“uzakdoğu yemekleri” etiketi ile etiketlenmiş yazılar

Yangon’ da Thai Restaurant

Uzun bir tatilden sonra eve dönmek, sevdiklerime kavuşmak, herşeye kaldığı yerden, bıraktığım yerden devam etmek harika !  Mynmar’da internetin çok yavaş olması nedeniyle bazı tarifleri, özellikle fotoğrafları siteye eklemede çok zorluk çekmiştim, bu nedenle zaman zaman arşivden tarifler eklemeye ve Mynmar fotoğraflarını paylaşmaya devam edeceğim…

Yangon ‘dayken arkadaşlarla güzel bir Thai Restauranta gittik. Farklı dinden isanların yaşadığı bu renkli şehirde, Müslümanların rahatça gidip yemek yiyebileceği helal yerler var. Arkadaşlarımızın hepsi Müslüman değil ama helal olan ortak bir menüde karar vermek bizim için hiç zor olmadı. Deniz ürünleri, tavuk ve sebzeler herkes için uygundu.

Yumurtalı fried rice, Mynmar ‘ da ilk defa denediğim ve beğendiğim bir çeşit pilav. Her ne kadar o gece karidesli olduğu için ananaslı pilavdan yana tercihimi kullansam da, tadını biliyorum, çok güzel…

Mynmar da ve Thai yemek kültüründe ikram edilen bütün yemekler masada servisten önce yerini alıyor. Siz istediğiniz yemekten, istediğiniz kadar tabağınıza alıyorsunuz.  

Bütün yemekleri aynı tabakta buluşturup, yemek de buraya ait bir özellik. Genellikle yemekler çok sulu olmadığı için fazla sorun teşkil etmiyor.

Bakalım bunu tahmin edebilecek misiniz? Uzakdoğuda deniz ürünleri bize oranla çok daha fazla tüketiliyor. Müslümanların çoğu sanırım şafii mezhebinden olduğu için deniz ürünlerini yemekte bir sakınca görmüyorlar. Bu minik ahtapotlar da menüde böylece yer almış oldu.

Çorba olarak, arkadaşlar hindistan ceviz sütlü tom yum çorbası seçmişler. Latife ve ben yemeğe katılmakta biraz geç kaldığımız için pek fazla seçim şansımız olmadı ama tom yum çorbasına alıştığım için bu çorbayı severek bitirdim.

Yine Mynmar a özgü bir sebze yemeği :) Lezzetlendirmek için kırmızı acı biber çok fazla kullanılıyor. Küçük çiçek biberler yemeklerin olmazsa olmaz malzemelerinden biri.

Tatlı olarak, bir çeşit meyve kompostosu olarak adlandırabileceğim bu sevimli tatlının içinde, kaynatılınca şeffaflaşan minik yuvarlak toplar var. Sanırım nişasta benzeri birşeyden yapılıyor. Bizim yediğimiz tatlının içinde meyve olarak ananas ve papaya vardı.

İşte sevgili Mynmar’lı arkadaşlarımız, hepsini daha şimdiden çok özledim :)

Nisan 10, 2011 Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Fried Rice (Kızarmış Pilav)

 

Uzakdoğu mutfağından, Çin Mutfağından Türk damak tadına çok uygun bir tarif var bugün sırada.

Fried Rice, yani kızartılmış pilav; harika ve zengin bir pilav türü olmasını, soya sosu ve pirinç temel malzemesi dışında, hayal gücünüz ile istediğiniz sebzeyi ilave edebilmenize borçlu :)  Böylece çok farklı damak tatlarına hitap etmeyi de mümkün kılıyor.

Yangon da kaldığım süre içinde defalarca farklı malzemeler ile pişirilmiş fried rice yedim. Genel olarak mısır, bezelye ve havuç üçlüsünden oluşan sebze karışımı ile yapmak en kolayı, bunun yanında yumurtalı fried rice, tavuklu, sebzeli fried rice, hatta kıymalı fried rice bile oluyor.

