“Uzakdoğu Seyahati-Mynmar” kategorisi için arşiv

Soya Soslu ve Kaju Fıstıklı Tavuk

 

Kaju fıstıklı ve soya soslu tavuk yemeği, Mynmar da en sevdiğim Thai yemeklerinden biriydi. Lezzet olarak Türk damak tadına gerçekten çok uygun, mutfaklarımızda yeni yer almaya başlayan zencefil ve soya sosu dışında hiçbir farklı malzeme yok.

Yemeği pişirmesi çok kolay, yarım saatte rahatlıkla servise hazır hale getirebilirsiniz. İçine konulan sebzelerde istediğiniz gibi değişiklik de yapılabilir. Karnıbahar, brokoli ya da kabaktan herhangi birini kullanabilirsiniz, evde hangisi varsa :) Ben bu kez kabak ile yaptım.

Yemeğin asıl tarifinde brokoli ya da karnıbahar 3-5 dakika kaynayan suda veya buharda haşlanıyor. Ben ince dilimlenmiş kabağı haşlamaya gerek olmadığını düşünerek, sadece soğan ve havuçla soteledim, biraz dişe dokunur bir yumuşaklıkta, nefis oldu.

Değişik bir tavuk yemeği yapmak isteyenlere, sevdiklerine Thai yemeği sunmak isteyenlere tavsiye ederim.

Devamını okuyun 

Nisan 26, 2011 Et Yemekleri, Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Myanmar-Yangon

Yangon’da evin penceresinden masmavi bulutları fotoğraflamak isterken yakaladığım şu harika görüntüye bakar mısınız? Buluttan bir kalp oluşmuş :)

Caddelerin kenarında sıralanmış seyyar satıcılardan biri. Uzakdoğu da herkesin dışarıda yemek yediğini düşündürecek kadar çok var.

Çok ilkel şartlarda ve temizlik kurallarını hiçe sayarak hazırlanan bu yiyecekleri, meyveleri yerli halk severek tüketiyor.

Sevgili Latife, bu seyyar satıcılardan beni uzak tutmaya çalıştı haklı olarak ama ben şeker kamışı suyu içemediğim için hala üzülüyorum :)

Myanmar’ın nasıl bir yer olduğunu merak edenlere evimizin penceresinden çekilmiş bu fotoğraf sanırım yeterli gelecektir. Yemyeşil, sıcak, ağaçların arasında evlerin kaybolduğu bir ülke burası…

Myanmar’da her dinden insan var, ülkenin çoğunluğu budist. Tapınakları ilginç ve renkli…

Cadde kenarında meyve ve çiçek satan satıcılar.

Myanmar’da yerli halkın çoğu buna benzer evlerde yaşıyor, içini hiç görmedim ama çok küçük olduğu belli. Tahta ve bambu kamışları kullanılarak yapılan bu evler, şükür adına bize ne çok şey anlatıyor değil mi?

Nisan 19, 2011 Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Yangon’ da Thai Restaurant

Uzun bir tatilden sonra eve dönmek, sevdiklerime kavuşmak, herşeye kaldığı yerden, bıraktığım yerden devam etmek harika !  Mynmar’da internetin çok yavaş olması nedeniyle bazı tarifleri, özellikle fotoğrafları siteye eklemede çok zorluk çekmiştim, bu nedenle zaman zaman arşivden tarifler eklemeye ve Mynmar fotoğraflarını paylaşmaya devam edeceğim…

Yangon ‘dayken arkadaşlarla güzel bir Thai Restauranta gittik. Farklı dinden isanların yaşadığı bu renkli şehirde, Müslümanların rahatça gidip yemek yiyebileceği helal yerler var. Arkadaşlarımızın hepsi Müslüman değil ama helal olan ortak bir menüde karar vermek bizim için hiç zor olmadı. Deniz ürünleri, tavuk ve sebzeler herkes için uygundu.

Yumurtalı fried rice, Mynmar ‘ da ilk defa denediğim ve beğendiğim bir çeşit pilav. Her ne kadar o gece karidesli olduğu için ananaslı pilavdan yana tercihimi kullansam da, tadını biliyorum, çok güzel…

Mynmar da ve Thai yemek kültüründe ikram edilen bütün yemekler masada servisten önce yerini alıyor. Siz istediğiniz yemekten, istediğiniz kadar tabağınıza alıyorsunuz.  

