“yapımı” etiketi ile etiketlenmiş yazılar

İsveç Köfte Tarifi

İsveç Köfte Tarifi (Özellikle Çocuklar İçin!)

isveç köfte tarifi

 

Malzemeler: ( 24 adet köfte- 6 kişilik)

1/ 2 kg. yağsız kıyma

2 dilimden ufalanmış bayat ekmek içi

1/ 2 kutu süt kreması

1 orta boy soğan

1 yumurta

1 çorba kaşığı tereyağı(soğanı hafif kavurmak için)

tuz, karabiber,kimyon

kızartmak için;

1 çorba kaşığı ayçiçek yağı

1 çorba kaşığı tereyağı

sosu için;

1 tatlı kaşığı tepeleme un

1/ 2 kutu süt kreması

1,5 -2  su bardağı et suyu

swedish meatballs

 

Uygulama

Soğanı mümkün olduğu kadar küçük doğrayarak hafifçe kavuruyorum, diğer tarafta süt kremasının içine ufalanmış ekmek içini ilave ederek, karıştırıyorum.

Diğer malzemeleri de ilave ederek bir köfte hamuru hazırlıyorum, biraz yapışkan bir hamur oluyor, elinizi hafifçe yağlayarak şekil verme sorununu böylece çözebilirsiniz.

Ceviz büyüklüğünde top köfteler oluşturuyorum ve teflon tavaya bir parmak kalınlığında sıvıyağ ilave ederek kızartıyorum.

Sosunu yapmak isterseniz sos tenceresine bir çorba kaşığı tereyağı koyarak eriyince 1 tatlı kaşığı tepeleme un ilave ederek kavurun ve üzerine yaklaşık 1,5 su bardağı etsuyu ve süt kremasını koyarak topaklanmaması için koyulaşıncaya kadar karıştırın. Sosun yoğunluğunu arzunuza göre biraz daha et suyu ilave ederek ayarlayabilirsiniz, benim yaptığım sos gördüğünüz gibi oldukça yoğun oldu 🙂

 

isveç köfte

Ocak 8, 2015 Et Yemekleri, Uncategorized kategorisine gönderilmiş - devamı

Çilek Reçeli Tarifi

 

 

En sevdiğiniz meyve nedir diye sorduklarında; ilk aklıma gelen,muhteşem kırmızı rengi ve nefis aromasıyla çilek olurdu herhalde 🙂  Çilek reçeli ve çilek marmelatına da bayılırım. Bir türlü gözüm doymaz, söz konusu çilek olduğunda, bahçede çilek yetişmediği yıllarda kasa ile de aldığım olmuştur fiyatına hiç aldırmadan (çilek kasaları küçük oluyor arkadaşlar, 3-4 kiloluk sanırım )

İçinde çilek fidelerinin olduğu bir bahçe hayalim vardı, o da gerçekleşmiştir! Bahçedeki 100 bodur elma ağacının altına 5 adet yediveren çilek fidesi ekilmişti, 3-4 yıl önce, ilk yıl çok güzeldi, çileğe doyduk. Ertesi yıl çilek fideleri toprak ve damla sulamayı sevince çoğaldılar, her bir ağacın altında 10- 15 fide oldular ve artık siz düşünün çilek miktarını 🙂

 

 

Bulabildiğimiz en büyük kaplarla, tepsilerle çilek topladık o yıl. Çilek toplamak saatlerimizi alıyordu, komşularımız bile çileğe doydu.

Sonra, elma ağaçlarının altındaki çilek fideleri ile baş edemedik ve azaltarak bahçenin başka bir yerine tahliye ettik. Şimdi yetecek kadar çilek yapıyorlar.