Ana malzeme, yağsız ve tuzsuz pişirilen, buna rağmen pirincin özelliğinden dolayı lapa gibi olmayan pilav. Pilavı önceden pişirmeniz gerekiyor, tane tane olması için soğumuş olmalı. Hatta bir gün önceden pişirildiğine şahit oldum. Kısaca bir gün öncesinden kalan pilavı, isterseniz kolayca fried rice da çevirebilirsiniz :D

Olmazsa olmaz diğer malzeme, soya sosu. Birçok yemeklerde, özellikle et yemeklerinde kullanılan soya sosu fried rice ‘ ın daha da lezzetli olmasına katkıda bulunuyor.

Yine Asya mutfağında fried rice, noodle ve tavuk yemeklerinde kullanılan biraz daha yoğun, pekmez tadını andıran, tatlı soya sosu var ki buna da “ketcap manis” deniliyor.

Özellikle çocuklar için çok besleyici ve pratik olduğunu düşünüyorum. Türkiye ye döndüğümde mutfağımda sıkça yer alacak sanırım…

Malzemeler

1 paket dondurulmuş sebze karışımı

1 paket kuşbaşı tavuk eti

1 su bardağı jasmine pirinç

Birkaç adet yeşil soğan

3-4 çorba kaşığı soya sosu

2 çorba kaşığı ketcap manis

1 adet salatalık

1 adet limon

1 adet domates

1/ 2 tatlı kaşığı şeker

3-4 çorba kaşığı sıvıyağ

2 diş sarımsak

Uygulama

Mynmar da pilav genellikle elektrikli pilav pişirme tencerelerinde pişiriliyor. Çok pratik olan bu tencereye pirinci ve suyu koyuyoruz, düğmesine basıp pişmesini bekliyoruz.

Normal tencerede yapmak için, 1.5 bardak suyu bir tencereye koyup, çok az tuz ilavesi ile suyu kaynamaya bırakıyor ve su kaynamaya başladığında, yıkanıp süzülmüş pirinçleri ilave ediyoruz. Tencerenin kapağını kapatıp suyunu çekene kadar hafif ısıda pişiriyoruz.

Pilav pişince, soğuması için başka bir kaba alıyor ve kaşıkla havalandırıp lapa olmasını engelliyoruz.

Fried rice yapmak için pilavımızın soğuk olması gerekli; bu önemli bir püf nokta, yoksa pirinçler yapışır ve tane tane olmaz.

Kuşbaşı tavuk etini, küçük doğranmış sarımsak ile beraber tavaya alarak, sıvıyağ ilavesi ile pişene kadar kavuruyoruz. Tavuk önce su salıyor, sonra suyunu çekiyor ve bu süre içinde pişiyor.

Taze soğanlardan bir tanesini servis sırasında süslemek için ayırıp, diğerlerini küçük keserek karışıma ekliyoruz. Sebze karışımını tavaya ilave ediyoruz. Mynmar da çok pratik olan dondurulmuş sebze karışımı paketleri var. Biz bunlardan kullandık.

 Ama evde olsaydım, sanırım ben konserve mısır dışında, havuç ve bezelyeyi kendim haşlardım. Sebzeler biraz diri olursa daha iyi olur. Uzakdoğu mutfağında sebzeler sadece soteleniyor, kesinlikle yumuşayana kadar pişirilmiyor. Pratik olması açısından hazır konserve garnitürlerden de kullanabilirsiniz, gerçi onlar biraz yumuşak oluyor ama tercih sizin…

Tavadaki malzemeleri sadece 1-2 dakika çevirdikten sonra pilavı ilave ediyoruz, hepsini beraber birkaç dakika daha kavuruyoruz. Bu arada soya sosunu ve ketcap manisi de ilave ediyoruz. Kavurma işlemi sırasında özellikle yüksek ısı kullanıyoruz ve kısa sürede kavuruyoruz. Ketcap manis Türkiye de kolayca bulunuyor mu bilmiyorum ama olmasa da olur, sorun değil.

İşte Fried rice’ı pişirme macerası böylece sona eriyor. Servise hazırlarken domates, salatalık ve limon dilimleri ile süsleyip, taze soğan ile renklendiriyoruz.

