“uzakdoğu mutfağı” etiketi ile etiketlenmiş yazılar

Fried Rice (Kızarmış Pilav)

 

Uzakdoğu mutfağından, Çin Mutfağından Türk damak tadına çok uygun bir tarif var bugün sırada.

Fried Rice, yani kızartılmış pilav; harika ve zengin bir pilav türü olmasını, soya sosu ve pirinç temel malzemesi dışında, hayal gücünüz ile istediğiniz sebzeyi ilave edebilmenize borçlu :)  Böylece çok farklı damak tatlarına hitap etmeyi de mümkün kılıyor.

Yangon da kaldığım süre içinde defalarca farklı malzemeler ile pişirilmiş fried rice yedim. Genel olarak mısır, bezelye ve havuç üçlüsünden oluşan sebze karışımı ile yapmak en kolayı, bunun yanında yumurtalı fried rice, tavuklu, sebzeli fried rice, hatta kıymalı fried rice bile oluyor.

Ana malzeme, yağsız ve tuzsuz pişirilen, buna rağmen pirincin özelliğinden dolayı lapa gibi olmayan pilav. Pilavı önceden pişirmeniz gerekiyor, tane tane olması için soğumuş olmalı. Hatta bir gün önceden pişirildiğine şahit oldum. Kısaca bir gün öncesinden kalan pilavı, isterseniz kolayca fried rice da çevirebilirsiniz :D

Olmazsa olmaz diğer malzeme, soya sosu. Birçok yemeklerde, özellikle et yemeklerinde kullanılan soya sosu fried rice ‘ ın daha da lezzetli olmasına katkıda bulunuyor.

Yine Asya mutfağında fried rice, noodle ve tavuk yemeklerinde kullanılan biraz daha yoğun, pekmez tadını andıran, tatlı soya sosu var ki buna da “ketcap manis” deniliyor.

Özellikle çocuklar için çok besleyici ve pratik olduğunu düşünüyorum. Türkiye ye döndüğümde mutfağımda sıkça yer alacak sanırım…

Malzemeler

1 paket dondurulmuş sebze karışımı

1 paket kuşbaşı tavuk eti

1 su bardağı jasmine pirinç

Birkaç adet yeşil soğan

3-4 çorba kaşığı soya sosu

2 çorba kaşığı ketcap manis

1 adet salatalık

1 adet limon

1 adet domates

1/ 2 tatlı kaşığı şeker

3-4 çorba kaşığı sıvıyağ

2 diş sarımsak

Uygulama

Mynmar da pilav genellikle elektrikli pilav pişirme tencerelerinde pişiriliyor. Çok pratik olan bu tencereye pirinci ve suyu koyuyoruz, düğmesine basıp pişmesini bekliyoruz.

Normal tencerede yapmak için, 1.5 bardak suyu bir tencereye koyup, çok az tuz ilavesi ile suyu kaynamaya bırakıyor ve su kaynamaya başladığında, yıkanıp süzülmüş pirinçleri ilave ediyoruz. Tencerenin kapağını kapatıp suyunu çekene kadar hafif ısıda pişiriyoruz.

Pilav pişince, soğuması için başka bir kaba alıyor ve kaşıkla havalandırıp lapa olmasını engelliyoruz.

Fried rice yapmak için pilavımızın soğuk olması gerekli; bu önemli bir püf nokta, yoksa pirinçler yapışır ve tane tane olmaz.

Kuşbaşı tavuk etini, küçük doğranmış sarımsak ile beraber tavaya alarak, sıvıyağ ilavesi ile pişene kadar kavuruyoruz. Tavuk önce su salıyor, sonra suyunu çekiyor ve bu süre içinde pişiyor.

Taze soğanlardan bir tanesini servis sırasında süslemek için ayırıp, diğerlerini küçük keserek karışıma ekliyoruz. Sebze karışımını tavaya ilave ediyoruz. Mynmar da çok pratik olan dondurulmuş sebze karışımı paketleri var. Biz bunlardan kullandık.

