“yemek tarifleri” etiketi ile etiketlenmiş yazılar

Ördek Eti Yahnisi

Bugünkü yemek tarifimiz, et yemeklerinden nefis ve orijinal bir tarif olan ördek eti yahnisi; yemeğin tarifine geçmeden önce ördek eti hakkında bildiklerimi sizinle paylaşmak istiyorum.

Ördek eti heryerde kolayca bulabileceğimiz bir et türü değil ne yazık ki, köyde yaşayanların bile bahçelerinde tavuk yetiştirmek yerine, hazır tavuk kullanmanın dayanılmaz kolaylığına kapıldıklarını göz önüne alırsak, ördek eti bulmanın hiç de kolay olmadığını anlarız.

Bizim bahçemizdeki ördek kolonisi Pekin Ördeklerinden oluşuyor, bahçede özgürce gezip doğal besleniyorlar ve kışın yumurtluyorlar. Yazın yumurtadan çıkan yavru ördeklerin de büyümesi ile ördek kolonisi oldukça kalabalık oldu ve sırası gelenler soframızda yerini aldı. Ördeklerin gözlemlediğim kadarıyla aile bağları çok kuvvetli, yumurtadan çıkan yavruları koruma konusunda baba ördek, en az anne ördek kadar ilgili ve sevecen…

Aslında Pekin ördeği, adından da anlaşılacağı üzere en nefis şekilde Çin usulü pişirilerek sunulur ama bu şekilde evde pişirmek imkansız olduğu için bildiğimiz yöntemlerle ördeği pişiriyoruz, yolunuz uzakdoğuya düşerse portakallı pekin ördeğini orada deneyebilirsiniz.

Bahçede yetiştikleri ve çamur, bataklık gibi ortamlardan uzak oldukları için, özellikle yaban ördeklerinde oluşan kendine has koku, çok şükür ki bizim ördeklerde yok, organik yetişen tavuklardan tek farkı yağ oranının çok fazla olması, babaannem, özellikle mantıyı daha lezzetli olsun diye eskiden ördek eti ile yapardı.

Kısacası, ördek eti bulabiliyorsanız kaçırmayın 🙂

Malzemeler

Birkaç parça but ve incik tarafından kemikli ördek eti

15- 20 adet küçük arpacık soğanı

5-6 diş sarımsak

Yarım demet maydanoz

Tuz, karabiber, kekik

1 çorba kaşığı domates sosu

1 servis kaşığı sıvıyağ

 

 

Uygulama

Ördek eti parçalarını önce düdüklü tencerede haşlamamız gerekiyor, çünkü hazır tavuk etleri gibi kolay pişmiyor 🙂

Haşlarken suyun içine yarım demet maydanozu olduğu gibi koyarsanız, hem et suyu güzel bir aromaya sahip oluyor hem de et suyunun üzerinde oluşan kefi maydanozlar topladığı için daha berrak bir et suyu elde ediliyor.

Ördek etini düdüklü tencerede haşlamak en az yarım saatimizi alıyor. Bu sırada minik soğanları soymaya başlayabiliriz. Bütün yahnilerde soğan olarak ben arpacık soğanı denilen en fazla ceviz büyüklüğünde (hatta daha küçük) soğanları kullanıyorum. Yemekte görsel olarak çok hoş görünüyorlar ama soyması sabır işi 🙂

Ördek eti yahnisini yapacağım tencereye sıvıyağı koyup, soğanları ilave ederek, mümkünse altın sarısı rengini alacak kadar kavuruyorum, soyulmuş sarımsakları ilave ediyorum. Sonra bir çorba kaşığı ev yapımı domates sosunu ekliyorum. Salça kullanacaksanız yarım tatlı kaşığı yeterli gelir.

Daha sonra haşlanmış ördek eti parçalarını ve süzülmüş ördek eti suyundan yeteri kadar koyarak tuz, karabiber ve bir tutam kekik ilavesi ile hafif ateşte soğanlar yumuşayana kadar 25- 30 dakika daha pişiriyorum.
Tarifi yazdırmak isterseniz ;

Print Form

Kasım 30, 2012 Et Yemekleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Misket Köfteli Makarna

Makarna tariflerinde asıl püf nokta makarnayı daha besleyici haline getiren soslar bence; bildiğimiz makarna tadı farklı malzemeler ile hazırlanan soslara büründüğünde hem lezzeti artıyor hem de besleyici olma özelliği…

Misket köfteli, domates soslu hazırladığım bu makarnayı eminim evin küçükleri daha çok sevecektir.