NOT: Taze soğanın yeşil yapraklarının kıvrılmasını sağlamak için, yeşil tarafını önce ince birkaç parçaya kesiyoruz, bir tabaktaki suyun içinde 1-2 dakika bekletiyoruz. Yaprakların uçları kendiliğinden kıvrılıyor :)

Mynmar dan sevgilerimle…

Brokoli Salatası (Tofu İle)

Sevgili Arkadaşlar,

Mynmar da yemek kültürü çok farklı olmasına rağmen, buraya gelip de türk yemekleri yemek konusunda ısrar edenler aç kalmaz :)

Neredeyse Türkiye de yetişen sebzelerin hepsi ve daha fazlasını kolayca bulmak mümkün. Ben sadece pırasa ya ve ıspanağa rastlamadım. Bunun dışında, karnabahar, lahana, brokoli gibi kış sebzelerinin yanında, her mevsim domates, biraz büyük olsa da salatalık, taze fasulye, iç bakla, taze börülce ve mantar bulunuyor.

Brokoli saltasını bu kez tofu ile hafifçe soteleyerek pişirdik. Uzakdoğu mutfağına uygun, sağlıklı ve besleyici bir salata oldu.

Soya fasulyesi loru olarak bilinen tofu hakkında daha önce burada bilgi vermiştim. Ben hiç yadırgamadan tofuyu sevdim.

Malzemeler

1 büyük boy brokoli

1 paket tofu

1 paket cherry domates

Zeytinyağı

Tuz

Soya sosu (isterseniz)

Uygulama

Brokoli yi yıkayıp körpe sapları ile birlikte keserek pişirmek için hazırlıyoruz. Ben daha önce çiçeklerin dibinden saplarını keser ve o şekilde pişirirdim. Oysa fotoğrafta görülen şekilde kesildiğinde daha güzel bir görünüyor ve dağılmıyor, tavsiye ederim.

Tofu yu istediğimiz boyutlarda kesiyoruz, Türkiye de tofu bulmak buradaki kadar kolay değil, tofu yerine bir miktar tavuk eti kullanabilirsiniz, küçük, ince şeritler halinde keserseniz eminim kısa sürede pişer.

Tencereye koyduğumuz zeytinyağında önce küp şeklindeki tofu parçalarını kızartıyoruz.

Daha sonra brokoliyi ilave ederek, hafif ısıda, gerekirse tencerenin dibine yapışmaması için çok az su ilavesi ile yaklaşık 15 dakika pişiriyoruz. Brokoli yeşil rengini kaybetmemeli ve çok yumuşak olmamalı.

İsteğe bağlı olarak bir çorba kaşığı soya sosu ilave ediyoruz, tuzu ilave ediyoruz.

Cherry domatesleri kabuklarını soymadan dörde bölerek tencereye ilave ediyoruz. Domatesler sadece brokolinin sıcaklığı ile hafifçe yumuşuyor, pişmiyor :)

Brokolinin doğal rengini koruması için vakit geçirmeden servis tabağına alıyoruz.

Kolay ve lezzetli nefis bir salata oluyor. Yağsız ve tuzsuz pişirilen pilava eşlik ettiğinde ve sadece bununla yetinebilirseniz aynı zamanda çok da güzel bir diyet menüsü değil mi?

Mynmar da sıcaklar bastırdı, sımsıcak sevgilerimle…

Mart 3, 2011 Salatalar, Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Cooking Club Ve Mixed Salad

 

Bugün tarifini paylaşacağım salatayı ben yapmadım; fotoğrafta da görüldüğü gibi cooking club öğrencileri büyük bir özenle ve neşeyle bu karışık salatayı yaptılar.

Mynmarlı arkadaşım teacher Priccilia, çalıştığı okulda organize ettiği cooking club ‘ a beni de davet edince hiç düşünmeden kabul ettim. Cooking Club, 5. Sınıf öğrencileri için düşünülmüş ve haftada bir kez yapılan bir aktivite. Çok eğlenceli ve hepimiz için öğretici olduğunu söylemeliyim. Özellikle ben, daha önce görmediğim soslar ve yiyeceklerle tanıştım.