 Ama evde olsaydım, sanırım ben konserve mısır dışında, havuç ve bezelyeyi kendim haşlardım. Sebzeler biraz diri olursa daha iyi olur. Uzakdoğu mutfağında sebzeler sadece soteleniyor, kesinlikle yumuşayana kadar pişirilmiyor. Pratik olması açısından hazır konserve garnitürlerden de kullanabilirsiniz, gerçi onlar biraz yumuşak oluyor ama tercih sizin…

Tavadaki malzemeleri sadece 1-2 dakika çevirdikten sonra pilavı ilave ediyoruz, hepsini beraber birkaç dakika daha kavuruyoruz. Bu arada soya sosunu ve ketcap manisi de ilave ediyoruz. Kavurma işlemi sırasında özellikle yüksek ısı kullanıyoruz ve kısa sürede kavuruyoruz. Ketcap manis Türkiye de kolayca bulunuyor mu bilmiyorum ama olmasa da olur, sorun değil.

İşte Fried rice’ı pişirme macerası böylece sona eriyor. Servise hazırlarken domates, salatalık ve limon dilimleri ile süsleyip, taze soğan ile renklendiriyoruz.

NOT: Taze soğanın yeşil yapraklarının kıvrılmasını sağlamak için, yeşil tarafını önce ince birkaç parçaya kesiyoruz, bir tabaktaki suyun içinde 1-2 dakika bekletiyoruz. Yaprakların uçları kendiliğinden kıvrılıyor :)

Mynmar dan sevgilerimle…

Sütlü Kabak Tatlısı Ve Beyaz Turp Çorbası (Thai mutfağından)

 

Balkabağını Hindistan cevizi sütü ile pişirmeyi ya da salata yapmak için alınan beyaz turpu tavuk suyu çorbada kullanmayı eminim birçoğunuz denememiştir:)

 Hatta kulağa biraz garip geliyor değil mi?

Hindistan cevizi sütü, Asya mutfağında çok kullanılan bir malzeme; çorbalarda, yemeklerde ve tatlılarda olmak üzere çok geniş bir kullanım alanı var.

Sevgili Latife, balkabağını Hindistan cevizi sütü ile pişireceğiz dediğinde inanın hiç şaşırmadım, hatta güzel olacağını daha baştan tahmin ettim :)

Malzemeler

1 su bardağı su

1 litre Hindistan cevizi sütü

1 su bardağı şeker

Kavrulmuş susam(süslemek için)

1 kg. kadar balkabağı

Uygulama

Balkabağının kabuklarını soyup, çekirdek yatağını derince çıkarıyoruz. Parmak şeklinde keserek tatlı yapacağımız tencereye alıyoruz.

Üzerine Hindistan cevizi sütü, bir su bardağı su ve şekeri ilave ediyoruz. Şeker miktarını damak tadınıza göre arttırabilirsiniz. Burada Hint ve Pakistan tatlıları dışında çok şekerli bir tatlıya rastlamak mümkün değil. Aslında tuzu da çok kullanmıyorlar, ekmek de yok; halkın çoğunluğu bu nedenle zayıf ve olduğundan daha genç görünüyor.

Hindistan cevizi sütü kalorisi çok yüksek bir besin, bu nedenle biraz da su ilave ediyoruz. Bu da isteğe bağlı, isterseniz sadece Hindistan cevizi sütü ile pişirebilir ya da su miktarını biraz daha arttırabilirsiniz, su ilave edilmediğinde tatlı daha koyu kıvamlı oluyor, tercih sizin :)

Kaynama noktasından sonra, ısıyı biraz azaltıyoruz, yaklaşık yarım saatte tatlımız hazır. Kabakların istediğimiz ölçüde yumuşaması yeterli. Suyu biraz fazla gibi görünebilir ama soğuyunca koyulaşıyor ve suyunu çekiyor merak etmeyin.

 

 

Tatlıyı servis yaparken bu kez de kavrulmuş susam kullanabilirsiniz.