Malzemeler

1/2 paket haşlanmış herhangi bir makarna

Misket köfteler için;

200-250 gr. kıyma

Tuz, karabiber

1 küçük soğan

1/ 3 çay kaşığı karbonat

Kızartmak için sıvıyağ

Sosu İçin

Birkaç tane haşlanmış bebek mısır (evde olduğu için kullandım, isteğe bağlı)

100 gr.kadar konserve mantar

2-3 adet rendelenmiş domates ya da domates sosu

İstediğiniz baharatlar

2 servis kaşığı zeytinyağı

Uygulama

Makarnayı bilinen şekilde pişiriyorum, genellikle buradaki tarifte olduğu gibi makarnayı süzmeyi tercih etmiyorum.

Köfteleri İnegöl  tarzında buradaki gibi hazırlayıp, çok kurutmadan kızartıyorum.

Sos tenceresine zeytinyağını koyarak(son günlerde sıvıyağ kullanmayı çok azalttım, her şeyde zeytinyağı kullanmayı istiyorum) içine doğranmış bebek mısırları ve dilimlenmiş mantarları koyuyorum, yağda birkaç kez çevirdikten sonra kızarttığım misket köfteleri ilave ediyorum.

Rendelenmiş domatesleri de ilave ederek, hafif ısıda birkaç dakika pişiriyorum. Tuz, karabiber, kuru nane vb. baharatları ilave ediyorum.

Haşlanmış makarna ile birlikte servis yapıyorum.

Makarnayı pişirdikten sonra suyunu süzerek hazırlıyorsanız, bir seferde 1 paket makarnayı pişirebilirsiniz ama süzmeden kullanılacaksa evdeki kişi sayısına göre tek öğünlük olarak pişirmenizi tavsiye ederim.

Kasım 7, 2012 Pilavlar ve Makarnalar kategorisine gönderilmiş - devamı

Sonbahar Meyveleri

İşlere dalınca bahçe ile aramdaki mesafe daha da uzadı, aslında adım atınca bahçeye çıkıyorum ama bazen bakıp da görmüyoruz ya, aynen öyle bahçenin adeta sihirli, her daim değişen dünyasından oldukça uzak kalmışım. Upuzun bir yaz mevsimi geçmiş, şimdi bahçe sonbaharı yaşıyor ve kışa hazırlanıyor.

Ayva çok olunca kış da sert geçermiş diye bir söz vardır bilirsiniz, bizim bahçedeki ayva ağacının dallar meyvelerini taşımakta oldukça zorlanıyor, bazı yerlere destek koymak zorunda kalınmış. Dalları kırılmasın diye bir kısmı da toplanmış, bundan sonra bol bol ayva tarifleri deneyebilirim.

 

Sonbahar çiçeklerinden kasımpatı akşamki yağmurun izlerini taşıyor.

 

Trabzon hurması sever misiniz? Oldukça ilginç ve güzel bir meyve, ben en çok kışın bütün yapraklarını döktükten sonra, çıplak dallarda kışa meydan okuyarak salındığı ve renkleri koyu turuncu olduğu zaman seviyorum. Hatta kar yağdığında bile meyveleri dalında görmek mümkün…

 

Elmalar toplandı ve depolandı, sanırım bütün kış yetecek kadar var…

Bugün bahçede gezerken, siyah incir ağacının üzerinde birkaç incir bulmak harikaydı, kasım ayında dalından incir yemenin zevkini tahmin edemezsiniz.

Kümesinden kaçan bir bahçe sakini! İncirlerin fotoğrafını çekerken adeta fırsat kolluyordu, o da ağzının tadını biliyor.

 

Balkabakları her zamanki gibi yine kendiliğinden yetişip büyüdü, çekirdekleri döküldüğü yerden ertesi yıl tekrar yetişiyorlar.


Bu yıl doğan kedi yavruları büyümüş bile, yaz sonunda doğanları anneleri ile birlikte fotoğraflamayı başardım.

Bahçedeki her şey tamamen organik, kimyasal hiçbir ilaç ya da gübre kullanılmıyor, doğanın gücüyle yetişen bu meyveler ve sebzeler bu yüzden benim gözümde çok değerli…

Kasım 4, 2012 Uncategorized kategorisine gönderilmiş - devamı

Patlıcanlı Tarifler

                                                                  KIZARTILMIŞ PATLICAN SALATASI

Yine uzun bir ara oldu, keşke zaman bu kadar hızlı akıp gitmese diye içimden geçiyor, her şeye vakit bulabilsem, her yere yetişebilsem…

Siteyi ihmal edince arşivdeki tarifler de yazdan kalma oluyor tabi, benim gibi sebzeleri mevsimi dışında almak istemeyen arkadaşlar bile hala pazardan patlıcan alabilir, çünkü daha düne kadar havaların ılık gitmesinin etkisiyle bizim bahçedeki patlıcanlar bile büyümeye devam ediyor. Bahçedeki büyümeye çalışan son sebzeler diyebilirim, bir de yeşil domates biberleri sonbahara meydan okuyor şimdilik 🙂

 

 

Kızartılmış patlıcan salatası çok kolay bir tarif, ben salata diye adlandırdım ama,  aparatif yemekler, mezeler kolay hazırlanan yemekler sınıfına da girebilir; kesin olan şu ki,  sunum kısmına biraz özen gösterdiğinizde yemek masasının gözdesi olacağından hiç şüphem yok!

 

 

Malzemeler

3-4 adet kalın-uzun patlıcan

Bir kase kadar süzme yoğurt

1-2 çorba kaşığı kadar domates sosu

Süslemek için dereotu, maydanoz vb.

Patlıcanları kızartmak için sıvıyağ

Uygulama

Patlıcanları alaca denilen şekilde, yani aralarında ince şeritler halinde kabukları kalacak şekilde soyarak, yarım saat tuzlu suyun içinde bekletiyorum.

Bol kızgın yağda kızartıp, kağıt havlu üzerine alıyorum, yağın yüksek derecede kızmış olması önemli, patlıcan dilimleri kısa sürede ve içine fazla yağ çekmeden çabucak kızarıyorlar.

Fazla yağını kağıt havluda bırakan patlıcan dilimlerini servis tabağına alıyorum, üzerinden taşmayacak şekilde ve miktarda süzme yoğurdu üzerine koyup, küçük bir kaşıkla yoğurdun ortasına domates sosunu yerleştiriyorum.

Maydanoz ya da dereotu ile süslüyorum.

Denemeniz tavsiyesi ile, afiyet olsun…

Kasım 3, 2012 Patlıcan Yemekleri, Salatalar kategorisine gönderilmiş - devamı

Tas Kebabı

Ramazan Ayında iftara yönelik menülerde genellikle etli bir yemek oluyor. Bugün tarifini vereceğim tas kebabı özellikle bizim çocuklar tarafından çok sevilen bir yemek; dışarıda yediğimiz daha sulu olan ve yemek tarzında olan tas kebabına çok benzemiyor, tas kebabı ve pilavın lezzet bütünlüğü içinde pişmesinden oluşuyor.

Benim uyguladığım şekliyle tas kebabına, etli yemek kısmı biraz daha kuru ve pilav kısmı biraz daha yumuşak, risotto tarzında pişmiş diyebiliriz.

Tas kebabında kullandığım kuşbaşı dana etini önceden düdüklü tencerede haşladığım için yemeğin hazırlanması ve pişmesi için yaklaşık 30 dakika yeterli oluyor.

Malzemeler (6 kişilik)

1/ 2 kg.dana kuşbaşı et

1 büyük boy patates

1 büyük boy havuç

1 büyük boy soğan

1 büyük boy domates

1 küçük boy kabak

Birkaç diş sarımsak

2-3 adet yeşilbiber

Sıvıyağ

1 büyük boy su bardağı pilavlık pirinç

Tuz, karabiber

Uygulama

Öncelikle eti haşlamak gerekiyor, ben et suyunu pilavda kullanmak istediğim için haşlama yöntemi ile eti pişirmek istedim. Ayrıca bu yöntem biraz daha pratik ve etin pişmeme ya da sert kalma gibi bir riski yok.

Düdüklü tencereye etin sadece üzerine gelecek kadar su koyarak kapağını kapatmadan sadece bir taşım kaynatıyorum ve üzeri köpüklü olan bu suyu döküyorum, tekrar temiz su koyarak, (yaklaşık olarak 1 litre kadar) düdüklü tencerenin kapağını kapatıyor ve buhar çıktıktan sonra 40 dakika pişiriyorum.

Pilavlık pirinci yıkayıp bir kaba koyarak, üzerini geçecek kadar sıcak su ilave ediyorum ve bir çay kaşığı tuz ilavesi ile pilav yapana kadar bekletiyorum.

 

 

Et pişerken sebze malzemelerini hazırlayabiliriz; soğanı küp şeklinde doğrayarak sıvıyağda hafifçe kavuruyorum, sarımsakları ekliyorum, daha sonra çekirdekleri çıkartılmış ve doğranmış yeşilbiber, küp şeklinde doğranmış patates, kabak ve havucu da ilave ediyorum; birkaç dakika kendi suyu ile beraber kavuruyorum.

Domatesi kabuklarını soyup, küp şeklinde doğrayarak sebzelere ilave ediyorum. Salça ve sos kullanmadım, sebzelerin ve pilavın renginin doğal olmasını tercih ediyorum.

Son olarak, haşlanmış etleri de ilave ederek tuz, karabiber ilavesi ve çok az et suyu ilavesi ile hafif ısıda 5-6 dakika sebzeleri ön pişirme yapıyorum. Daha çok kendi suyunda pişecekler ve piştiğinde tencerede hiç su kalmayacak, bu noktaya dikkat etmelisiniz. Daha sonra bu leziz karışımı ısıya dayanıklı bir kâseye boşaltıyorum.

 

 

Tas kebabı için karnıyarık tenceresi tarzında, geniş ama derin olmayan bir tencere kullanabilirisiniz.

İçi dolu kâseyi tencerenin tam ortasına gelecek şekilde ters kapatıyorum, içinden çok az yemeğin suyu sızabilir, bu sorun değil. Diğer tarafta beklettiğim pirincin suyunu süzüyor ve tekrar yıkayıp süzdükten sonra kâsenin etrafına eşit şekilde dağıtıyorum.

 

 

Pirincin suyunu koyarken, pirinci ölçtüğüm bardağı kullanıyorum ve önce 1,5 bardak sıcak et suyunu ilave ediyorum. Hafif ısıda pirinçler suyunu çekene kadar pişiriyorum, tencerenin kapağı kâse nedeniyle tam olarak kapanmıyor, bu nedenle pirincin pişmesi için normalden biraz daha fazla et suyu kullanmak gerekiyor. Gerektiğinde kaşıkla hafifçe pirinci karıştırabilirsiniz. Bu şekilde suyu bittiği anda biraz daha et suyu ilave ederek yaklaşık 15-20 dakikada pilavı da pişiriyorum.

 

 

Ters kapatılmış kâseyi hafifçe alıp, tas kebabının dinlenmesi için tencerenin kapağını kapatıyorum.

 

 

Lezzeti bütünleşmiş harika bir iftar menüsü böylece hazırlanmış oluyor.

Sağlıklı ve huzurlu iftarlar…

Temmuz 22, 2012 Et Yemekleri, Pilavlar ve Makarnalar kategorisine gönderilmiş - devamı

Karnıyarık Tarifi

 

Yemeklerin kralı karnıyarık yemeğidir desek, herhalde çok fazla itiraz eden olmaz. Yanında pirinç pilavı ile oluşan muhteşem ikili genellikle davet sofralarını süsler.

En lezzetli ve aslına uygun hali, patlıcanların kızartılarak yapıldığı şeklidir ve karnıyarık söz konusu olduğunda kalori hesabı kolayca bir kenara bırakılabilir.

Geçen sabah, bahçedeki uzun patlıcanlardan en düzgün olanlarını seçtim karnıyarık yapmak için; seviyorum ama açıkçası her zaman yapmıyorum, yazın daha hafif yemekleri tercih ediyorum.

Karnıyarık ile ilgili püf noktalar ne olabilir?

Patlıcanların küçük ve uzun olması,

Taze ve içlerinin beyaz, çekirdeksiz olması, (içleri çekirdekli ise, zahmete değmez!)

Bol yağda her tarafın aynı oranda kızartılmış olması

Şimdilik aklıma gelenler bunlar, unuttuklarım varsa, hatırlatırsanız çok sevinirim.

 

 

Malzemeler

6 adet orta ya da küçük boy çekirdeksiz patlıcan

200 gr. yağsız kıyma

1 adet soğan

2 adet domates

2 -3 diş sarımsak

Birkaç tane yeşil sivri biber

Tuz, karabiber

1 çorba kaşığı karışık sos

Sıvıyağı

Uygulama

Önce patlıcanları alaca soyarak tuzlu suda bekletin, acı suyu çıksın. Bu arada görselliğe önem veriyorsanız saplarını koparmayın 🙂

Kıymayı tavaya koyarak 2-3 servis kaşığı sıvıyağ ilavesi ile biraz kavurun, kıyma suyunu salıp, sonra çektiğinde küçük doğranmış soğanlar ile küçük doğranmış sarımsakları ilave edin ve hafif ısıda hepsini kavurmaya devam edin.

Her zaman yazıyorum; önce soğanları kavurup, sonra kıymayı ilave edince kıyma su salıyor ve bu su ile soğanların rengi çok kötü oluyor. Ya soğan ve kıymayı ayrı tavalarda kavurup sonra birleştireceksiniz, ya da benim yaptığım gibi önce kıymayı sonra soğanı kavuracaksınız.

Soğanlar yeterince yumuşayıp, kavrulunca yani 5-6 dakika sonra bir yemek kaşığı ev yapımı karışık sostan ilave ederek, birkaç tur çeviriyorum, sonra kabukları soyulmuş ve küp doğranmış domatesleri ilave ediyorum. Salça kullanacaksanız yarım yemek kaşığı yeter de artar bile… Domatesleri kısmen suyunu çekene kadar pişiriyorum. Tuz ve karabiber ekliyorum.

Şimdi sıra patlıcanları kızartmaya geldi, bence işin en zor kısmı bu. Ben balkonda elektrikli ocağımın üzerinde kızartıyorum, mutfakta kızartma yapmama gibi bir prensibim var !!

Patlıcanları kızartmadan önce, parçalamadan suyunu iyice sıkmayı ve kağıt havlu ile kurulamayı unutmayın. Bol yağda ve her tarafı eşit oranda kızarmış olmalı, kızarmayan yerler daha sonra pişerken kararıyor, bunu da not etmek gerek…

Ben bazen ortadan biraz keserek kızartıyorum, bazen de önce kızartıp sonra ortasını bıçakla açtırıyorum. Pek fark yok, yeter ki eşit oranda kızarsın.

Fırın kabına yerleştirdiğim patlıcanların ortalarına hazırladığım kıymalı harcı paylaştırıyorum. Genellikle bu iç malzeme artar 🙂 Bu kez benimki artmadı ama arttığı zamanlarda, malzemeyi domates ile biraz daha çoğaltarak pratik bir patates oturtma yapılabilir.

Patlıcanların üzerine domates dilimi ve yeşilbiber koymak adet olmuş, aynen uyguluyorum.

Yarım su bardağı su ile inceltilmiş çok az salça ya da sosu, fırın kabının içine döküyorum ve önceden ısıtılmış fırında suyunu hafif çekene kadar 15-20 dakika fırınlıyorum.

Yanında pirinç pilavı ile nefis oluyor…

 

Eylül 18, 2011 Patlıcan Yemekleri, Sebze yemekleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Şekerpare Tarifi

 

Bugün paylaştığım şekerpare tarifi inanıyorum, tarif defterinize yanında yıldızlı olarak not edilecek, o kadar güzel o kadar nefis bir tarif.

Ramazan Ayının başlaması ile tatlı tüketimi artıyor ve bayramla zirveye ulaşıyor olmalı 🙂 bayram tatlıları, çikolatalar neredeyse her gittiğimiz evde bizi evsahibi ile birlikte karşılıyor.

Baklavanın yerini tutamaz belki ama şekerpare de bayramda ikram edilebilir. Tatlılar, özellikle geleneksel türk tatlıları söz konusu olduğunda, kalori hesaplarının tavan yaptığı ve birkaç gün içinde kilo alındığı hesaba katılırsa, şekerpare daha masum tatlılar kategorisine dâhil edilebilir.

Şekerpareyi tereyağı kullanarak yaptım, tıpkı tarifin kaynağı sevgili arkadaşım Yeşim gibi. Bütün tatlılarda, kurabiyeler ve böreklerde kısaca evde tereyağı dışında katıyağ kullanmıyorum. Tereyağı kesinlikle daha sağlıklı.

 

 

Şekerpare tatlısını yaparken kullandığım mutfak tartısı ve elektrikli öğütücüden bahsetmek istiyorum. Mutfakta hayatı kolaylaştıran aletler bunlar.  Her evde elektronik mutfak tartısı olmalı bence, yemek yapmaya, yeni tarifler denemeye meraklıysanız mutfak tartısı işinizi çok kolaylaştırır.

Elektrikli öğütücü; pudra şekeri yapmak için, kahve, karabiber vb. öğütmek için çok pratik bir alet. Ben o kadar alıştım ki öğütücü kullanmaya şu anda 3. Sü kullanıyorum. Size tavsiyem sıvı bir şeyler öğütmeye kalkmayın benim gibi 🙂

 

 

Malzemeler

125 gr. tereyağı (oda ısısında yumuşamış)

1 kahve fincanı(türk kahvesi)sıvıyağı

4 tepeleme çorba kaşığı pudra şekeri

2 yumurta (1 tanesinin sarısı tatlıların üzerine sürülecek)

1 çay kaşığı karbonat (kabartma tozu olmaz!)

1 fiske tuz

1 paket vanilya

2,5 – 3 su bardağı un

Şerbeti

4 su bardağı şeker

5 su bardağı su

1/ 4 limon suyu

Üzerine

25-25 adet fındık vb.

Uygulama

Önce şerbeti hazırlamak istiyorum çünkü tatlılar fırından çıktığında şerbet hazır olmalı, böylece sıcak tatlılara ılık şerbet uygulanabilir. (PÜF NOKTA)

Şeker ve suyu bir kaba koyarak kaynama noktasından sonra ortaya yakın hafif ısıda 20 dakika kaynatıyorum. Kapatmadan önce limon suyunu ilave edip, bir kenara alıyorum.

 

 

Derin bir kaba; tereyağını, sıvıyağı, pudra şekerini ve bir tam yumurta ile bir yumurta beyazını ilave ederek (yumurta sarısının bir tanesini tatlıların üzerine sürmek için ayırdım) mikser ile karışım beyazlayana kadar 3-5 dakika çırpıyorum (PÜF NOKTA)

Bir fiske tuz, vanilya ve karbonatı ilave ediyorum.

Unu kontrollü ilave ediyorum. Yeşim tarifinde 2,5 bardak un yazmasına rağmen benim tatlı hamurum neredeyse  3 bardak un aldı, sıvıyağ koyduğum kahve fincanım biraz büyüktü sanırım, kullandığım köy yumurtaları da büyük olabilir. Fazla un kullanımını böyle yorumladım.

Şekerpare için un miktarı 2,5 ile 3 bardak arasında değişebilir. Elimizle hamuru yoğurduğumuzda, kulak memesi yumuşaklığında kolay şekil alan ve dağılmayan bir hamur olması gerekiyor.

 

 

Fırın tepsisine pişirme kağıdı seriyorum. Hamuru 24-25 eşit parçaya ayırıp, her birini elimle düzgün yuvarlaklar haline getirerek tepsiye diziyorum.

Üzerlerine birer fındık koyarak (ben kaju fıstığı kullandım) ve yumurta sarısı sürerek önceden ısıtılmış 180 derecedeki fırına koyuyorum.

 

 

Şekerpareler fırında nar gibi kızarana kadar beklemeli. Pembeleşmesi mükemmel lezzeti yakalamak için yeterli değil, bunu unutmayalım (PÜF NOKTA)

Fırından çıkan tatlıları ılınmasını beklemeden şerbetleyeceğim daha küçük ve kapaklı bir tepsiye transfer ediyorum, burada ılınmış şerbeti kepçe yardımı ile üzerlerine döküyorum, birkaç dakika sonra tepsinin kapağını kapatıyorum ve soğuduğunda buzdolabına alıyorum.

Şerbetleme sırasında tatlıları üst üste koymadım, sadece bir kere ters yüz ederek üstlerinin de şerbeti iyice içine almasını sağladım.

 

Yeşil elmalar bahçedeki elma ağaçlarından…

Şekerpareler, bizi yemeğe davet eden yeni evli yeğenimizin evinde diğer misafirler tarafından da çok beğenildi, tarifi alındı.

İftarınız mutlu, bereketli olsun inşallah…

Ağustos 15, 2011 İftar Yemekleri Tarifleri, Tatlılar kategorisine gönderilmiş - devamı

İslim Kebabı ( Köfteli Patlıcan Kebap )

 

 

Kızartılmış patlıcan dilimlerine sarılan köfte; diğer adıyla islim kebabı tarifini paylaşmak istiyorum bugün. Ramazan Ayında iftar menülerine çok yakışacak, misafirleriniz için yapacağınız harika lezzette bir tarif bu; yapımı biraz zaman alıyor ama kesinlikle zor değil.

İslim kebabı, köfte ile yapılabildiği gibi, kuşbaşı et ile de yapılıyor, tercih sizin. Ben köfteli yapmayı tercih ettim.

Yemeğe dair püf noktaları paylaşmak gerekirse; patlıcanları alırken büyük boy olmasına dikkat edilmeli. Bahçeden kopardığım patlıcanlar çok büyük değildi, köfteyi patlıcan dilimlerine sararken biraz zorlandım bu yüzden.

İslim kebabı için yaptığımız köftenin malzemeleri değişebilir, bugün İnegöl köfte tarzında yaptım ve çok güzel oldu. Ekmek içi ve yumurta kullanarak da klasik köfteler yapılabilir.

Yine patlıcanları ızgarada ya da tost makinesinde kısmen pişirebilirsiniz, köfteyi de kızartmak yerine ızgarada pişirebilirsiniz.

 

 

Malzemeler ( 12 adet)

6-7 adet uzun büyük boy patlıcan

Kızartmak için sıvıyağı

1 çorba kaşığı domates salçası ya da sosu

1-2 domates

1-2 adet yeşilbiber

Kürdan

Köfte malzemeleri

500 gr. kıyma (köftelik)

1 adet soğan

Tuz, karabiber

1 / 2 çay kaşığı karbonat

Uygulama

Patlıcanları alaca soyup tuzlu suda bekletiyorum.

Kıymanın içine soğanı rendenin ince tarafı ile rendeliyorum, tuz, karabiber ve karbonatı ilave ederek, güzelce yoğuruyorum. Buzdolabında yarım saat dinleniyor.

Patlıcan dilimlerinin sayısına göre yuvarlak köfteler hazırlıyorum. Köfteler çok kalın olmamalı, kızartırken kabarıyor, bu nedenle ince yapıyorum.

Patlıcanları dilimliyorum. Çok kalın ya da çok ince dilimler olmamalı, kızgın bol yağda hafifçe kızartıp, fazla yağını alması için peçete üzerine bırakıyorum.

Köfteleri de aynı şekilde fazla kurutmadan ve sertleşmeden hafif kızartıyorum.

Kızartılmış patlıcan dilimlerinden iki tanesini alıp, çapraz şekilde üst üste koyarak, ortasına köfteyi yerleştiriyorum ve patlıcanı üzerine kapatıyorum. Ters çevrilerek tepsiye yerleştiriliyor ama ben ters çevirmeden yaptım.

 

 

Üzerini kürdanla sabitleyip, domates ve biber dilimi yerleştiriyorum.

Bütün patlıcan dilimlerini ve köfteleri bu şekilde bohçaladıktan sonra, fırın tepsisine yerleştiriyorum.

1 su bardağı suyun içinde salçayı eritip tepsinin içine döküyorum. İsterseniz biraz da sıvıyağı ilave edebilirsiniz.

Fırında 200 derecede 30 dakika yeterli geliyor. İsterseniz fırından çıkarmadan birkaç dakika önce kaşar peyniri dilimleri ilave edebilirsiniz.

Ben yanında defneli ve zeytinyağlı pilav ile birlikte servis yaptım, nefis olmuştu…

Güzel bir haftasonu diliyorum.

 

Related Posts with Thumbnails
Ağustos 13, 2011 Et Yemekleri, Patlıcan Yemekleri kategorisine gönderilmiş - devamı