Çilek reçeli yaparken biraz farklı bir yöntem kullanıyorum. Öyle şekere yatırıp bir gece bekletme ve saatlerce kaynatma yok benim tarifimde. Çok çabuk oluyor, çok pratik ve kolay aynı zamanda. Tabi bir o kadar da nefis !Bu konuda gerçekten çok iddialıyım, denediğinizde şimdiye kadar yaptığınız en canlı renkli ve en nefis reçel olacak, inanın 🙂

 

 

Malzemeler

1 kilo küçük boy çilek

1 kg. şeker (pancar şekeri)

2-3 çorba kaşığı su

1 limon suyu

1 çay kaşığı tereyağı

 

 

Uygulama

Çilekleri yıkayıp, saplarını temizledikten sonra, mutfak tartısı ile tartıyorum. Şeker miktarını en doğru şekilde ayarlamak için.

Mutfak tartınız yoksa ve 1 kilo çilek almışsanız; saplarını temizlediğinizde ve en az 5-6 tane çileği de beğenmeyip attığınızda, yaklaşık 900 gr çilek kalacak elinizde. Şeker ilave ederken bu noktayı göz önüne almanızı tavsiye ederim. Ayrıca, ben nişasta bazlı şeker yerine pancar şekeri kullanıyorum.

Ayıklanmış çilekleri tencereye alarak, üzerine yine tartarak şekeri ilave ediyorum. Çok az, 2-3 çorba kaşığı kadar su ilavesi ile ocağa alıyorum.

Suyu niye ilave ettim? Çileği, suyunu salması için bekletmediğim için, şekerin ilk birkaç dakikada tencerenin dibine yapışmadan erimeye başlaması için çok az su gerekli. Daha sonra ısı ile şeker erimeye başlayacak ve aynı anda çilekler de ısı ile su salmaya başlayacaklar. Kaynarken çok fazla köpük oluşmaması için bir çay kaşığı tereyağı ilave ediyorum.

Çilekleri şeker eriyene kadar ve çilekler su salmaya başlayana kadar 3-5 dakika normal ısıda, kaynamaya başladıktan sonra 8-9 dakika kuvvetli ısıda kaynatıyorum.

Bu arada önemle büyük boy tencere kullanmanızı tavsiye ederim,  çilek reçeli kaynarken çok kabarıyor, tencereden taşmasın diye ısıyı azaltırsanız bu kez çabuk reçel olmaz.

Reçelin son 1 dakikasında limon suyunu ilave ediyorum.

 

 

Bu şekilde kısa sürede ve kuvvetli ısıda yapılan reçellerde, reçelin rengi inanılmaz güzel oluyor. Canlı rengine hayran olacaksınız. Çileklerin formu bozulmuyor ve bekleterek çok fazla su salmasına izin vermediğimiz için, reçeldeki tane ve reçel şerbeti oranı da dengeli oluyor.

Reçeli az yapmışsanız ve hemen tüketilecekse sorun yok, ama çok yapmış ve kışın tüketmek için saklamak istiyorsanız; reçel sıcakken kavanozlara koyarak, sıcak suda 2-3 dakika bekletilen kapaklar ile kavanozu sıkıca kapatmanızı ve tamamen soğuyana kadar ters çevrilmiş şekilde bekletmenizi tavsiye ederim.

 

 

Ramazan da iftar sofralarında biz kahvaltılık yiyecekler de koyarız masaya, reçel, peynir, zeytin gibi…

Bu çilek reçeli ramazan sofralarını da süsleyecek inşallah…

 

Temmuz 29, 2011 Reçeller kategorisine gönderilmiş - devamı

Elde Açma Mantarlı Börek

 

Arkadaşlar, bu gerçekten yapımı ile ve içinde kullandığım çam mantarı ile özel bir börek oldu.

Elde açma börekler artık mutfağımın klasiği haline geldi diyebilirim. Her seferinde biraz daha ustalaştığımı ve daha kısa sürede yaptığımı hissediyorum.

Böreği daha masum hale getirmek için bu kez hamur katlarında sadece zeytinyağı kullandım. Eğer tereyağı kullanmak istemezseniz, zeytinyağı ile de çok güzel oluyor. Belki biraz sert ama kesinlikle daha sağlıklı 🙂

Börekte kullandığım mantarlardan bahsetmek istiyorum. Melki diye isimlendirilen çam mantarları ile ilk defa yıllar önce Balıkesir in Dursunbey ilçesinde tanıştım. Mantarın ismi yöreye göre değişiyor, çintar, kanlıca mantarı olarak da biliniyor.

Sonbahar yağmurlarının bol olduğu zamanlarda, hele bir de yağmurdan sonra havalar birkaç gün güneşli ve ılık geçerse, melki toplama zamanı gelmiş demektir. Mantarın kendisi ve lezzeti kadar inanın, ormanda mantar toplamak da çok zevklidir.

Melkiler diğer çayır mantarlarının aksine toprak yüzeyine pek çıkmaz ve çam yapraklarının oluşturduğu torfların altında gizlenirler. Bu nedenle çok dikkatli bir gözle aramak ve yüzeyden yukarıya doğru çıkmış minik tepecikleri kontrol etmek gerekir. Bir tanesini bulduysanız, mutlaka yakınında ailesine de ulaşırsınız 🙂

Sepetinizdeki mantarlar sizi motive etse de, bence en güzeli;  ormanda yürüyüş yapmak, bol oksijenli havasını ciğerlerinize doldurmak, ormanı ve kendinizi dinlemektir.

Kültür mantarının aksine, melki mantarı tamamen doğal ve organiktir. Bence bu, onu kıymetli yapan en önemli özellik. Bu yıl bol yağan yağmurlar nedeniyle çok var ve fiyatı da oldukça ucuz. Pazarda gördüğünüzde sakın kaçırmayın, bu nefis ve doğal mantarlardan bol bol faydalanın, şifa ile…

Ben elde açma mantarlı böreği, sevgili Feriha Ablacığım için yaptım. Kendisi susamçörekotu bloğunun sahibesi. Dün, bir saat gibi kısacık bir zaman diliminde de olsa Feriha ablayı evimde konuk etmekten çok büyük mutluluk duydum. Tatlı muhabbetlerle çayımızı yudumladık,bloğa başlama maceralarımızı anlattık, daha sonra bahçeyi gezdik.

Çayın yanında ne mi vardı??

zeytinyağlı yaprak sarma

sadrazam lokumu

kaymaklı kemalpaşa tatlısı

elde açma mantarlı börek

 Bugün sağlığı ile ilgili öğrendiğim iyi haberleri şimdiden müjdelemek isterim. İnşaallah tam olarak sağlığına kavuşması için sizin gibi ben de dua ediyorum.

Malzemeler

1 yumurta

1 kahve(türk) fincanı zeytinyağı

Tuz

Un( 5 su bardağı)

Su

Hamurların arasına

150 gr. tereyağı (bu kez zeytinyağı kullandım)

İç Malzemesi

500 gr. melki mantarı

2 soğan

2 adet haşlanmış patates

Tuz, karabiber

Üzerine

1 yumurta sarısı

2 çorba kaşığı eritilmiş tereyağı

Uygulama

Önce böreğin içini hazırlıyorum; melki mantarlarını güzelce yıkayıp küçük küp şeklinde doğruyorum. Soğanları da küp şeklinde doğrayarak 2- 3 servis kaşığı zeytinyağı ile hafifçe kavuruyor ve doğranmış melkileri ilave ediyorum. Beraberce mantarlar suyunu salıp, çekene kadar, hafif ısıda pişiriyorum. Tuz ve karabiber ilave ediyorum. Bu arada iki büyük boy patatesi haşlayıp, ılındıktan sonra iri şekilde rendeliyorum. Mantarların altını kapattıktan sonra rendelenmiş patatesi ilave ediyorum. Böylece börek içimiz hazırlanmış oluyor.

Hamur malzemeleri ile kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yapıyorum,  yarım saat dinlendiriyorum.

Hamuru 16 eşit parçaya ayırıyorum, dörtlü gruplara ayırıyorum.

İlk gruptaki dört hamuru ayrı ayrı pasta tabağı kadar açıp, aralarına 1 çorba kaşığı zeytinyağı sürüyorum, üst üste koyup, hepsini birlikte oklava ile açıyorum. Buradaki gibi

Açılan hamuru ortadan ikiye bölüyor, yuvarlak olan kısmına iç malzemesinden koyarak, rulo şeklinde bir bütün olarak kıvırıyorum.Buradaki gibi

Yuvarlak tepsiye göre çok sıkı olmayan bir şekilde kendi etrafında sararak yağlanmış tepsiye yerleştiriyorum.

Diğer açılmış hamura da iç malzeme koyarak rulo şeklinde sarıyor ve tepsideki diğer hamurun bittiği noktadan devam ediyorum.

Kasım 10, 2010 Börekler, İftar Yemekleri Tarifleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Yalancı Kozalak Pasta

      Bu pastanın orijinal kaynağı neresidir bilmiyorum ama ben tarifi, çok becerikli olan sevgili halamdan aldım. Tarifi siteye bir an önce eklememi tembihledi.

       Bu vesileyle çok kolay bir pasta olan, yalancı kozalak pasta yapmak için mutfaktayım.

       Pastanın ana maddesi kakaolu pirinç patlağı, kakaolu mısır gevreği ile de oluyor ama pirinç patlağı ile yapıldığında pastalar tam da kozalak gibi duruyor. diğer malzemeler ise genellikle evde her zaman bulunabilen malzemeler.

        Bu arada benimki gibi tupperwear marka limon sıkacağınız varsa, onlarla ne yazık ki kozalakların şekli güzel olmuyor; klasik, eski model limon sıkacağı ile çok güzel oluyor…

        Yalancı kozalak pastayı yalancı yemekler etkinliği sahibesi sevgili Serap a gönderiyorum, bol katılımlı bir etkinlik olmasını diliyor ve arkadaşıma kolay gelsin diyorum.

        Malzemeler

       250 gr. Kakaolu pirinç patlağı

       2 çorba kaşığı bal

       1 çorba kaşığı kakao

       70 gr. Tereyağı

       Bir paket (80 gr.)bitter çikolata

       Yarım bardak kadar iri çekilmiş fındık (isterseniz)

       1-2 çorba kaşığı pudra şekeri

      Uygulama 

      Genişçe bir kaba tereyağını koyarak düşük ısıdaki ocakta eritiyorum. Bu arada bitter çikolatayı da küçük parçalara kırıp tereyağın içine alıyorum. Her ikisi de eriyince ocaktan alıp, içine 2 yemek kaşığı bal, 250 gr. Pirinç patlağı ve kakaoyu eleyerek ilave ediyorum. Son olarak fındık parçalarını da karışıma ekliyorum.

       Klasik limon sıkacağının üst parçasını ters çevirip, çukur kısmına pirinç patlaklarını kaşık yardımıyla dolduruyorum. Hafifçe bastırıyorum, ters çevirip servis tabağına aktarıyorum. Tıpkı küçük kaseye pilav koyup ters çevirerek servis tabağına aktarmak gibi…

       Limon sıkacağının şekli ve pirinç patlaklarının kakaolu olması birleşince temsili kozalaklarımız hazırlanmış oluyor. Bu malzemelerle 18- 20 adet kozalak hazırlamak mümkün. Kalabalık misafiriniz bile olsa yetmeme sorunu yok. Kozalak pastanın üzerine, küçük bir çay süzgeci yardımıyla pudra şekeri serpiyorum,  bunlar da kar taneleri oluyor.

       Buzdolabında birkaç saat bekletip sonra servis yapıyorum.

Kasım 9, 2010 Pastalar kategorisine gönderilmiş - devamı

Mayalı Elmalı Pasta

Mayalı tarifler ile barıştığımı söylemiştim, benim favorim; mayalı olup da aynı zamanda tatlı olanlar, bir de bugün yaptığım gibi meyveli olanlar var, hiç dayanamadığım 🙂

Tarifi sevgili Filiz in sayfasından aldım, fotoğraflar gerçekten çok açıklayıcıydı, buna rağmen sanırım hamur çok kabardığı ve hacmi birden büyüdüğü için iki parçaya ayırdım. Aslında bütün halinde açılıp elmalar ilave ediliyormuş, aynı durumla karşılaşırsanız bu sizi yanıltmasın. Hamurun yarısı bile kalıbı neredeyse doldurmaya yetti, pişerken de kabarmaya devam edip harika bir hacime ve sünger gibi bir dokuya ulaştı.

Hamurun içindeki şeker miktarı, bazıları için hafif gelebilir; üzerine hafifçe sürdüğümüz bal dengeyi sağlayarak tatlı severleri de ziyadesiyle memnun ediyor.

Malzemeler

1 su bardağı ılık su

Yarım su bardağı şeker ( 2 çorba kaşığı kullandım)

5 yemek kaşığı sıvıyağı

3 yemek kaşığı bal

2 yumurta (1 tane kullandım)

1 çay kaşığı tuz

1 yemek kaşığı toz maya

3-4 su bardağı un ( kontrollü ilave edin )

İç malzeme

3 büyük boy elma

yarım su bardağı şeker

1 yemek kaşığı tarçın( 1 tatlı kaşığı kullandım)

 Üzerine

1 yumurta sarısı bir kaşık su ile çırpılır.

 

 

Uygulama

Büyük boy kapaklı bir kabın içine 3 su bardağı un koyarak ortasını havuz gibi açıyor, ılık su, şeker ve toz mayayı ilave edip karıştırıyorum.

Diğer malzemeleri; sıvıyağ, bal, bir yumurta ve bir yumurta beyazı(sarısını üzerine sürmek için ayırdım)ile biraz tuz ilave ediyorum.

Yumuşak dokulu bir hamur elde edene kadar un ilave ederek hamuru güzelce yoğuruyorum. (işin en eğlenceli kısmı burası)

Hamuru kapaklı kabın içine alarak, kapağı kapatıyorum ve ılık bir ortamda en az 45 dakika mayalanması için bekletiyorum.

 

Sürenin sonunda hamuru merdane ile dikdörtgen şeklinde açarak tam ortasına hazırladığım tarçınlı elma karışımını koyuyorum.

Elmalı tarçınlı harcı yaparken; elmaların sadece çekirdek yataklarını çıkardım, kabuklarını soymadım. Orjinal tarifteki gibi bir yemek kaşığı tarçın ilave ettim ama biraz fazla gibiydi, 1 tatlı kaşığı yeterli sanırım.

Elmalı harcı önceden hazırlamanızı tavsiye etmem, şeker ve elmalar buluşunca çok fazla su salıyor, uygulamadan hemen önce hazırlarsanız sulanmasını bir ölçüde engellemiş olursunuz.

Hamurun bir ucunu ortaya doğru katlayarak, üzerine tekrar elma koyup, diğer ucu bunun üzerine kapatıyorum.

Üzerine hafifçe bastırıp, fotoğrafta görüldüğü gibi bıçakla kesiyorum.

Kesilen parçaları yağlanmış büyük boy kelepçeli kalıba yerleştiriyorum.

Tekrar mayalanması için yaklaşık bir saat ılık bir ortamda bekletiyorum.

Üzerine yumurta sarısı-su karışımı sürerek, ilk yarım saat üzerine folyo kapatılmış şekilde, daha sonra açık olarak 180 C ısıtılmış fırında pişiriyorum.

Fırından alıp, ılındığında kalıptan çıkarıp, bal ile servis yapıyorum, Eh! Dayanabilene aşkolsun 🙂

 

 

Kasım 4, 2010 Mayalı Tarifler kategorisine gönderilmiş - devamı

Yalancı Kalamar

Kasım ayında haftaya güneşli bir günle başlamak ne güzel değil mi? İnşaallah bütün hafta böyle devam eder. Hava kapalı olduğunda mutfakta iş yapmayı hiç sevmiyorum, özellikle yaptığım tariflerin fotoğraflarını çekerken ışık yetersiz geliyor ve güzel çıkmıyor. Güneşin bu nedenle benim için önemi büyük 🙂

Bugün paylaşacağım tarif; yalancı kalamar. Soğumasına bile fırsat kalmadan yalanıp yutulacak kadar lezzetli ve kolay bir tarif. Tabi gerçek kalamar kullanmıyoruz, tavuk göğüs eti ya da tavuk incik, yapacağımız yalancı kalamar için yeterli.

Bu arada, tavuk eti konusunda çok hassas davranıyor ve genellikle hazır tavuk kullanmıyordum. Sevgili Aslıhan ın Erpiliç ile ilgili yazısını okuduktan sonra, marketlerde erpiliç arayışım başladı ve en sonunda buldum 🙂 Aslıhan ın yazısını mutlaka okumanızı tavsiye ederim, sonrasında karar sizin…

Tarifi bir dilim bir tutam – Serap arkadaşımın etkinliğine gönderiyor ve başarılar diliyorum.

Malzemeler

1 adet tavuk göğüs eti

1 soğan

3-4 diş sarımsak

Kekik, kırmızıbiber, kimyon

Köri,tuz, karabiber

1 yemek kaşığı domates sosu

2 yemek kaşığı zeytinyağı

Kızartmak için;

1 yumurta

3-4 yemek kaşığı un

3-4 yemek kaşığı galeta unu

Bol miktarda sıvıyağı

Uygulama

Önce tavuk etini hazırlayıp, bir süre buzdolabında bekletmek gerekiyor. Bunun için; göğüs etini parmak şeklinde kesiyorum. Çukur bir tabağa alarak içine, ince rendelediğim soğanı, sarımsağı, baharatlar ve domates sosu ile zeytinyağını ilave ederek, güzelce karıştırıyorum.

Tabağın üzerini streçleyip buzdolabına kaldırıyorum. Tavuk etleri bu marinatın içinde birkaç saat beklerse nefis oluyor. Bir gün bile bekleyebilir, ben bir kısmını ertesi gün kızarttım, o kadar lezzetli olmuşlardı ki, çerez gibi yedik.

Buzdolabından çıkan yalancı kalamarları önce una, sonra hafif çırpılmış yumurtaya ve en sonunda galeta ununa bulayarak bol ve kızgın yağda kızartıyorum.

Galeta unu, kızartma yağında yanmadığı için çok pratik ve sağlıklı oluyor, bu kısmı bence atlamayın, galeta unu yerine un kullanmanızı hiç önermem!

Marul salatası eşliğinde ve bademli pilav ile servis yapıyorum.

Kasım 1, 2010 Et Yemekleri, İftar Yemekleri Tarifleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Haşhaşlı Mayalı Poğaça Ve Cumhuriyet Bayramı

 

Geçen haftanın 3 gününü mayalı hamur tarifleri yaparak geçirdim, haşhaşlı mayalı poğaça da bunlardan biri. Böylece mayalı hamurlar ile aramdaki buzları erittim ve onları kabartmayı başardım 🙂

Daha önce tarifini paylaştığım mayalı katmer poğaça da çok güzel kabarmıştı. Haşhaşlı mayalı poğaçanın hamuru aynı malzemelerden oluşuyor. Bu hamuru temel mayalı hamur olarak kabul edebilirsiniz, kolay kabarıyor ve nefis bir tadı oluyor.

 

 

 

Malzemeler

Hamur için;

1 su bardağı süt (ılık)

1 çay bardağı sıvıyağı

1 yemek kaşığı toz pakmaya

1 yemek kaşığı şeker

1 dolu çay kaşığı tuz

3 su bardağı un(biraz fazla da olabilir)

1 yumurta (akı içine, sarısı üzerine)

Haşhaşlı İç harcı

1 çay bardağı haşhaş püresi

1/ 4 çay bardağı sıvıyağı

Uygulama

Hamuru hazırlamakla işe başlayalım; Genişçe bir kabın içine kuru malzemeler olan, un, toz maya, şeker ve tuzu koyup karıştıralım. Ortasını havuz gibi açarak ılık sütü, yağ ve yumurta akını ilave ederek, ele yapışmayan yumuşak bir hamur elde edelim. Hamuru güzelce yoğuralım.

Hamuru genişçe kapaklı bir kabın içine alıp, kapağını kapatarak ılık bir ortamda yaklaşık 1 saat mayalanması için bırakalım.

Mayalanan hamuru 12 eşit parçaya bölerek, bezeler elde edelim. Daha küçük poğaçalar elde etmek isterseniz 16 parçaya da bölebilirsiniz, ben bir sonrakinde daha küçük poğaçalar hazırlamayı düşünüyorum.

İlk bezeyi, merdane yardımı ile servis tabağı kadar açalım. Haşhaş püresinin içine sıvıyağı karıştırılarak yoğunluğunu biraz inceltelim, böylece hamurun üzerine daha kolay sürülecektir.

Açtığımız hamurun üzerine 1-2 çorba kaşığı haşhaştan döküp her tarafına sürelim, resimdeki gibi zarf şeklinde katlayarak bir kenara alalım.

 

 

İkinci bezeyi de açarak, aynı şekilde haşhaş sürüp onu da zarf şekline getirip küçültelim.

Şimdi birinci yaptığımız kare hamuru alıp merdane ile hafifçe incelterek, içine biraz haşhaş sürüp, iri parçalanmış birkaç ceviz tanesi de koyarak üçgen şeklinde katlayalım ve tepsiye yerleştirelim.

 

 

Bu şekilde bütün bezeleri hazırladıktan sonra, yine ılık bir ortamda bir saat daha kabarmalarını bekleyip, sonrasında içine bir çorba kaşığı kadar sıvıyağı ilave edilmiş yumurta sarısı sürerek 170c deki fırında pişirelim.

Denemeniz tavsiyesi ile iyi tatiller…

CUMHURİYET BAYRAMI

 

İstiklal Harbini Kazanan Ruhlar

Atatürk, Cong Bayırı’ndadır. Anzaklar yukarıya doğru tırmanmaktadır. Asker saf saf gelmekte ve giren alaylar yalnız alay sancağıyla dönebilmektedir. Hepsi şehit olmaktadır.

Gelenler kimisinin elinde bir evrat, kimisi ezberden Yasin-i Şerif okuyarak, Kelime-i Şehadet getirerek ve kıymetli eşyalarını arkadaşlarına bırakarak, ‘dönersem alırım’ diye ve daha evvelki alayın tamamen öldüğünü bilerek şevkle ölüme gitmekte ve on dakika sonra o alay tükenmektedir. Arkasından yeni alay gelmekte ve yine orada, Cong Bayırı’nda şehit olmaktadır.

Atatürk, Ruşen Eşref’i o sahada ilk defa gezdirirken, ona şunu söylemiştir: ‘Türk milletinin bu yüksek imanını, Türk milletinin bu yüksek seciyesini görmeseydim, yaşamasaydım onlara ‘ölümü emrediyorum size’ dediğim zaman, hiçbirisi Kelime-i Şehadet getirmeden koşmasaydı, onları öyle görmeseydim, İstiklal Harbi’ne başlayamazdım.’

 

 

Ekim 29, 2010 Mayalı Tarifler kategorisine gönderilmiş - devamı

Fesleğen Soslu Makarna

fesleğen soslu makarna

Makarnanın, etin veya sebzenin yanında yenen yan yemek olduğu gibi bir genel düşünce olmasına rağmen, bugün yaptığım fesleğen soslu makarna akşam yemeğinde ana yemek olarak yeterliydi.

Sıcaklar nedeniyle iftarda sadece soğuk su ve domates salatası rağbet görüyor; arkasından içilen çorba ile neredeyse doymak mümkün. Böyle olunca, hafif ve limonlu soslu bir makarna, hem besleyici hem de midemizi fazla zorlamadan doyurucu bir özelliğe sahip.

Makarna, sağlıklı beslenmede vazgeçilmez bir eleman, beslenme piramidinin en alt sırasında yer alan ve en çok tüketilmesi gereken karbonhidratlar grubunda, ekmek, tahıl ve pirinç ile beraber makarna da yer alıyor.

Makarnanın faydaları ve makarna pişirmenin püf noktalarını buradan okuyabilirsiniz…

Malzemeler

Makarna için

250 gr. makarna

500 ml. Su

 1-2 yemek kaşığı sıvıyağ

Tuz

Fesleğen Sosu

 1 avuç taze fesleğen yaprağı

1/ 2 çay bardağı kavrulmuş fıstık

1/ 2 çay bardağı rendelenmiş eski kaşar peyniri

1 adet limon

4-5 çorba kaşığı Zeytinyağı

2-3 diş sarımsak (ben kullanmadım)

Tuz

Uygulama

 Makarna pişirmek göründüğü gibi kolay değil aslında, özellikle benim gibi süzmeden pişirmeyi tercih ediyorsanız. Süzmeden pişirilen makarnayı, sadece bir öğünde tüketilecek miktarda yapmak ve sıcakken hızlıca servise hazırlamak gerekiyor.

Pişirme suyunu, kullanacağım makarnanın iki katı olarak kaynatıyorum. 250gr. Makarnayı haşlamak için 500 ml. Su yeterli geliyor.

Tencerede su kaynamaya başlayınca tuz ve 1-2 yemek kaşığı sıvıyağ ekleyerek makarnaları ilave ediyorum.

Yaklaşık 10 dakika içinde, makarnaları birkaç kez karıştırarak, pişmesini ve suyunu çekmesini bekliyorum. 10 dakika sonunda suyunu çeken makarnaların altını kapatıp, içine yarım su bardağı soğuk su dökerek, karıştırıyor ve demlenmeye bırakıyorum.

Sosu hazırlarken arada bir iki kere daha karıştırıp havalandırıyorum.

Fesleğen Sosu

Fıstıkları ve taze fesleğen yapraklarını robottan geçirerek inceltiyorum, bir limonun suyunu ve biraz da kabuğunu rendeleyerek fıstıklara ilave ediyorum, rendelenmiş kaşar peynirini de ekleyerek, malzemeler birbiri ile bütünleşene kadar robottan geçiriyorum.

Tuz ve zeytinyağını ilave ederek birkaç kez daha, karışım macun kıvamını alana kadar robottan geçirmeye devam ediyorum.

Sonuçta fıstık ezmesi kıvamında çok nefis bir sos oluyor. Kaynak ; cafe fernando

Sosun yarısı kadarı ile makarnayı buluşturuyor ve güzelce karıştırarak servis tabağına alıyorum. 

Diğer yarısı ile nefis olan kırmızı biber sarması yapıyorum.

makarna

Related Posts with Thumbnails
Ağustos 18, 2010 İftar Yemekleri Tarifleri, Pilavlar ve Makarnalar kategorisine gönderilmiş - devamı