Bütün yemekleri aynı tabakta buluşturup, yemek de buraya ait bir özellik. Genellikle yemekler çok sulu olmadığı için fazla sorun teşkil etmiyor.

Bakalım bunu tahmin edebilecek misiniz? Uzakdoğuda deniz ürünleri bize oranla çok daha fazla tüketiliyor. Müslümanların çoğu sanırım şafii mezhebinden olduğu için deniz ürünlerini yemekte bir sakınca görmüyorlar. Bu minik ahtapotlar da menüde böylece yer almış oldu.

Çorba olarak, arkadaşlar hindistan ceviz sütlü tom yum çorbası seçmişler. Latife ve ben yemeğe katılmakta biraz geç kaldığımız için pek fazla seçim şansımız olmadı ama tom yum çorbasına alıştığım için bu çorbayı severek bitirdim.

Yine Mynmar a özgü bir sebze yemeği :) Lezzetlendirmek için kırmızı acı biber çok fazla kullanılıyor. Küçük çiçek biberler yemeklerin olmazsa olmaz malzemelerinden biri.

Tatlı olarak, bir çeşit meyve kompostosu olarak adlandırabileceğim bu sevimli tatlının içinde, kaynatılınca şeffaflaşan minik yuvarlak toplar var. Sanırım nişasta benzeri birşeyden yapılıyor. Bizim yediğimiz tatlının içinde meyve olarak ananas ve papaya vardı.

İşte sevgili Mynmar’lı arkadaşlarımız, hepsini daha şimdiden çok özledim :)

Nisan 10, 2011 Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Evde Cips Yapımı

İlk gördüğümde bir çeşit makarna sandığım ama birkaç dakika içinde harika bir çıtır çereze dönüştüğünü görüp, tadına da bayılınca, bu çerezlerin yapımını sizlerle paylaşmak istedim.

Hazır mısır çerezlerinden farkı olmadığı gibi, evde kendimiz kızarttığımız için kesinlikle daha sağlıklı :)

Tayland ve Mynmar da satılan, balık, tofu, mısır ve adını bilmediğim farklı sebzeli çeşitleri  olmak üzere çeşitleri olan bu çerezlerin fiyatı da çok ucuz. Bir paket ile defalarca çocuklara çerez kızartabilirsiniz, pakette ince kağıt gibi görünen bu sevimli şeyler, kızardığında hacminin 8-10 katına kadar büyüyor, nefis bir tada ulaşıyor.

Malzemeler

50 gr. çerez yaprağı ( 1/ 4 paket)

1 su bardağı sıvıyağ

Uygulama

Orta boy bir tavaya yağı koyup kızdırıyoruz.

Elimizdeki çerez yapraklarının bir kısmını kızgın yağa bırakıyoruz. Saniyeler içinde hacimleri artarak pişiyor ve hızlıca yağın içinden alıyoruz.

Fazla yağını alması için peçete koyduğumuz tabağa aktarıyoruz.

Böylece bütün çerez yaprakları toplam 3-4 dakikada kızarıyor ve nefis çıtır bir tada ulaşıyor.

Sadece bu kadar; yanında bir kitap ya da güzel bir film ile servis yapabilirsiniz :)

 
Mart 22, 2011 Çocuklar İçin, Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Fried Rice (Kızarmış Pilav)

 

Uzakdoğu mutfağından, Çin Mutfağından Türk damak tadına çok uygun bir tarif var bugün sırada.

Fried Rice, yani kızartılmış pilav; harika ve zengin bir pilav türü olmasını, soya sosu ve pirinç temel malzemesi dışında, hayal gücünüz ile istediğiniz sebzeyi ilave edebilmenize borçlu :)  Böylece çok farklı damak tatlarına hitap etmeyi de mümkün kılıyor.

Yangon da kaldığım süre içinde defalarca farklı malzemeler ile pişirilmiş fried rice yedim. Genel olarak mısır, bezelye ve havuç üçlüsünden oluşan sebze karışımı ile yapmak en kolayı, bunun yanında yumurtalı fried rice, tavuklu, sebzeli fried rice, hatta kıymalı fried rice bile oluyor.

Ana malzeme, yağsız ve tuzsuz pişirilen, buna rağmen pirincin özelliğinden dolayı lapa gibi olmayan pilav. Pilavı önceden pişirmeniz gerekiyor, tane tane olması için soğumuş olmalı. Hatta bir gün önceden pişirildiğine şahit oldum. Kısaca bir gün öncesinden kalan pilavı, isterseniz kolayca fried rice da çevirebilirsiniz :D

Olmazsa olmaz diğer malzeme, soya sosu. Birçok yemeklerde, özellikle et yemeklerinde kullanılan soya sosu fried rice ‘ ın daha da lezzetli olmasına katkıda bulunuyor.