Mixed salata bizim damak tadımıza çok uygun değil, bazı malzemeleri Türkiye de bulmak da çok zor. Fakat kendi mixed salatamızı hazırlamak için bir örnek olacağını düşünüyorum, en azından fikir verir değil mi?

Yemek etkinliğinin en güzel tarafı, hazırlanan yemeği beraberce afiyetle yemek :)   Ben de tadına bakıp, kendime göre tabağıma bir karışım hazırladım.

Malzemeler

2 paket kuşbaşı tavuk eti

Bir paket haşlanmış noodle

1 paket vermicelli

1 su bardağı pirinç

3-4 adet haşlanmış yumurta

3-4 adet haşlanmış patates

1 / 4 lahana

2-3 adet salatalık

1 paket tofu

1 paket öğütülmüş karides

 soya filizi

1 paket öğütülmüş karides

Tuz, biber, kırmızı biber,sıvıyağ

Coriander yaprağı

Sarımsak

Domates sosu

Acıbiber sosu

Tamarind sosu

Uygulama

Patates ve yumurtaları ayrı ayrı haşlayıp, soyarak dilimliyoruz.

Bir tencereye, sıvıyağ ve sarımsak koyarak hafifçe kavurup, domates sosu ve acıbiber sosu ilavesi ile birlikte tavuk etlerini ilave ederek birkaç dakika kavuruyoruz. 2 su bardağı sıcak su ilave ederek yaklaşık 30 dakika pişiriyoruz.

Salataları soyarak küçük küp şeklinde kesiyoruz. Buradaki salatalar genellikle çok büyük ve ortası çekirdekli. Bu nedenle çekirdek yatağını çıkarıp diğer kısmını kesiyoruz. İşin bu kısmını yapan kızlar, o kadar titizlikle salataları kestiler ki anlatamam, neredeyse hepsi aynı boydaydı :)

Pirinci, Mynmar usulü yağsız ve çok az tuz ile beraber pilav yapıyoruz. Bir tavada bir- iki yemek kaşığı sıvıyağ ve 1 çay kaşığı kırmızıbiberi kızdırıp, pişen pilavın üzerine döküyoruz.

Haşlanmış olarak satın alınan noodle, soya sosu ile lezzetlendirilip, biraz yağ ile birkaç dakika soteleniyor.

Tofuyu dilimleyerek yağda kızartıyoruz. Burada yetişen bir meyveden elde edilen tamarind sosu, ekşi tadı ile limon yerine kullanılabiliyor. Türkiye de demirhindi diye bilinen bu meyve çok faydalı.

Diğer iki ilginç salata malzemesi; kızartılmış soğan ve öğütülmüş karides. Soğanı ince doğrayarak, neredeyse kahverengi olana kadar kızartıyorlar ve bazı yemekler ve salataların üzerinde servis yapıyorlar.

Öğütülmüş karidesi de ilk defa burada gördüm, tadına bakmadığım için bişey söylemek zor:)

Lahanayı da yıkayarak ince ince doğradık.

Hazırladığımız yiyecekleri tabaklara koyarak masaya yerleştiriyoruz. Bazılarını sadece doğradık, bazılarını pişirdik, sosların kimisini de salatanın üzerinde kullanmak için tabaklara koyduk; tam bir karışım olacak sanırım :)

Ön taraftaki tabakta görünen soya filizi; salatada kullanmak için hafif soteledik. Soya filizi Mynmar da çok kullanılıyor, buradan biraz soya fasulyesi alıp, evde ben de filizlendirmeyi düşünüyorum, annem biraz filizlenen iç fasulyeleri yemeğe kesinlikle kullanmazdı, burada soya filizlerini görünce kulaklarını çınlattım :)

Yine ön taraftaki tabakta görünen sarı mısır çerezlerini öğrenciler yaptı; paketten ince makarna görünümünde çıkan küçük kurutulmuş hamurları, kızgın yağa bıraktığımızda büyük bir hızla çereze dönüşüyor, harika birşey !!

Yemek zamanı !!

Çocuklar büyük bir iştahla tabaklarına hazırladıkları malzemelerden koydular ve onları bir güzel karıştırıp afiyetle yediler :) Ben de kendime göre bir karışım hazırladım, güzeldi. Ama salatadan daha güzeli, çocukların neşesine ortak olup, güzel vakit geçirmek ve Mynmar’ a özgü bir yemeği öğrenmekti.