Denemeniz tavsiyesi ile Mynmar dan dan sevgiler…

Beyaz Turp Çorbası

 

 

Uzakdoğu mutfağında çorbalar bizdekinden çok farklı, çorbanın suyu resmen “su” gibi oluyor, içindeki malzemeler iri parçalar halinde çorbaya ilave ediliyor. Burada bildiğimiz kereviz yaprağını yemeklerde ve çorbalarda çok kullanıyorlar, yine zencefil ve sarımsak vazgeçilmez yemek malzemeleri ve tabi ki acı biber… Bizim çiçek biberi dediğimiz ve çok acı olan biberler Mynmar da çok popüler.

Kışın salatada kullandığımız beyaz turp ile tavuk suyu çorbası yapıyoruz. Çok hafif ve besleyici bir çorba oluyor, özellikle diyet yapanlar ve zayıflamak isteyenler için harika!

Malzemeler

Bir paket tavuk eti (tercihen küçük ve kemikli)

2-3 adet beyaz turp

Birkaç dal körpe kereviz yaprağı

Tuz

Karabiber(isterseniz)

Uygulama

Asya mutfağında, çorbalarda kullanılan tavuk eti genellikle kemikli oluyor, bana başlangıçta çok garip gelmişti, hala da alışabilmiş değilim.

Çorbada kullanacağımız tavuk parçalarını güzelce yıkayarak tencereye alıyoruz, üzerine yeteri kadar su ilave ederek kaynamaya bırakıyoruz, hafif ısıda kaynarken üzerinde oluşan köpükleri alıp atıyoruz.

Tavuk etleri kısmen piştiğinde, tuz ilave ediyoruz.

Beyaz turpu soyarak küçük küp şeklinde kesiyoruz, çorbaya ilave ediyoruz. Yaklaşık 20 dakika daha kaynatmaya devam ediyoruz. İşte bu kadar :)

Çorbanın altını kapatıp, birkaç dakika dinlendiriyoruz ve servis yaparken üzerine doğranmış kereviz yaprağı ilave ediyoruz.

Mynmar dan sevgiler…

Şubat 27, 2011 Çorbalar, Tatlılar, Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Krem Karamel

 

Mynmar’da krem karamel biliniyor ve sıklıkla yapılıyor. Hatta bunun için özel minik kaplar var. Sanki evcilik oyununda kullanılacak gibi, kapaklı bu sevimli minik tencereler ile ocağın üzerinde benmari usulü krem karamel yapmak hem çok kolay hem de çok zevkli.

Krem karamel tarifinin sahibi; Teacher Fatima, Mynmar dan ayrıldıktan sonra en çok özleyeceğim arkadaşlardan biri. Çok zevkli geçen İngilizce derslerini ve beraber yaptığımız alışverişleri unutmam mümkün değil :)

Bu kez mutfağa beraber girip kısa sürede tatlımızı yaptık. Türkiye de bu kaplar yerine küçük, yuvarlak yüksek kenarlı bir tepsi kullanılabilir, öyle bir tepside pişirilmiş ve kek gibi dilimlenerek servis yapılmış halini de başka bir Mynmarlı arkadaşta yedim ve çok güzeldi. Ocağın üzerinde sadece 15 dakika pişmesi için yeterli geldiği için gerçekten çok pratik :)

Malzemeler ( 8 kişilik)

3 cup süt

5 yumurta

3/ 4 su bardağı şeker

Limon ya da vanilya aroması

Karameli

Her bir kap için;

1 çorba kaşığı şeker

1 tatlı kaşığı su

Uygulama

Porsiyonluk kapların içine şeker ve su koyarak, şeker eriyip karamel haline gelene kadar birkaç dakika ocakta tutuyoruz.

Diğer tarafta bir kabın içine; şeker, süt ver yumurtaları ilave ederek çırpıyor ve vanilya ekliyoruz.

Bu karışımı küçük kaplara paylaştırıp kapaklarını kapatıyoruz, biz 8 adet kap kullandık.

Geniş tabanlı bir tencere ya da tavanın içine su koyarak, krem karamel kaplarını yerleştiriyoruz. İki grup halinde pişirdik ve su kaynarken sabit durmaları için üzerine mutfakta bulduğumuz bir ağırlık koyduk.

Yaklaşık 15 dakika sonra, krem karamellerimizi ocaktan alıp, soğuması için bir kenarda bekletiyoruz.

Krem karameli çıkartırken, kenarlarını bıçağın ucu ile ayırıp, yavaşça servis tabağına ters-yüz ederek transfer ediyoruz.

Krem karamel konusunda önyargılarınız varsa benim gibi, şimdi bunlardan kurtulmanın tam zamanıdır.

Mynmar dan sevgilerimle…

Şubat 12, 2011 İftar Yemekleri Tarifleri, Tatlılar, Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Mandalay’ da Sabah Kahvaltısı

 

Sevgili Arkadaşlar,

Yeni yılın bu ilk yazısına sağlık, mutluluk ve huzur dileklerimle başlamak istiyorum. İnşaallah 2011 yılı, ümit ettiklerimizin hayırlısı ile gerçekleştiği, korktuklarımızdan emin olduğumuz, dolu dolu, her anlamda bereketli geçen bir yıl olur…

Hala Mynmar’ dayım :)  Bu kadar ilginç ve güzel bir ülkeyi birkaç güne sığdırmak mümkün değil; tanıdıkça sevmeye başladım; geceleri mutfakta devriye gezen iri, hızlı karıncalara ve geçen gün pazarda umursamazca önümden geçen kocaman bir fareye rağmen :)

Birkaç gündür evimizden, Yangon’dan ayrıyız. Bir gezi turu ile ülkenin kuzeyinde, biraz daha serin ve dağlık bir bölgede olan ikinci büyük şehir Mandalay’a geldik.

Sabah kahvaltısını yediğimiz mekanın basitliği önce bizi biraz tedirgin etse de, ben masaya getirilen kahvaltılıkların helal olduğunu öğrenince tadına baktım.

Her zaman yenilen pilavın aksine bu sabah, kızartılan hamur çeşitleri vardı. Sanırım mayalı hamurdan yapılmış. Pişirildikten sonra üzerine hafif şeker serpilip, süt kaymağına batırılarak yenilen gözleme tarzı bir yiyecek favorimdi :)  

Yine pişirilmiş ve püre yapılmış nohutun içine un ve baharat katılarak yapılan ve kızartılan köfte tarzı yiyecekler fena değildi.

Sonradan bu yarı açık kahvaltı salonunun hemen köşesinde mutfak bölümü gözümüze çarptı ve balon gibi içi hava dolu hamurların ustasının elinden nasıl çıktığını gözlemledik. Sonra bu hamurlar yağda kızartılıyor ve puf puf bir börek şeklini alıyor.

Dünyanın bu uzak köşesinde, bilinmedik bir ülkenin, dağların arasında arasında kaybolmuş bu sevimli şehrinden şimdilik, selam ve sevgilerimle…

Ocak 6, 2011 Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Uzakdoğu Mantısı

 

 

Tayland da yapılan ve sevilen bir mantı türünü bugün evde yapıp, çoluk çocuk afiyetle yedik. Evde yaptık diyorum, çünkü Taylandlı hanımlar çoğunlukla çalıştıkları için yemeklerini hazır alıyorlar. Bütün gün işte çalışıp, evde de yemek pişirmekle uğraşmıyorlar :)

Mantı hamurları çok ilginçtir ki, yeşil renkli. Bizdeki milföy hamurları gibi paketlerde satılıyor ama daha küçük boyutlu ve milföy hamurundan farklı bir yapıda.

Tıpkı bizdeki gibi, suda haşlama ya da kızartma yapılarak yeniliyor. Biz bugün kızartmasını yaptık. Yanında buraya özgü bir sos ile beraber yedik. Sos çok ilginç, buradaki çoğu şey gibi! Tatlı- acı sos diyorlar. Hem tatlı bir tadı var, ama aynı zamanda acı:) İlk defa balığın yanında yemiştim, tadı güzel, iştah açıcı!

Malzemeler

Yarım kg. tavuk eti

1 yumurta

Taze zencefil (fındık büyüklüğünde)

3-4 diş sarımsak

Tuz, karabiber

Soya sosu (isterseniz)

Küçük kare şeklinde hamurlar

Kızartmak için yağ

Uygulama

Tavuk etini ve soyulmuş sarımsakları robotta çekerek kıyma haline getiriyoruz. Mantıyı normal kıyma ile de yapabilirsiniz. Kıymanın içine 1 yumurta kırıyoruz, tuz ve karabiber ilave ediyoruz. 2-3 çorba kaşığı soya sosu ilave edip, güzelce karıştırıyoruz.

Hamurların ortasına bu hazırladığımız harçtan biraz koyup, önce üçgen şeklinde katlıyor, daha sonra iki uzun kenarı birleştiriyoruz.

Mantıların bir bölümünü de buharda pişirmek için bohça şeklinde katlıyor ve buharda pişiriyoruz. Onlar da kızartılanlar kadar nefis oluyor.

Bütün mantıları bu şekilde katladıktan sonra, kızgın yağda kızartıyoruz.

Uzakdoğu mantısını  “tatlı-acı sos” isimli bir sos ile birlikte servis yapıyoruz.

Türkiye de olsa, mantı ile birlikte yoğurt ikram edilir değil mi? Yoğurt, Mynmar da yerli halk tarafından hiç kullanılmıyor. Markette küçük toprak güveç kaplarında satılıyor ama en büyüğü sanırım yarım kilodur :) Onların damak tadına göre ekşi geliyormuş ve bozuk diye yemiyorlarmış, şekerli ya da tatlandırılmış olursa yiyebiliyorlarmış :)

Neyse ki evde yoğurt yapmasını biliyorum ve açık, doğal süt bulabiliyoruz. Tabi sütler harika !! Tamamen organik, hazır yem, mısır slajı, ilaç, vitamin yok..

Mantılara geri döndüğümüzde, bir çırpıda çocuklar tarafından bitirilmek üzere olduğunu görüyor ve evin reisi için birkaç tane kaçırıyoruz :)

Mynmar dan hasret dolu sevgilerimizle…

Aralık 28, 2010 Çeşitli Hamur İşleri, Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Myanmar’ da Çin Yemeklerinden Örnekler

 

 

 

Geçen akşam Çin asıllı Müslüman bir ailenin yemek davetine katıldık. Ev sahipleri ile 2 yıl önce Türkiye ziyaretleri sırasında tanışmış, evimizde konuk etmiştik. Çok nazik ve düşünceli insanlar, bizi unutmamışlar, Mustafa ve benim Burma ya geldiğimizi öğrenince bizimle görüşmek istemişler.

Yemek sırasında özenle hazırlanmış bu sofrayı fotoğraflamak istedim. Sonuçta Çin Yemeklerini sevdim, sanırım bende bir gariplik var :)

Gözlemlediğim birkaç noktayı paylaşmak istiyorum; daha önce Tayland asıllı bir ailede yemekte iken dikkatimi çekmişti, masada ana menü olarak hem tavuk, hem de balık vardı. Bizde genellikle et yemekleri tek çeşit olur değil mi? Menüde ana yemek olarak tavuk etini seçmişsek, bunun yanına sebze, zeytinyağlılar, vb. gibi yemekler sıralanır. Aynı sofrada hem tavuk, hem balık, hem kırmızı et genellikle olmaz.

Uzakdoğu da çorbalar bizim çorba kültürümüze pek uymuyor, buna rağmen geçen akşamki çorba bol mantarlı ve tavuk suyu ile hazırlandığı için bitirmekte hiç zorlanmadım, üstelik acı da değildi :)

 Uzakdoğuda yemekler farklı olduğu gibi, yemek düzeni de farklı. Ben önce çorbayı bitirdim ama diğer misafirler çorbayı yemek arasında yedi, Çin mutfağında yemekler genellikle acı olduğu için, çorba acıyı hafifletmek için arada içiliyor, tıpkı su gibi, çok ilginç!! Mynmar ‘ da ise; genellikle acı olan çorbadan pilavın üzerine kaşıkla biraz dökülerek yeniliyor :)

Masada servis tabaklarımıza konulan pilavın yanına diğer yemeklerden ilave edildi. Genellikle hepsi güzeldi, pişirilmiş dil vardı, benim damak tadıma pek uymuyordu.

Haşlanmış taze iç bakla ve bezelyeden oluşan hafi f salatayı da çok sevdim. Salatada daha önce hiç yemediğim sarı küçük biber görünümünde bir sebze vardı, sanırım adı  “paequay”gibi bir şeydi, çok da güzeldi.

Pilavı bizim ekmeğimiz gibi değerlendirdikleri için, tabağımda sadece pilavın kaldığı durumlarda nazikçe yemeklerden ilave ettiler, bu kuralı anladığımda iş işten geçmişti. Benden söylemesi; uzakdoğulu bir arkadaşınızın evine giderseniz aman pilavınızı sona bırakmayın, yoksa pilav bitene kadar yemeklerin arkası kesilmez :)

Tatlı olarak, içinde şeffaf boncukların olduğu çok hafif bir meyve kompostosu vardı. En çok ilgimi çeken esnek bir yapıdaki taze Hindistan cevizi parçaları ve şeffaf boncuk görünümündeki minik toplardı. Marketlerde hazır satıldığını, öğrendim. İlk fırsatta alıp, bende denemek istiyorum.

Meyve olarak, çok ilginç; portakal ve elma ikram ettiler. Bizim en çok yediğimiz ve bol olan bu meyveler ne yazık ki Mynmar da çok pahalı. Portakalın bir tanesi  1 dolar.

Güzel bir gecenin sonunda,  bu nazik ve türk misafirperverliğini aratmayacak kadar ilgili evsahiplerimizle Türkiye ye dönmeden önce bir kere daha buluşmak üzere sözleştik.

 

Aralık 21, 2010 Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Thai Usulü Omlet


 

 Bugünkü tarifimiz Tai usulü Omlet; kolay, pratik ve lezzetli. Haftasonu kahvaltısında uzakdoğudan bir lezzetle buluşmak isterseniz hiç durmayın, bence hemen deneyin.

Mynmar da günler sıcak, samimi, ilginç ve yoğun geçiyor. Birkaç Müslüman aile ile tanıştım, çok tatlı, misafirperver insanlar. Çoğunluğu çok iyi İngilizce konuşuyor. Ülkede İngilizce çok popüler.
 


 Bu arada Burma yemeklerine alışmaya çalışıyorum. Bir kere çorbaları çok farklı, kesinlikle bizim damak tadımıza ve alışkanlıklarımıza benzemiyor. Çok sulu ve acı! Yağsız ve tuzsuz pilava alıştım denilebilir, her yemekte standart var çünkü.

Birkaç gün önce Budist bir ailenin yeni taşındıkları evlerinde verdikleri bir yemek davetine katıldık. Misafirlerin içinde Müslüman aileler de olduğu için vejateryan ağırlıklı alternatif bir menü hazırlamışlar. Balık çorbası tıpkı benim sitede verdiğim tarife benziyordu, çok beğendim. Hatta masada, tabağındaki çorbayı tamamen bitiren tek kişiydim. Yine daha önce yemediğim tofu çerezi (çıtır yufka gibi) sütlü burma çayı ve pirinç patlağı da sevdiğim lezzetlerdendi.

Burma lıların vazgeçemediği bir diğer yiyecek; bir nevi çerez- salata karışımı, servis edilen tabakta tuzlu yer fıstığı ve baharatlı bakla çerezinin yanında turşusu yapılmış bir çeşit yapraklar var, hepsi beraber yeniyor. Yaprak turşusunun tadına baktım, bana göre olmadığına karar verdim.

Burma da yumurta çok tüketiliyor, bıldırcın yumurtası da çok. Acaba orada değişik yumurta yemekleri var mı? Diye soracak olursanız, size bu sabah yaparak öğrendiğim çok güzel ve basit olan bir tarifi verebilirim.

Malzemeler

2 yumurta

1/ 2 su bardağı süt

Tuz, karabiber, pulbiber

Reyhan ya da nane

Sıvıyağ

1 çorba kaşığı soya sosu (isterseniz)

Uygulama

Tarif çok basit; bir kâseye yumurtaları kırıyor ve üzerine yarım su bardağı süt ilave ediyorum.

Çatalla ya da çırpıcı ile birkaç dakika çırpıyorum, bu arada tuz ilave ediyorum.

Soya sosunu ilave ediyorum. Yoksa önemli değil, olmasa da oluyormuş :)

Orta boy teflon tavaya çok az sıvıyağ ilave ediyorum ve sütlü yumurta karışımını tavaya döküyorum.
 

 

 Tavanın üzerini kapakla kapatıp, orta ısıdaki ocakta katı bir görünüm alana kadar ve üzeri göz göz olana kadar birkaç dakika pişiriyorum.
  

 

Servis yaparken üzerine karabiber, pulbiber ve reyhan ilave ediyorum.

Sadece bu kadar, sonra yeğenlerim ile paylaşıp afiyetle Tai usulü omleti bitiriyoruz.
 

 




Mynmar dan Sevgiler…

Aralık 11, 2010 Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı

Tayland-Myanmar Gezisi




Sevgili arkadaşlar,

Küçük oğlum Mustafa ile uzun bir tatile çıkma hazırlığı içindeyiz. İnşaallah önce Tayland, daha sonra Mynmar da günlerimiz geçecek.

Yukarıdaki fotoğraf ilk durağımız olan Bangkok’un ünlü havaalanı Suvarnabhumi.Güney Asya’nın en büyük havaalanı, Eylül 2006 sonu itibariyle Bangkok’ta açıldı.

“The Golden Land” (Altın Bölge) anlamına gelen “Suvarnabhumi” adı Tayland kralı Bhumibol Adulyadej tarafından belirlendi. 182.000 m²’lik bir alan üzerine inşa edilen ve çok katlı yapısıyla 563.000 m²’lik bir alana ulaşan yolcu terminali, dünyanın en geniş yolcu terminallerinden biri.

Yapının ana malzemeleri çelik ve cam. Yolcu terminalinin üst örtüsü kafes çatı sistemi şeklinde tasarlanmış. Tasarımda en büyük amaç, tropikal iklime sahip bu bölgede güneşin kuvvetli etkisini azaltmak ve gölge alanlar yaratmak, buna bağlı olarak da havalandırma maliyetini düşürmek.

Suvarnabhumi Havaalanı projesine, getirilen tek eleştiri, Tay kültürünü yeteri kadar yansıtan elemanlar içermemesi yönünde olmuş ki bu sorun da Havaalanı projesinin uygun alanlarına,  yerel kültür ve mirası yansıtacak elemanlar yerleştirilerek çözülmüş.

Tayland Bankgog ‘ a gitmek için biletinizi mümkün olduğu kadar uçuş gününden önce almanızı tavsiye edebilirim. Böylece daha ucuza bilet alma şansınız olabiliyor. Ben İcemtour dan aldım, çok ilgili arkadaşlar vardı ve bilet fiyatı da diğer acentalara göre çok uygundu, yurt dışına çıkacak olanlara hatırlatmak isterim.







İkinci durağımız, Mynmar…






Kardeşim orada yaşıyor olmasaydı, muhtemelen Mynmar ismi benim için bir şey ifade etmezdi. Uzak doğuda pek de bilinmeyen bu ülkede yaşadığım tecrübeleri, insanlarını, tarihi yerlerini ve tabi yemeklerini öğrenmek ve sizinle paylaşmak güzel olacak inşallah…







Özellikle bizden çok farklı olan ve temel olarak pirince dayanan yemek kültürlerini biraz da olsa öğrenmek istiyorum. Farklı sebzeler ve tropikal meyveler…







Tabi bir de çok ünlü olan tapınaklar… Halkın çoğunluğunun budist olduğu ülkede çok büyük ve ihtişamlı tapınaklar varmış…

Şimdi hep beraber Mynmar’ ı öğrenmeye, gezmeye ne dersiniz?





Onuncu kural;
Ne yöne gidersen git, – Doğu,Batı,Kuzey ya da Güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

Elif Şafak/AŞK


Related Posts with Thumbnails
Kasım 30, 2010 Uzakdoğu Seyahati-Mynmar kategorisine gönderilmiş - devamı