Yine Asya mutfağında fried rice, noodle ve tavuk yemeklerinde kullanılan biraz daha yoğun, pekmez tadını andıran, tatlı soya sosu var ki buna da “ketcap manis” deniliyor.

Özellikle çocuklar için çok besleyici ve pratik olduğunu düşünüyorum. Türkiye ye döndüğümde mutfağımda sıkça yer alacak sanırım…

Malzemeler

1 paket dondurulmuş sebze karışımı

1 paket kuşbaşı tavuk eti

1 su bardağı jasmine pirinç

Birkaç adet yeşil soğan

3-4 çorba kaşığı soya sosu

2 çorba kaşığı ketcap manis

1 adet salatalık

1 adet limon

1 adet domates

1/ 2 tatlı kaşığı şeker

3-4 çorba kaşığı sıvıyağ

2 diş sarımsak

Uygulama

Mynmar da pilav genellikle elektrikli pilav pişirme tencerelerinde pişiriliyor. Çok pratik olan bu tencereye pirinci ve suyu koyuyoruz, düğmesine basıp pişmesini bekliyoruz.

Normal tencerede yapmak için, 1.5 bardak suyu bir tencereye koyup, çok az tuz ilavesi ile suyu kaynamaya bırakıyor ve su kaynamaya başladığında, yıkanıp süzülmüş pirinçleri ilave ediyoruz. Tencerenin kapağını kapatıp suyunu çekene kadar hafif ısıda pişiriyoruz.

Pilav pişince, soğuması için başka bir kaba alıyor ve kaşıkla havalandırıp lapa olmasını engelliyoruz.

Fried rice yapmak için pilavımızın soğuk olması gerekli; bu önemli bir püf nokta, yoksa pirinçler yapışır ve tane tane olmaz.

Kuşbaşı tavuk etini, küçük doğranmış sarımsak ile beraber tavaya alarak, sıvıyağ ilavesi ile pişene kadar kavuruyoruz. Tavuk önce su salıyor, sonra suyunu çekiyor ve bu süre içinde pişiyor.

Taze soğanlardan bir tanesini servis sırasında süslemek için ayırıp, diğerlerini küçük keserek karışıma ekliyoruz. Sebze karışımını tavaya ilave ediyoruz. Mynmar da çok pratik olan dondurulmuş sebze karışımı paketleri var. Biz bunlardan kullandık.

 Ama evde olsaydım, sanırım ben konserve mısır dışında, havuç ve bezelyeyi kendim haşlardım. Sebzeler biraz diri olursa daha iyi olur. Uzakdoğu mutfağında sebzeler sadece soteleniyor, kesinlikle yumuşayana kadar pişirilmiyor. Pratik olması açısından hazır konserve garnitürlerden de kullanabilirsiniz, gerçi onlar biraz yumuşak oluyor ama tercih sizin…

Tavadaki malzemeleri sadece 1-2 dakika çevirdikten sonra pilavı ilave ediyoruz, hepsini beraber birkaç dakika daha kavuruyoruz. Bu arada soya sosunu ve ketcap manisi de ilave ediyoruz. Kavurma işlemi sırasında özellikle yüksek ısı kullanıyoruz ve kısa sürede kavuruyoruz. Ketcap manis Türkiye de kolayca bulunuyor mu bilmiyorum ama olmasa da olur, sorun değil.

İşte Fried rice’ı pişirme macerası böylece sona eriyor. Servise hazırlarken domates, salatalık ve limon dilimleri ile süsleyip, taze soğan ile renklendiriyoruz.

NOT: Taze soğanın yeşil yapraklarının kıvrılmasını sağlamak için, yeşil tarafını önce ince birkaç parçaya kesiyoruz, bir tabaktaki suyun içinde 1-2 dakika bekletiyoruz. Yaprakların uçları kendiliğinden kıvrılıyor :)

Mynmar dan sevgilerimle…

Avokadolu Süt (Milkshake)

 

Mynmar da, özellikle ülkede yetişen sebze ve meyveler çok ucuz. Birçoğunu tüm yıl boyunca bulmak mümkün.