Mart 1, 2011 Salatalar, Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Pad Mee (Tayland Mutfağından)

 

Bugün Sevgili Latife ile, soya filizi, tofu, vermicelli kullanarak çok lezzetli ve besleyici bir Thai yemeği yaptık. Tayland’da yanında kırmızı pul biber ve şeker ile birlikte servis yapılıyormuş. Yemek isteğe bağlı olarak şeker ya da acıbiber kullanarak yenilebiliyor.

Malzeme listesinde Türkiye de çok kullanılmayan soya filizi var. Soya fasulyeleri nemli ortamda filizlendirilerek elde ediliyor, üstelik de çok ucuz, pazarda ya da markette her zaman bulmak mümkün.

Mynmar da soya ürünleri çok fazla, soyadan yapılan tofu ve soya filizi ile burada tanıştım. Tofu bir çeşit soya loru ve kullanım alanı çok geniş olan bir ürün. Daha önce tofu ve vermicelli ile yapılan bir çorba tarifi paylaşmıştım.

Çok iyi bir protein ve vitamin kaynağı olan soya filizlerinin insan sağlığı açısından değeri 5 bin yıl önce Çin’li bilim adamları tarafından keşfedilmiş ve Soya Filizleri o günlerden günümüze kadar Uzak Doğu ülkelerinin ana besin kaynaklarından biri olmaya devam etmiştir.

Batılıların ilgi alanına sadece son 30 yılda girmeyi başaran Soya Filizi, bol miktarda protein’in yanı sıra, demir, kalsiyum, fosfor, magnezyum gibi minerallerin, A, C ve B vitaminlerinden thiamin, riboflavin, niaçin ve folik asidin iyi bir kaynağıdır.

Kolayca yetiştirilebilen bu sebze doyurucu olmanın yanı sıra, hazmı kolay bir besindir. Yüksek lif oranına sahip olan Soya Filizi kolesterol ihtiva etmez. Yapılan araştırmalara göre düzenli Soya Filizi tüketimi kolesterol oranını düşürerek kalp hastalığı riskini azaltmaktadır.

  Soya filizinin faydaları;

  Kalp hastalığı riskini azaltır
  Kanseri önleyici etkisi vardır
  Hazımsızlığı giderir
  Sindirim sistemini çalıştırır

Çok faydalı ve ucuz olan bu besinin beni sağlık açısından tedirgin eden tarafı ise; dünyada soya üretiminin büyük bir bölümünün genetiği değiştirilmiş soya fasulyesi ile yapılıyor olması…

Malzemeler

1 paket soya filizi

250 gr. kemiksiz tavuk eti

1/ 2 paket vermicelli

1/ 2 paket hindistancevizi sütü

2 paket tofu

1 demet taze soğan

1 adet kuru soğan

1 limon

Soya sosu, ketçap

Kırmızı pul biber, biraz tozşeker

Sıvıyağ

2-3 adet yumurta

Uygulama

Öncelikle vermicelli, içi su dolu bir kabın içine konularak yaklaşık yarım saat bekletilir. Vermicelli, pirinçten yapılmış ince spagetti tarzında bir tür makarna. Sonra suyu süzülerek, rengi pembe olana kadar ketçap ilave edilir. (yaklaşık 5-6 çorba kaşığı) Bir kenara alınır.

Sıvıyağda, küp şeklinde kesilmiş tofular kızartılır, ayrı bir yerde bekletilir.

Kuru soğan kavrulur, içine ince kesilmiş tavuk etleri ilave edilerek, tavuk etleri yumuşayana kadar pişirilir. Bu arada soya sosu ve istenirse biraz tuz ilave edilir.

Tavuklar pişince, vermicelli ve yıkanmış soya filizleri ilave edilerek, hafif ısıda kavurmaya devam edilir.  

Hindistan cevizi sütü ile buluşturulur.

Kızarmış tofu parçaları ve taze soğanlar ilave edilir. Hafif ısıda bir iki dakika bütün malzemeler karıştırılır ve ocağın altı kapatılır.

Bu şekilde yemeğimiz neredeyse servise hazır hale geldi. Şimdi sıra servis sırasında kullanacağımız yumurtaları pişirmeye geldi.

Teflon tavaya biraz yağ konularak kızdırılır ve çırpılmış 1-2 yumurta (tavanın boyutuna göre yumurta miktarı ayarlanıyor)omlet şeklinde pişirilir.

Rulo şeklinde sarılarak ince ince doğranır. Yemeğin üzerinde ya da yanında servis yapılır.

Tayland’da acı pul biber ve şeker ile birlikte servis yapılıyormuş, tabi ki ben tabaktaki şeker ve pul bibere hiç dokunmadım. Sadece limon dilimini kullandım :)

Bir gün karşınıza bu yemek çıkarsa çekinmeden yiyebilirsiniz, tadı çok güzel, türk damak tadına uygun:)

Türkiye’de bu yemeği yapmak istesek vermicelli yerine ince spagetti makarna kullanabilir, soya filizini kendimiz yetiştirebilir ve tofuyu da soya unundan evde yapabiliriz.

Tofu yapımını yakında uygulamalı olarak öğrenip, inşallah sizinle paylaşacağım.

Sevgilerimle…

Ocak 31, 2011 Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Agar Agar İle Hafif Tatlı

 

 Bugün, Mynmar’da karşıma çıkan ve ne zamandır merak ettiğim sürpriz bir tatlının tarifini paylaşmak istiyorum. Yapımı çok basit ama bir o kadar da güzel :)

Agar agar ismini daha önce duydunuz mu bilmiyorum, benim “tofu”gibi duyup da kullanmadığım ürünlerden biriydi.

Kısaca jelatinin bitkisel ve helal alternatifi diyebiliriz. Agar agar tek başına satıldığı gibi, hazır tatlıların içinde de bulunabiliyor. Bugün bizim yaptığımız yasemin kokulu hazır toz karışımının içinde de vardı, yapımı tıpkı hazır pudigler gibi, hatta daha kolay :)

Türkiye de satılıyor mu? Nereden alabiliriz?

Büyük marketlerde Agartine (Marka RUF) ismiyle bulunduğunu okudum, ayrıca aktarlarda da satılsa çok iyi olur. Fiyatı burada çok ucuz, bunu da belirtmeliyim.

Agar agar ile ilgili daha geniş bilgi vermek gerekirse;

Agar agar (veya agar) bazı kırmızı deniz yosunlarından elde edilen özüt olup, agaroz (%70) ve agaropektin polisakkaritlerini içerir.

Agaroz, agarın yüksek jelleştirme özelliğinden sorumlu iken, agaropektin viskoz özellik verir. Malay dilinde jöle anlamına gelmektedir. Şekerli, helmeli ve kolloidal yapıdadır.

Agarın katılaştırma (jelleştirme) özelliğini bileşimindeki D-galakton sağlar. Bileşiminde ayrıca inorganik tuzlar, çok az miktarda protein benzeri maddeler ve eser miktarda yağ vardır. Agar agar, yaklaşık olarak 34–39°C’de jelleşir ve 80–95°C’de erir. Gerek erime, gerekse jelleşme sıcaklığına pH etkilidir.

Kullanım Alanları

Gıda üretiminde agar kullanımının sağlıklı olması bazı ülkelerin 300 yıldan fazla kullanım tecrübesiyle garantilenmiştir. Dünya Sağlık Örgütü agarın gıda sektöründe kullanılmasına izin vermiştir.

Türkiye, İngiltere, Almanya, Rusya, Fransa ve Polonya yasalarınca kabul edilmiş ve onaylanmıştır.  Agar agar, gıda sektöründe jelatinin tamamen bitkisel ve vejeteryan bir alternatifi olarak kullanılmaktadır. Gıda sektöründe jelatinin kullanıldığı her üründe kullanılabilen agar agar, bitkisel ve daha sağlıklı bir alternatiftir.

Malzemeler

1 paket agar agarlı dessert mıx

3 cup su

Bir kutu konserve meyve kompostosu

Uygulama

Tencereye paketin tamamını koyup, üzerine 3 cup su ilave ediyorum.

Kaynama noktasına kadar karıştırıp, kaynamaya başlayınca sadece 3-4 dakika kaynatıyorum. Koyulmasını beklemeden ocağın altını kapatıyorum.

Yuvarlak küçük Borcam tepsiye döküp, soğuyup jelleşmesini bekliyorum.

Soğuyunca, buzdolabına alıp birkaç saat bekletiyorum.

Servis yapmadan önce, tepsideki tatlıyı kesmeşekeri büyüklüğünde ya da biraz daha büyük parçalara kesip, komposto kaselerine paylaştırıyorum.

Üzerine konserve meyve kompostosunun suyundan biraz ilave edip, meyveleriyle süslüyorum.

Ortaya yasemin kokulu, hafif ve meyveli harika bir tatlı çıkıyor.

Ocak 16, 2011 Tatlılar, Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Bangkok-Suvarnabhumi

Sevgili arkadaşlar,

Tayland-Mynmar gezimizin ilk durağı olan Bangkok dayız. THY ile yaptığımız seyahat sorunsuz ve güzel geçti.

Tayland-Bangkok a THY ile uçmak istediğinizde, günde bir kez 23.40 da seferi olan uçağa binmeniz gerek, yolculuğa gece başlamak uzun süren yolculuklarda bir avantaj; uyuma şansınız daha yüksek ve zaman daha çabuk geçiyor. Yine de uçağın kalkış için yolcular içindeyken 1 saate yakın süren rötarını da hesaba katarsak; 10 saat süren uçak yolculuğu biraz sıkıcı.

Yanınızda Mustafa (4 yaşındaki oğlum)gibi yaramaz bir çocuk varsa, en güzeli gece uçmak. Mustafa 10 saatlik yolculuğun 8 saatini neredeyse uyuyarak geçirdi.

Bangkok a, Uzakdoğu’nun en büyük ve güzel havaalanlarından biri olan Suvarnabhumi ‘ ye inerek ayak bastık. Havaalanı çok büyük ve güzel, çocuklu ailelerin pasaport kontrolünde beklememeleri için bizi ayrı bir bölümden geçirmeleri ile yer hizmet görevlileri kalbimizi kolayca fethetti.

Bangkok’ta kış mevsimi olmasına rağmen hava 26 derece. Sıcaklık belirgin hissediliyor ama rahatsız edici değil. Yazlık kıyafetlerle gelmeyi unutmayın, Bankgog- İstanbul arasında 5 saatlik saat farkı var. Saatlerimiz sabah 9 u gösterirken, havaalanındaki saatler 14.00 ü gösteriyordu.

Bankgog çok büyük ve hareketli bir şehir, gökdelenler ve üst yollarla rahatça nefes alması sağlanmış, üst yollar trafik problemini büyük ölçüde çözmüş.

İklim özelliğinden dolayı her taraf yemyeşil, yeşile doymuş bir ülke burası. Evlerimizde çiçek açmayan bazı salon bitkilerinin burada çiçeklerini görmek nasip oldu.

Akşam İslami kurallara uygun olarak hazırlanan tai yemeklerini yiyebileceğimiz bir restorana gittik. Dünyanın bizden epeyce uzak bu ülkesinde yemek kültürü de çok farklı tabi !Yıllardır bu bölgede yaşayan kardeşim, tai yemeklerini artık daha çok sevdiğini ve türk yemeklerini çok ağır bulduğunu söyleyince şaşırmadım. Bizdeki gibi unlu ürünler yok denecek kadar az, biliyorsunuz Uzakdoğuluların temel besin kaynağı pirinç.

Sebze çorbası şöyleydi; dilimlenmiş domates ve dilimlenmiş soğan, küçük küp şeklinde doğranmış havuç, patates, kabak ve su :) Çorbanın içindeki bütün sebzeler dişe dokunur şekilde az pişirilmişti. İri soğan dilimleri dışında, bol sulu ve sebzeli güzel bir çorbaydı. Bizdeki gibi, sebzeleri pişir, blenderden geçir, un kavur gibi aşamalar atlanmış, sadece suyun içinde doğranmış sebzeler haşlanmış, işte bu kadar :) Tabi biraz da tuz ve baharatlar vardı ama baskın değildi.

Rasmalai isimli sütlü tatlının Hint mutfağına ait olduğunu ve yapımının da oldukça kolay olduğunu söylediler. İnşaallah bir dahaki sefere bu güzel tatlının tarifini ayrıntıları ile paylaşmak istiyorum.

Burada sebze ve meyveler, yemekler, doğa, kısaca herşey o kadar ilginç ki, fotoğraf makinesini elinizden hiç bırakmazsınız..

Bir dahaki sefere bizim için ilginç ve güzel bir tarif olabilecek  kızartılmış pilav  friedrice ve Tai ların en çok sevdiği, gündelik her zaman tükettiği bir yumurta yemeğininin tarifini vereceğim.

Sımsıcak sevgilerimle, şimdilik hoşçakalın…

Aralık 9, 2010 Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Tayland-Myanmar Gezisi




Sevgili arkadaşlar,

Küçük oğlum Mustafa ile uzun bir tatile çıkma hazırlığı içindeyiz. İnşaallah önce Tayland, daha sonra Mynmar da günlerimiz geçecek.

Yukarıdaki fotoğraf ilk durağımız olan Bangkok’un ünlü havaalanı Suvarnabhumi.Güney Asya’nın en büyük havaalanı, Eylül 2006 sonu itibariyle Bangkok’ta açıldı.

“The Golden Land” (Altın Bölge) anlamına gelen “Suvarnabhumi” adı Tayland kralı Bhumibol Adulyadej tarafından belirlendi. 182.000 m²’lik bir alan üzerine inşa edilen ve çok katlı yapısıyla 563.000 m²’lik bir alana ulaşan yolcu terminali, dünyanın en geniş yolcu terminallerinden biri.

Yapının ana malzemeleri çelik ve cam. Yolcu terminalinin üst örtüsü kafes çatı sistemi şeklinde tasarlanmış. Tasarımda en büyük amaç, tropikal iklime sahip bu bölgede güneşin kuvvetli etkisini azaltmak ve gölge alanlar yaratmak, buna bağlı olarak da havalandırma maliyetini düşürmek.

Suvarnabhumi Havaalanı projesine, getirilen tek eleştiri, Tay kültürünü yeteri kadar yansıtan elemanlar içermemesi yönünde olmuş ki bu sorun da Havaalanı projesinin uygun alanlarına,  yerel kültür ve mirası yansıtacak elemanlar yerleştirilerek çözülmüş.

Tayland Bankgog ‘ a gitmek için biletinizi mümkün olduğu kadar uçuş gününden önce almanızı tavsiye edebilirim. Böylece daha ucuza bilet alma şansınız olabiliyor. Ben İcemtour dan aldım, çok ilgili arkadaşlar vardı ve bilet fiyatı da diğer acentalara göre çok uygundu, yurt dışına çıkacak olanlara hatırlatmak isterim.







İkinci durağımız, Mynmar…






Kardeşim orada yaşıyor olmasaydı, muhtemelen Mynmar ismi benim için bir şey ifade etmezdi. Uzak doğuda pek de bilinmeyen bu ülkede yaşadığım tecrübeleri, insanlarını, tarihi yerlerini ve tabi yemeklerini öğrenmek ve sizinle paylaşmak güzel olacak inşallah…







Özellikle bizden çok farklı olan ve temel olarak pirince dayanan yemek kültürlerini biraz da olsa öğrenmek istiyorum. Farklı sebzeler ve tropikal meyveler…







Tabi bir de çok ünlü olan tapınaklar… Halkın çoğunluğunun budist olduğu ülkede çok büyük ve ihtişamlı tapınaklar varmış…

Şimdi hep beraber Mynmar’ ı öğrenmeye, gezmeye ne dersiniz?





Onuncu kural;
Ne yöne gidersen git, – Doğu,Batı,Kuzey ya da Güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

Elif Şafak/AŞK


Related Posts with Thumbnails
Kasım 30, 2010 Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı