“yapımı” etiketi ile etiketlenmiş yazılar

Çilek Reçeli Tarifi

 

 

En sevdiğiniz meyve nedir diye sorduklarında; ilk aklıma gelen,muhteşem kırmızı rengi ve nefis aromasıyla çilek olurdu herhalde :)  Çilek reçeli ve çilek marmelatına da bayılırım. Bir türlü gözüm doymaz, söz konusu çilek olduğunda, bahçede çilek yetişmediği yıllarda kasa ile de aldığım olmuştur fiyatına hiç aldırmadan (çilek kasaları küçük oluyor arkadaşlar, 3-4 kiloluk sanırım )

İçinde çilek fidelerinin olduğu bir bahçe hayalim vardı, o da gerçekleşmiştir! Bahçedeki 100 bodur elma ağacının altına 5 adet yediveren çilek fidesi ekilmişti, 3-4 yıl önce, ilk yıl çok güzeldi, çileğe doyduk. Ertesi yıl çilek fideleri toprak ve damla sulamayı sevince çoğaldılar, her bir ağacın altında 10- 15 fide oldular ve artık siz düşünün çilek miktarını :)

 

 

Bulabildiğimiz en büyük kaplarla, tepsilerle çilek topladık o yıl. Çilek toplamak saatlerimizi alıyordu, komşularımız bile çileğe doydu.

Sonra, elma ağaçlarının altındaki çilek fideleri ile baş edemedik ve azaltarak bahçenin başka bir yerine tahliye ettik. Şimdi yetecek kadar çilek yapıyorlar.

Çilek reçeli yaparken biraz farklı bir yöntem kullanıyorum. Öyle şekere yatırıp bir gece bekletme ve saatlerce kaynatma yok benim tarifimde. Çok çabuk oluyor, çok pratik ve kolay aynı zamanda. Tabi bir o kadar da nefis !Bu konuda gerçekten çok iddialıyım, denediğinizde şimdiye kadar yaptığınız en canlı renkli ve en nefis reçel olacak, inanın :)

 

 

Malzemeler

1 kilo küçük boy çilek

1 kg. şeker (pancar şekeri)

2-3 çorba kaşığı su

1 limon suyu

1 çay kaşığı tereyağı

 

 

Uygulama

Çilekleri yıkayıp, saplarını temizledikten sonra, mutfak tartısı ile tartıyorum. Şeker miktarını en doğru şekilde ayarlamak için.

Mutfak tartınız yoksa ve 1 kilo çilek almışsanız; saplarını temizlediğinizde ve en az 5-6 tane çileği de beğenmeyip attığınızda, yaklaşık 900 gr çilek kalacak elinizde. Şeker ilave ederken bu noktayı göz önüne almanızı tavsiye ederim. Ayrıca, ben nişasta bazlı şeker yerine pancar şekeri kullanıyorum.

Ayıklanmış çilekleri tencereye alarak, üzerine yine tartarak şekeri ilave ediyorum. Çok az, 2-3 çorba kaşığı kadar su ilavesi ile ocağa alıyorum.

Suyu niye ilave ettim? Çileği, suyunu salması için bekletmediğim için, şekerin ilk birkaç dakikada tencerenin dibine yapışmadan erimeye başlaması için çok az su gerekli. Daha sonra ısı ile şeker erimeye başlayacak ve aynı anda çilekler de ısı ile su salmaya başlayacaklar. Kaynarken çok fazla köpük oluşmaması için bir çay kaşığı tereyağı ilave ediyorum.

Çilekleri şeker eriyene kadar ve çilekler su salmaya başlayana kadar 3-5 dakika normal ısıda, kaynamaya başladıktan sonra 8-9 dakika kuvvetli ısıda kaynatıyorum.

Bu arada önemle büyük boy tencere kullanmanızı tavsiye ederim,  çilek reçeli kaynarken çok kabarıyor, tencereden taşmasın diye ısıyı azaltırsanız bu kez çabuk reçel olmaz.

Reçelin son 1 dakikasında limon suyunu ilave ediyorum.

 

 

Bu şekilde kısa sürede ve kuvvetli ısıda yapılan reçellerde, reçelin rengi inanılmaz güzel oluyor. Canlı rengine hayran olacaksınız. Çileklerin formu bozulmuyor ve bekleterek çok fazla su salmasına izin vermediğimiz için, reçeldeki tane ve reçel şerbeti oranı da dengeli oluyor.

Reçeli az yapmışsanız ve hemen tüketilecekse sorun yok, ama çok yapmış ve kışın tüketmek için saklamak istiyorsanız; reçel sıcakken kavanozlara koyarak, sıcak suda 2-3 dakika bekletilen kapaklar ile kavanozu sıkıca kapatmanızı ve tamamen soğuyana kadar ters çevrilmiş şekilde bekletmenizi tavsiye ederim.

 

 

Ramazan da iftar sofralarında biz kahvaltılık yiyecekler de koyarız masaya, reçel, peynir, zeytin gibi…

Bu çilek reçeli ramazan sofralarını da süsleyecek inşallah…

 

Temmuz 29, 2011 Reçeller kategorisine gönderilmiş - devamı

Fried Rice (Kızarmış Pilav)

 

Uzakdoğu mutfağından, Çin Mutfağından Türk damak tadına çok uygun bir tarif var bugün sırada.

Fried Rice, yani kızartılmış pilav; harika ve zengin bir pilav türü olmasını, soya sosu ve pirinç temel malzemesi dışında, hayal gücünüz ile istediğiniz sebzeyi ilave edebilmenize borçlu :)  Böylece çok farklı damak tatlarına hitap etmeyi de mümkün kılıyor.

Yangon da kaldığım süre içinde defalarca farklı malzemeler ile pişirilmiş fried rice yedim. Genel olarak mısır, bezelye ve havuç üçlüsünden oluşan sebze karışımı ile yapmak en kolayı, bunun yanında yumurtalı fried rice, tavuklu, sebzeli fried rice, hatta kıymalı fried rice bile oluyor.

Ana malzeme, yağsız ve tuzsuz pişirilen, buna rağmen pirincin özelliğinden dolayı lapa gibi olmayan pilav. Pilavı önceden pişirmeniz gerekiyor, tane tane olması için soğumuş olmalı. Hatta bir gün önceden pişirildiğine şahit oldum. Kısaca bir gün öncesinden kalan pilavı, isterseniz kolayca fried rice da çevirebilirsiniz :D

Olmazsa olmaz diğer malzeme, soya sosu. Birçok yemeklerde, özellikle et yemeklerinde kullanılan soya sosu fried rice ‘ ın daha da lezzetli olmasına katkıda bulunuyor.

Yine Asya mutfağında fried rice, noodle ve tavuk yemeklerinde kullanılan biraz daha yoğun, pekmez tadını andıran, tatlı soya sosu var ki buna da “ketcap manis” deniliyor.

Özellikle çocuklar için çok besleyici ve pratik olduğunu düşünüyorum. Türkiye ye döndüğümde mutfağımda sıkça yer alacak sanırım…

Malzemeler

1 paket dondurulmuş sebze karışımı

1 paket kuşbaşı tavuk eti

1 su bardağı jasmine pirinç

Birkaç adet yeşil soğan

3-4 çorba kaşığı soya sosu

2 çorba kaşığı ketcap manis

1 adet salatalık

1 adet limon

1 adet domates

1/ 2 tatlı kaşığı şeker

3-4 çorba kaşığı sıvıyağ

2 diş sarımsak

Uygulama

Mynmar da pilav genellikle elektrikli pilav pişirme tencerelerinde pişiriliyor. Çok pratik olan bu tencereye pirinci ve suyu koyuyoruz, düğmesine basıp pişmesini bekliyoruz.

Normal tencerede yapmak için, 1.5 bardak suyu bir tencereye koyup, çok az tuz ilavesi ile suyu kaynamaya bırakıyor ve su kaynamaya başladığında, yıkanıp süzülmüş pirinçleri ilave ediyoruz. Tencerenin kapağını kapatıp suyunu çekene kadar hafif ısıda pişiriyoruz.

Pilav pişince, soğuması için başka bir kaba alıyor ve kaşıkla havalandırıp lapa olmasını engelliyoruz.

Fried rice yapmak için pilavımızın soğuk olması gerekli; bu önemli bir püf nokta, yoksa pirinçler yapışır ve tane tane olmaz.

Kuşbaşı tavuk etini, küçük doğranmış sarımsak ile beraber tavaya alarak, sıvıyağ ilavesi ile pişene kadar kavuruyoruz. Tavuk önce su salıyor, sonra suyunu çekiyor ve bu süre içinde pişiyor.

Taze soğanlardan bir tanesini servis sırasında süslemek için ayırıp, diğerlerini küçük keserek karışıma ekliyoruz. Sebze karışımını tavaya ilave ediyoruz. Mynmar da çok pratik olan dondurulmuş sebze karışımı paketleri var. Biz bunlardan kullandık.

 Ama evde olsaydım, sanırım ben konserve mısır dışında, havuç ve bezelyeyi kendim haşlardım. Sebzeler biraz diri olursa daha iyi olur. Uzakdoğu mutfağında sebzeler sadece soteleniyor, kesinlikle yumuşayana kadar pişirilmiyor. Pratik olması açısından hazır konserve garnitürlerden de kullanabilirsiniz, gerçi onlar biraz yumuşak oluyor ama tercih sizin…

Tavadaki malzemeleri sadece 1-2 dakika çevirdikten sonra pilavı ilave ediyoruz, hepsini beraber birkaç dakika daha kavuruyoruz. Bu arada soya sosunu ve ketcap manisi de ilave ediyoruz. Kavurma işlemi sırasında özellikle yüksek ısı kullanıyoruz ve kısa sürede kavuruyoruz. Ketcap manis Türkiye de kolayca bulunuyor mu bilmiyorum ama olmasa da olur, sorun değil.

İşte Fried rice’ı pişirme macerası böylece sona eriyor. Servise hazırlarken domates, salatalık ve limon dilimleri ile süsleyip, taze soğan ile renklendiriyoruz.

NOT: Taze soğanın yeşil yapraklarının kıvrılmasını sağlamak için, yeşil tarafını önce ince birkaç parçaya kesiyoruz, bir tabaktaki suyun içinde 1-2 dakika bekletiyoruz. Yaprakların uçları kendiliğinden kıvrılıyor :)

Mynmar dan sevgilerimle…

Avokadolu Süt (Milkshake)

 

Mynmar da, özellikle ülkede yetişen sebze ve meyveler çok ucuz. Birçoğunu tüm yıl boyunca bulmak mümkün.

Türkiye deki gibi dört mevsim yaşanmıyor burada, şöyle ki; aralık, ocak, şubat ayları diğer aylara nispeten biraz daha serin geçiyor, mart nisan ve mayıs ayları ise yılın en sıcak geçen ayları. Haziran da başlayan yağmur mevsiminde ise, hava sıcak ve bol yağışlı…

Bu mevsimlere ve sıcaklığa uyum sağlayabilen meyve ve sebzeler oldukça fazla. Avokadoyu Türkiye ye göre çok ucuz bulunca bol bol alıp, avokado salatası ve avokadolu süt yaptık, şifa niyetine diyerek, yedik, içtik …

Avokado çok faydalı bir meyve, avokado salatasında kısaca faydalarını paylaşmıştım; yalnız satın alırken koyu renk ve üzeri pütürlü olanlardan almanızı tavsiye ederim. Avokado ne kadar olgun ve yumuşak olursa o kadar tatlı ve lezzetli oluyor, ama çok fazla olgunlaşırsa da içinin açık fıstık yeşili olan rengi bozuluyor.

Malzemeler

2 adet avokado

1/ 2 litre süt

3 tatlı kaşığı tozşeker

Uygulama

Avokadoyu ikiye bölerek içini bir kaşık yardımı ile çıkarıyorum.

Sütün içine şekeri ilave ederek eritiyorum. Şeker miktarını damak tadınıza göre azaltabilirsiniz. Çocuklar için biraz daha tatlı olabilir.

Sütü ve avokadoyu pürüzsüz bir karışım olana kadar blenderda çekiyorum. Harika kremsi bir dokuya ulaşıyor, biraz daha yoğun olmasını ve avokado tadını daha iyi almak istiyorsanız, süt miktarını biraz daha azaltmalısınız.

Sadece bu kadar, pratik ve lezzetli, aynı zamanda da çok faydalı bir içecek.

Mynmar da şimdi yaz mevsimi başladığı ve hava çok sıcak olduğu için buz ilavesi ile servis yapıyorum.

Mart 12, 2011 Ev Yapımı Meyve Suları, Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Cooking Club Ve Mixed Salad

 

Bugün tarifini paylaşacağım salatayı ben yapmadım; fotoğrafta da görüldüğü gibi cooking club öğrencileri büyük bir özenle ve neşeyle bu karışık salatayı yaptılar.

Mynmarlı arkadaşım teacher Priccilia, çalıştığı okulda organize ettiği cooking club ‘ a beni de davet edince hiç düşünmeden kabul ettim. Cooking Club, 5. Sınıf öğrencileri için düşünülmüş ve haftada bir kez yapılan bir aktivite. Çok eğlenceli ve hepimiz için öğretici olduğunu söylemeliyim. Özellikle ben, daha önce görmediğim soslar ve yiyeceklerle tanıştım.

Mixed salata bizim damak tadımıza çok uygun değil, bazı malzemeleri Türkiye de bulmak da çok zor. Fakat kendi mixed salatamızı hazırlamak için bir örnek olacağını düşünüyorum, en azından fikir verir değil mi?

Yemek etkinliğinin en güzel tarafı, hazırlanan yemeği beraberce afiyetle yemek :)   Ben de tadına bakıp, kendime göre tabağıma bir karışım hazırladım.

Malzemeler

2 paket kuşbaşı tavuk eti

Bir paket haşlanmış noodle

1 paket vermicelli

1 su bardağı pirinç

3-4 adet haşlanmış yumurta

3-4 adet haşlanmış patates

1 / 4 lahana

2-3 adet salatalık

1 paket tofu

1 paket öğütülmüş karides

 soya filizi

1 paket öğütülmüş karides

Tuz, biber, kırmızı biber,sıvıyağ

Coriander yaprağı

Sarımsak

Domates sosu

Acıbiber sosu

Tamarind sosu

Uygulama

Patates ve yumurtaları ayrı ayrı haşlayıp, soyarak dilimliyoruz.

Bir tencereye, sıvıyağ ve sarımsak koyarak hafifçe kavurup, domates sosu ve acıbiber sosu ilavesi ile birlikte tavuk etlerini ilave ederek birkaç dakika kavuruyoruz. 2 su bardağı sıcak su ilave ederek yaklaşık 30 dakika pişiriyoruz.

Salataları soyarak küçük küp şeklinde kesiyoruz. Buradaki salatalar genellikle çok büyük ve ortası çekirdekli. Bu nedenle çekirdek yatağını çıkarıp diğer kısmını kesiyoruz. İşin bu kısmını yapan kızlar, o kadar titizlikle salataları kestiler ki anlatamam, neredeyse hepsi aynı boydaydı :)

Pirinci, Mynmar usulü yağsız ve çok az tuz ile beraber pilav yapıyoruz. Bir tavada bir- iki yemek kaşığı sıvıyağ ve 1 çay kaşığı kırmızıbiberi kızdırıp, pişen pilavın üzerine döküyoruz.

Haşlanmış olarak satın alınan noodle, soya sosu ile lezzetlendirilip, biraz yağ ile birkaç dakika soteleniyor.

Tofuyu dilimleyerek yağda kızartıyoruz. Burada yetişen bir meyveden elde edilen tamarind sosu, ekşi tadı ile limon yerine kullanılabiliyor. Türkiye de demirhindi diye bilinen bu meyve çok faydalı.

Diğer iki ilginç salata malzemesi; kızartılmış soğan ve öğütülmüş karides. Soğanı ince doğrayarak, neredeyse kahverengi olana kadar kızartıyorlar ve bazı yemekler ve salataların üzerinde servis yapıyorlar.

Öğütülmüş karidesi de ilk defa burada gördüm, tadına bakmadığım için bişey söylemek zor:)

Lahanayı da yıkayarak ince ince doğradık.

Hazırladığımız yiyecekleri tabaklara koyarak masaya yerleştiriyoruz. Bazılarını sadece doğradık, bazılarını pişirdik, sosların kimisini de salatanın üzerinde kullanmak için tabaklara koyduk; tam bir karışım olacak sanırım :)

Ön taraftaki tabakta görünen soya filizi; salatada kullanmak için hafif soteledik. Soya filizi Mynmar da çok kullanılıyor, buradan biraz soya fasulyesi alıp, evde ben de filizlendirmeyi düşünüyorum, annem biraz filizlenen iç fasulyeleri yemeğe kesinlikle kullanmazdı, burada soya filizlerini görünce kulaklarını çınlattım :)

Yine ön taraftaki tabakta görünen sarı mısır çerezlerini öğrenciler yaptı; paketten ince makarna görünümünde çıkan küçük kurutulmuş hamurları, kızgın yağa bıraktığımızda büyük bir hızla çereze dönüşüyor, harika birşey !!

Yemek zamanı !!

Çocuklar büyük bir iştahla tabaklarına hazırladıkları malzemelerden koydular ve onları bir güzel karıştırıp afiyetle yediler :) Ben de kendime göre bir karışım hazırladım, güzeldi. Ama salatadan daha güzeli, çocukların neşesine ortak olup, güzel vakit geçirmek ve Mynmar’ a özgü bir yemeği öğrenmekti.

Mart 1, 2011 Salatalar, Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Agar Agar İle Hafif Tatlı

 

 Bugün, Mynmar’da karşıma çıkan ve ne zamandır merak ettiğim sürpriz bir tatlının tarifini paylaşmak istiyorum. Yapımı çok basit ama bir o kadar da güzel :)

Agar agar ismini daha önce duydunuz mu bilmiyorum, benim “tofu”gibi duyup da kullanmadığım ürünlerden biriydi.

Kısaca jelatinin bitkisel ve helal alternatifi diyebiliriz. Agar agar tek başına satıldığı gibi, hazır tatlıların içinde de bulunabiliyor. Bugün bizim yaptığımız yasemin kokulu hazır toz karışımının içinde de vardı, yapımı tıpkı hazır pudigler gibi, hatta daha kolay :)

Türkiye de satılıyor mu? Nereden alabiliriz?

Büyük marketlerde Agartine (Marka RUF) ismiyle bulunduğunu okudum, ayrıca aktarlarda da satılsa çok iyi olur. Fiyatı burada çok ucuz, bunu da belirtmeliyim.

Agar agar ile ilgili daha geniş bilgi vermek gerekirse;

Agar agar (veya agar) bazı kırmızı deniz yosunlarından elde edilen özüt olup, agaroz (%70) ve agaropektin polisakkaritlerini içerir.

Agaroz, agarın yüksek jelleştirme özelliğinden sorumlu iken, agaropektin viskoz özellik verir. Malay dilinde jöle anlamına gelmektedir. Şekerli, helmeli ve kolloidal yapıdadır.

Agarın katılaştırma (jelleştirme) özelliğini bileşimindeki D-galakton sağlar. Bileşiminde ayrıca inorganik tuzlar, çok az miktarda protein benzeri maddeler ve eser miktarda yağ vardır. Agar agar, yaklaşık olarak 34–39°C’de jelleşir ve 80–95°C’de erir. Gerek erime, gerekse jelleşme sıcaklığına pH etkilidir.

Kullanım Alanları

Gıda üretiminde agar kullanımının sağlıklı olması bazı ülkelerin 300 yıldan fazla kullanım tecrübesiyle garantilenmiştir. Dünya Sağlık Örgütü agarın gıda sektöründe kullanılmasına izin vermiştir.

Türkiye, İngiltere, Almanya, Rusya, Fransa ve Polonya yasalarınca kabul edilmiş ve onaylanmıştır.  Agar agar, gıda sektöründe jelatinin tamamen bitkisel ve vejeteryan bir alternatifi olarak kullanılmaktadır. Gıda sektöründe jelatinin kullanıldığı her üründe kullanılabilen agar agar, bitkisel ve daha sağlıklı bir alternatiftir.

Malzemeler

1 paket agar agarlı dessert mıx

3 cup su

Bir kutu konserve meyve kompostosu

Uygulama

Tencereye paketin tamamını koyup, üzerine 3 cup su ilave ediyorum.

Kaynama noktasına kadar karıştırıp, kaynamaya başlayınca sadece 3-4 dakika kaynatıyorum. Koyulmasını beklemeden ocağın altını kapatıyorum.

Yuvarlak küçük Borcam tepsiye döküp, soğuyup jelleşmesini bekliyorum.

Soğuyunca, buzdolabına alıp birkaç saat bekletiyorum.

Servis yapmadan önce, tepsideki tatlıyı kesmeşekeri büyüklüğünde ya da biraz daha büyük parçalara kesip, komposto kaselerine paylaştırıyorum.

Üzerine konserve meyve kompostosunun suyundan biraz ilave edip, meyveleriyle süslüyorum.

Ortaya yasemin kokulu, hafif ve meyveli harika bir tatlı çıkıyor.

Ocak 16, 2011 Tatlılar, Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Elde Açma Mantarlı Börek

 

Arkadaşlar, bu gerçekten yapımı ile ve içinde kullandığım çam mantarı ile özel bir börek oldu.

Elde açma börekler artık mutfağımın klasiği haline geldi diyebilirim. Her seferinde biraz daha ustalaştığımı ve daha kısa sürede yaptığımı hissediyorum.

Böreği daha masum hale getirmek için bu kez hamur katlarında sadece zeytinyağı kullandım. Eğer tereyağı kullanmak istemezseniz, zeytinyağı ile de çok güzel oluyor. Belki biraz sert ama kesinlikle daha sağlıklı :)

Börekte kullandığım mantarlardan bahsetmek istiyorum. Melki diye isimlendirilen çam mantarları ile ilk defa yıllar önce Balıkesir in Dursunbey ilçesinde tanıştım. Mantarın ismi yöreye göre değişiyor, çintar, kanlıca mantarı olarak da biliniyor.

Sonbahar yağmurlarının bol olduğu zamanlarda, hele bir de yağmurdan sonra havalar birkaç gün güneşli ve ılık geçerse, melki toplama zamanı gelmiş demektir. Mantarın kendisi ve lezzeti kadar inanın, ormanda mantar toplamak da çok zevklidir.

Melkiler diğer çayır mantarlarının aksine toprak yüzeyine pek çıkmaz ve çam yapraklarının oluşturduğu torfların altında gizlenirler. Bu nedenle çok dikkatli bir gözle aramak ve yüzeyden yukarıya doğru çıkmış minik tepecikleri kontrol etmek gerekir. Bir tanesini bulduysanız, mutlaka yakınında ailesine de ulaşırsınız :)

Sepetinizdeki mantarlar sizi motive etse de, bence en güzeli;  ormanda yürüyüş yapmak, bol oksijenli havasını ciğerlerinize doldurmak, ormanı ve kendinizi dinlemektir.

Kültür mantarının aksine, melki mantarı tamamen doğal ve organiktir. Bence bu, onu kıymetli yapan en önemli özellik. Bu yıl bol yağan yağmurlar nedeniyle çok var ve fiyatı da oldukça ucuz. Pazarda gördüğünüzde sakın kaçırmayın, bu nefis ve doğal mantarlardan bol bol faydalanın, şifa ile…

Ben elde açma mantarlı böreği, sevgili Feriha Ablacığım için yaptım. Kendisi susamçörekotu bloğunun sahibesi. Dün, bir saat gibi kısacık bir zaman diliminde de olsa Feriha ablayı evimde konuk etmekten çok büyük mutluluk duydum. Tatlı muhabbetlerle çayımızı yudumladık,bloğa başlama maceralarımızı anlattık, daha sonra bahçeyi gezdik.

Çayın yanında ne mi vardı??

zeytinyağlı yaprak sarma

sadrazam lokumu

kaymaklı kemalpaşa tatlısı

elde açma mantarlı börek

 Bugün sağlığı ile ilgili öğrendiğim iyi haberleri şimdiden müjdelemek isterim. İnşaallah tam olarak sağlığına kavuşması için sizin gibi ben de dua ediyorum.

Malzemeler

1 yumurta

1 kahve(türk) fincanı zeytinyağı

Tuz

Un( 5 su bardağı)

Su

Hamurların arasına

150 gr. tereyağı (bu kez zeytinyağı kullandım)

İç Malzemesi

500 gr. melki mantarı

2 soğan

2 adet haşlanmış patates

Tuz, karabiber

Üzerine

1 yumurta sarısı

2 çorba kaşığı eritilmiş tereyağı

Uygulama

Önce böreğin içini hazırlıyorum; melki mantarlarını güzelce yıkayıp küçük küp şeklinde doğruyorum. Soğanları da küp şeklinde doğrayarak 2- 3 servis kaşığı zeytinyağı ile hafifçe kavuruyor ve doğranmış melkileri ilave ediyorum. Beraberce mantarlar suyunu salıp, çekene kadar, hafif ısıda pişiriyorum. Tuz ve karabiber ilave ediyorum. Bu arada iki büyük boy patatesi haşlayıp, ılındıktan sonra iri şekilde rendeliyorum. Mantarların altını kapattıktan sonra rendelenmiş patatesi ilave ediyorum. Böylece börek içimiz hazırlanmış oluyor.

Hamur malzemeleri ile kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yapıyorum,  yarım saat dinlendiriyorum.

Hamuru 16 eşit parçaya ayırıyorum, dörtlü gruplara ayırıyorum.

İlk gruptaki dört hamuru ayrı ayrı pasta tabağı kadar açıp, aralarına 1 çorba kaşığı zeytinyağı sürüyorum, üst üste koyup, hepsini birlikte oklava ile açıyorum. Buradaki gibi

Açılan hamuru ortadan ikiye bölüyor, yuvarlak olan kısmına iç malzemesinden koyarak, rulo şeklinde bir bütün olarak kıvırıyorum.Buradaki gibi

Yuvarlak tepsiye göre çok sıkı olmayan bir şekilde kendi etrafında sararak yağlanmış tepsiye yerleştiriyorum.

Diğer açılmış hamura da iç malzeme koyarak rulo şeklinde sarıyor ve tepsideki diğer hamurun bittiği noktadan devam ediyorum.

Kasım 10, 2010 Börekler, İftar Yemekleri Tarifleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Yalancı Kozalak Pasta

      Bu pastanın orijinal kaynağı neresidir bilmiyorum ama ben tarifi, çok becerikli olan sevgili halamdan aldım. Tarifi siteye bir an önce eklememi tembihledi.

       Bu vesileyle çok kolay bir pasta olan, yalancı kozalak pasta yapmak için mutfaktayım.

       Pastanın ana maddesi kakaolu pirinç patlağı, kakaolu mısır gevreği ile de oluyor ama pirinç patlağı ile yapıldığında pastalar tam da kozalak gibi duruyor. diğer malzemeler ise genellikle evde her zaman bulunabilen malzemeler.

        Bu arada benimki gibi tupperwear marka limon sıkacağınız varsa, onlarla ne yazık ki kozalakların şekli güzel olmuyor; klasik, eski model limon sıkacağı ile çok güzel oluyor…

        Yalancı kozalak pastayı yalancı yemekler etkinliği sahibesi sevgili Serap a gönderiyorum, bol katılımlı bir etkinlik olmasını diliyor ve arkadaşıma kolay gelsin diyorum.

        Malzemeler

       250 gr. Kakaolu pirinç patlağı

       2 çorba kaşığı bal

       1 çorba kaşığı kakao

       70 gr. Tereyağı

       Bir paket (80 gr.)bitter çikolata

       Yarım bardak kadar iri çekilmiş fındık (isterseniz)

       1-2 çorba kaşığı pudra şekeri

      Uygulama 

      Genişçe bir kaba tereyağını koyarak düşük ısıdaki ocakta eritiyorum. Bu arada bitter çikolatayı da küçük parçalara kırıp tereyağın içine alıyorum. Her ikisi de eriyince ocaktan alıp, içine 2 yemek kaşığı bal, 250 gr. Pirinç patlağı ve kakaoyu eleyerek ilave ediyorum. Son olarak fındık parçalarını da karışıma ekliyorum.

       Klasik limon sıkacağının üst parçasını ters çevirip, çukur kısmına pirinç patlaklarını kaşık yardımıyla dolduruyorum. Hafifçe bastırıyorum, ters çevirip servis tabağına aktarıyorum. Tıpkı küçük kaseye pilav koyup ters çevirerek servis tabağına aktarmak gibi…

       Limon sıkacağının şekli ve pirinç patlaklarının kakaolu olması birleşince temsili kozalaklarımız hazırlanmış oluyor. Bu malzemelerle 18- 20 adet kozalak hazırlamak mümkün. Kalabalık misafiriniz bile olsa yetmeme sorunu yok. Kozalak pastanın üzerine, küçük bir çay süzgeci yardımıyla pudra şekeri serpiyorum,  bunlar da kar taneleri oluyor.

       Buzdolabında birkaç saat bekletip sonra servis yapıyorum.

Kasım 9, 2010 Pastalar kategorisine gönderilmiş - devamı

Mayalı Elmalı Pasta

Mayalı tarifler ile barıştığımı söylemiştim, benim favorim; mayalı olup da aynı zamanda tatlı olanlar, bir de bugün yaptığım gibi meyveli olanlar var, hiç dayanamadığım :)

Tarifi sevgili Filiz in sayfasından aldım, fotoğraflar gerçekten çok açıklayıcıydı, buna rağmen sanırım hamur çok kabardığı ve hacmi birden büyüdüğü için iki parçaya ayırdım. Aslında bütün halinde açılıp elmalar ilave ediliyormuş, aynı durumla karşılaşırsanız bu sizi yanıltmasın. Hamurun yarısı bile kalıbı neredeyse doldurmaya yetti, pişerken de kabarmaya devam edip harika bir hacime ve sünger gibi bir dokuya ulaştı.

Hamurun içindeki şeker miktarı, bazıları için hafif gelebilir; üzerine hafifçe sürdüğümüz bal dengeyi sağlayarak tatlı severleri de ziyadesiyle memnun ediyor.

Malzemeler

1 su bardağı ılık su

Yarım su bardağı şeker ( 2 çorba kaşığı kullandım)

5 yemek kaşığı sıvıyağı

3 yemek kaşığı bal

2 yumurta (1 tane kullandım)

1 çay kaşığı tuz

1 yemek kaşığı toz maya

3-4 su bardağı un ( kontrollü ilave edin )

İç malzeme

3 büyük boy elma

yarım su bardağı şeker

1 yemek kaşığı tarçın( 1 tatlı kaşığı kullandım)

 Üzerine

1 yumurta sarısı bir kaşık su ile çırpılır.

 

 

Uygulama

Büyük boy kapaklı bir kabın içine 3 su bardağı un koyarak ortasını havuz gibi açıyor, ılık su, şeker ve toz mayayı ilave edip karıştırıyorum.

Diğer malzemeleri; sıvıyağ, bal, bir yumurta ve bir yumurta beyazı(sarısını üzerine sürmek için ayırdım)ile biraz tuz ilave ediyorum.

Yumuşak dokulu bir hamur elde edene kadar un ilave ederek hamuru güzelce yoğuruyorum. (işin en eğlenceli kısmı burası)

Hamuru kapaklı kabın içine alarak, kapağı kapatıyorum ve ılık bir ortamda en az 45 dakika mayalanması için bekletiyorum.

 

Sürenin sonunda hamuru merdane ile dikdörtgen şeklinde açarak tam ortasına hazırladığım tarçınlı elma karışımını koyuyorum.

Elmalı tarçınlı harcı yaparken; elmaların sadece çekirdek yataklarını çıkardım, kabuklarını soymadım. Orjinal tarifteki gibi bir yemek kaşığı tarçın ilave ettim ama biraz fazla gibiydi, 1 tatlı kaşığı yeterli sanırım.

Elmalı harcı önceden hazırlamanızı tavsiye etmem, şeker ve elmalar buluşunca çok fazla su salıyor, uygulamadan hemen önce hazırlarsanız sulanmasını bir ölçüde engellemiş olursunuz.

Hamurun bir ucunu ortaya doğru katlayarak, üzerine tekrar elma koyup, diğer ucu bunun üzerine kapatıyorum.

Üzerine hafifçe bastırıp, fotoğrafta görüldüğü gibi bıçakla kesiyorum.

Kesilen parçaları yağlanmış büyük boy kelepçeli kalıba yerleştiriyorum.

Tekrar mayalanması için yaklaşık bir saat ılık bir ortamda bekletiyorum.

Üzerine yumurta sarısı-su karışımı sürerek, ilk yarım saat üzerine folyo kapatılmış şekilde, daha sonra açık olarak 180 C ısıtılmış fırında pişiriyorum.

Fırından alıp, ılındığında kalıptan çıkarıp, bal ile servis yapıyorum, Eh! Dayanabilene aşkolsun :)

 

 

Related Posts with Thumbnails
Kasım 4, 2010 Mayalı Tarifler kategorisine gönderilmiş - devamı