediyorum, yarım su bardağı sütü de kek karışımına ekliyorum.

Unu ilave etmeden önce kek karışımını güzelce karıştırıyorum.

Unu ve kabartma tozunu eleyerek karışıma ilave ediyorum.

Yağlanmış kelepçeli yuvarlak kek kalıbına döküp, 160 derecede pişiriyorum.

Piştikten ve soğuduktan sonra, kalıptan çıkarıp, üzerini çikolata ve fındık parçaları ile süslüyorum. Nestlenin pastalar için kullanılan bu çikolatası çok pratik. Marketten eşim aldırmıştı, pastalarında kullanırsın diye :)

Denemeniz tavsiyesi ile afiyet olsun…

 

 

Related Posts with Thumbnails
Temmuz 19, 2011 Kekler ve Kurabiyeler kategorisine gönderilmiş - devamı