Türkiye deki gibi dört mevsim yaşanmıyor burada, şöyle ki; aralık, ocak, şubat ayları diğer aylara nispeten biraz daha serin geçiyor, mart nisan ve mayıs ayları ise yılın en sıcak geçen ayları. Haziran da başlayan yağmur mevsiminde ise, hava sıcak ve bol yağışlı…

Bu mevsimlere ve sıcaklığa uyum sağlayabilen meyve ve sebzeler oldukça fazla. Avokadoyu Türkiye ye göre çok ucuz bulunca bol bol alıp, avokado salatası ve avokadolu süt yaptık, şifa niyetine diyerek, yedik, içtik …

Avokado çok faydalı bir meyve, avokado salatasında kısaca faydalarını paylaşmıştım; yalnız satın alırken koyu renk ve üzeri pütürlü olanlardan almanızı tavsiye ederim. Avokado ne kadar olgun ve yumuşak olursa o kadar tatlı ve lezzetli oluyor, ama çok fazla olgunlaşırsa da içinin açık fıstık yeşili olan rengi bozuluyor.

Malzemeler

2 adet avokado

1/ 2 litre süt

3 tatlı kaşığı tozşeker

Uygulama

Avokadoyu ikiye bölerek içini bir kaşık yardımı ile çıkarıyorum.

Sütün içine şekeri ilave ederek eritiyorum. Şeker miktarını damak tadınıza göre azaltabilirsiniz. Çocuklar için biraz daha tatlı olabilir.

Sütü ve avokadoyu pürüzsüz bir karışım olana kadar blenderda çekiyorum. Harika kremsi bir dokuya ulaşıyor, biraz daha yoğun olmasını ve avokado tadını daha iyi almak istiyorsanız, süt miktarını biraz daha azaltmalısınız.

Sadece bu kadar, pratik ve lezzetli, aynı zamanda da çok faydalı bir içecek.

Mynmar da şimdi yaz mevsimi başladığı ve hava çok sıcak olduğu için buz ilavesi ile servis yapıyorum.

Mart 12, 2011 Ev Yapımı Meyve Suları, Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Mango Reçeli

Bugün, Mynmar da yaşayan sevgili Türk arkadaşlarımın favori meyvesi olan mango ile yaptığım, harika bir  mango reçeli  tarifi paylaşmak istiyorum.

Mangolar yeni yeni olmaya başladı, önce kocaman dev gibi ağaçlarını ve mango çiçeklerini gördük, sonra yeşil mangolar belirdi dalların ucunda ve kısa sürede ongunlaşıp, küçük pazar tezgâhlarında yerini aldı.

Aynı bizdeki gibi ilk çıktığında burada da biraz pahalı mango meyvesi. Bir tanesi yaklaşık 1 lira gibi bizim paramızla, sonra ucuzluyormuş.

Mango biraz şeftaliyi anımsatıyor, güzel, aroması çok hoş bir meyve. Reçel yapmaya uygun diye düşünmüştüm, gerçekten de çok güzel oldu. Bizimkilere mango reçeli de götürmeye böylece karar verdim :)

Malzemeler

3 adet mango (yaklaşık 500 gr.)

400 gr. şeker

1/ 2 limon suyu

1/ 2 kahve(türk) fincanı su

100 gr. iç fındık (isterseniz)

Uygulama

Mangoları soyduktan sonra küçük küp şeklinde kesiyorum. Rendelenerek marmelat da yapılabilir, dilim şeklinde de kesilebilir, tamamen sizin beğeninize bağlı.

Üzerine şekeri ilave ederek, yaklaşık 1 saat bekletiyorum.

Mango yumuşak ama suyunu salmayan bir meyve; reçel yapılırken genellikle şeker ile meyve uzun süre bekletilir, böylece meyve suyunu salar ve hiç su ilave etmeden meyvenin kendi suyu ile reçel kaynatılır.

Bu aslında bilinen ve güzel bir yöntem ancak çilek gibi bazı meyveler o kadar çok su salar ki, bu meyve suyunu reçel kıvamına getirmek için uzun süre kaynatmak gerekir, o zaman da çileklerin rengi doğal rengini kaybeder. Böyle bir ikilem karşısında ben, şekerli meyve karışımını bazen çok az bekleterek, bazen de hiç bekletmeden çok az su ilave ederek reçeli kaynatmanın en iyi yöntem olduğunu keşfettim. Önceden bekletmeseniz de kaynama noktasına gelen meyve, zaten gerekli olan suyu salıyor, merak etmeyin :)

Reçeli yapacağım tencereye yarım fincan su koyarak şeker- mango karışımını ilave ediyorum. Sadece ilk anda şeker tencerenin dibine yapışmasın diye bir önlem olarak çok az su ilave ediyorum. Yukarıda bahsettiğim gibi, kaynamaya başladığı anda meyve kolayca suyunu bırakıyor.

Yükseğe yakın orta ısıda reçel kıvamına gelene kadar 10 dakika kaynatıyorum.

Reçel yaparken düşük ısı kullanmanızı tavsiye etmem, çünkü çok uzun süre kaynatmanız gerekir ve meyveler dağılıp, canlı renklerini kaybedebilir.

Yarım limon suyu ilave ederek, ocağı kapatıyorum. Soğuyunca cam kavanoza aktarıyorum. Reçeli çok miktarda yapmışsanız ve daha sonra tüketmeyi düşünüyorsanız, sıcakken kavanoza koyup, kapağını sıkıca kapatın ve ters çevirerek soğuyana kadar bekletin, böylece hava almayan reçel, ilk günkü tazeliğini koruyacaktır.

İsterseniz bu arada bir miktar kabuksuz, iç fındık ilave edebilirsiniz.

Mynmar da bildiğimiz fındık yok ne yazık ki. Bunun yerine kaju fıstığı ve macadamia fındığı ve pecan (pikan) cevizi var. Kuzeyde Çin e yakın yerlerde yetişiyormuş.  Ben reçelde macadamia fındığı kullandım, tadı bizim fındığı aratmayacak kadar güzel, kabuğu biraz daha sert ve sanırım yağ oranı biraz daha fazla.

Macadamia fındığı, Avustralya nın yağmur ormanlarında bu fındık çeşidini bulan Avustralyalı eczacı John Macadamia dan almış. Bilinen fındıktan yaklaşık iki kat daha büyük ancak daha yumuşak ve daha yağlı olan bu kuruyemişin bir tanesinde % 65-70 arasında bir yağ oranı var. Yani 100 gramında 700 kcal ile eşdeğer (700bin kalori)… Tam bir kalori deposu diyebiliriz  :)

Pecan (pikan) cevizi de yine bizim cevize benziyor, daha ince kabuklu ve biraz daha uzun bir yapısı var. Türkiye de Akdeniz kıyısında yetişebiliyor. Mynmar daki kuruyemişlerden en ucuzu ise kaju fıstığı; benim gibi kuruyemişleri çok seven biri için hepsi de çok güzel…

Pikan Cevizinin Sağlığa Faydaları

Pikan Cevizi, diğer kabuklu kuruyemişlerden çok daha fazla antioksidan içerdiğinden dolayı sağlıklı beslenme yöntemleri içersinde çok önemli bir yere sahiptir. Son yapılan araştırmalarda, yiyeceklerde bulunan antioksidanların, hücre hasarlarına karşı bir koruma görevi gördüğü anlaşılmıştır. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki, antioksidanlar özellikle kalp hastalikları, Alzheimer, Parkinson ve Kanser gibi önemli hastalıklara karşı insan vücudunun en önemli yardımcılardandır.

Bir avuç Pikan; Vitamin E, Kalsiyum, magnezyum, potasyum, çinko ve elyaf ve antioksidan içerir.

Pikan Cevizi vejeteryenler için çok önemli bir yere sahiptir. Bir porsiyon Pikan 30 gr etteki kadar protein içerir.

Ayrıca kan basıncını düşürmeye yardımcı olur, meme kanserinin tedavisinde, kalp sağlığında kötü kolestrol seviyesini düzenlemede, aşırı kilo kontrolünde kilo düşürmeye yardımcı olur.

Pikan Cevizinin düşük karbonhidratlı mükemmel besin içeriği , kilo vermek isteyen insanlar için, pikanı mükemmel bir seçim yapmıştır.

Mart 9, 2011 Reçeller, Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Yangon da Pazar

 

En sonunda evin yakınındaki sebze pazarına gittik, hava oldukça sıcak olduğu için, sabah erken saatlerlerde alışveriş yapmayı tercih ettik.

Pazardaki en güzel görüntü hiç şüphesiz bu güzel çiçekler ve renk renk gonca güllerdi. Fiyatlarının ucuzluğuna inanamazsınız,  tek kötü tarafı sıcak nedeniyle uzun süre gonca kalmadan hemen açıyorlar.

Pazarda bilinen çok sayıda sebzenin yanında, daha önce görmediğim ilginç sebzeler de var. Genel olarak oldukça ucuz. Birkaç çeşit limon var, minik yeşil limonlar çok sevimli, ayrıca portakal büyüklüğünde olan sert ve pütürlü kabuklu limonlar da çok ilginç…

Sıcaktan korunmak için, Mynmar da tanaka ağacının suyundan faydalanılıyor. Yüze sürülen bu kremsi sıvı, hemen hemen herkesin kullandığı pratik bir yöntem. Tanaka ağacının gövdesinin bir tür öğütücü taşa sürülmesi ile elde edilen ve güneşten korunmak için kullanılan bu doğal krem, ülkenin pagodalardan sonra bence en belirleyici özelliği…

Daha önce görmediğim minik beyaz patlıcanlar ve dev gibi bamyalar satılmayı bekliyor. Arkada kereviz yaprakları, kerevizin kendisini görmedim ama yaprakları çok kullanılıyor. özellikle çorbalarda, salatalarda bu aromatik yapraklara rastlamak mümkün.

Bamyaların yanında yine çok faklı bir aroması olan coriander var, bir çeşit maydanoz ama ben kesinlikle yiyemedim :( Bol bol acıbiber satılıyor pazarda, küçük çiçek biberi dediğimiz bu biberler neredeyse her yemekte kullanılıyor.

Arkadaşlar, bunlar kurutulmuş balık, Tabi biz hiç denemedik :)

Pazarda; görüldüğü gibi, et ürünleri de satılıyor. Sanırım Yangon da kasap yok, ya da ben henüz görmedim. Tavuk ya da kırmızı et farketmez, herşey pazarda satılıyor. Tabi biz helal ürün satan büyük marketlerden et ihtiyacımızı karşılıyoruz. Özellikle balık ve tavuk etini çok seviyor Mynmar halkı.

Karnıbahar var ama sıcak nedeniyle ancak bu kadar büyüyebiliyor, tabi muz pazarın en ucuz meyvesi, Türkiye dekinin aksine. Ön tarafta görünen, lahanın yanındaki ise muz çiçeği. Muzlar ilk olarak bu çiçeğin içinde oluşuyor.

Çok sevdiğim doğal mantarlar ve bebek mısırlar. ..

Guava meyvesini ilk defa burada yedim, meyve ile ilgili bilgi vermek gerekirse;

Meyve etinin rengi, beyaz, hafif penbe ve yahut yeşil gibidir. Aynı zamanda çok güzel ve keskin kokuludur. Bu nedenle bir çok ağaç arasında, Guava meyvesinin bu kokusu ile ağacını kolaylıkla bulmak mümkündür. Çekirdekleri meyve etinin ortasında gömülü ve serttir. Guava ağacı 700 m. yüksekliğin üstündeki yaylaların ve dağ yamaçlarının, killi kumlu topraklarını sever ise de; ağır killi ve bilhassa volkanik topraklarda da iyi yetiştiği görülür. 

Meyveler ya taze olarak ve yahut da pişirilerek tüketildiği gibi reçel, tatlı ve turşu üretimine de yarar. Bundan başka Java’da Guava ağacının yaprakları pirinçle birlikte pişirilerek yenir. Ağaç gövdesinin kolaylıkla soyulan kabukları 27-30 ‘% kadar tanin içerir.

Çok ilgimi çeken bu sebzenin adını öğrenemedim, denemeye de cesaret edemedim :) Yanında görülen yeşil pütürlü meyveler “kudret narı” Bizim bahçeye  annem her yıl eker ve olgunlaşıp kızardığında bile tadının acı olması nedeniyle yemesi çok zordur. Genellikle bizde şifa amaçlı kullanılır. Mynmar da daha olgunlaşmamış ve tahminime göre çok acı olan bu kudret narını acaba nasıl yiyorlar ?

Yan taraftaki kabağı gördünüz mü? Yemeklerde kullanılıyor, tadı güzel. Bizim yemeklik kabaklara rastlamadım burada…

Kabakları dilimleyerek de satıyorlar.

Mynmar da salatalarda ve yemeklerde çok kullanılan kurutulmuş karides, ben denemedim :)

Related Posts with Thumbnails
Mart 8, 2011 Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı