“çorba tarifleri” etiketi ile etiketlenmiş yazılar

Balkabağı Çorbası

balkabak çorbası tarifi

Balkabağı ile sadece tatlı yapıldığını sanmayın 🙂 balkabağı çorbası, denemeye değer bir lezzette oluyor…

Balkabağı çorbası ve tatlı dışında balkabağı tariflerine yabancı yemek sitelerinde fazlasıyla rastlamak mümkün, ben de çorbanın tarifini yabancı bir yemek sitesinden öğrenip uyguladım.

Balkabağı belki de hala organik olarak yetiştirilen birkaç üründen biri; tarlalar dolusu balkabağı ekildiğini ve çok fazla tüketildiğini hiç duymadım ülkemizde.

Genellikle bahçesi olanlar yazlık sebze tarhlarının bir köşesine, bahçenin sınır duvarlarına yakın yerlere, birkaç tane de balkabağı çekirdeği diker bizim buralarda. Özellikle kıyı köşelere dikilir ki, büyüyen yaprakları her tarafı sardığında diğer sebzelere zarar vermesin, dev gibi yaprakların arasından kabaklar göründüğünde sabırla sonbahara kadar büyümesi beklenir ve balkabağı sapı kurumaya başladığında koparılıp kilere yerleştirilir.

Daha önce en sevdiğim tatlılardan biri olan kireçte balkabağı tarifini paylaşmıştım, zencefilli kabak tatlısı denemiş ve onu da çok beğenmiştik.

 

kabak çorbası tarifi

 

Malzemeler

1 kg. balkabağı

1 adet soğan

50 gr. tereyağı

2 diş sarımsak

1 litre tavuk suyu

1 litre su

2 tatlı kaşığı krema(isteğe bağlı)

Biraz muskat rendesi (isteğe bağlı)

Biraz tarçın

sıvıyağ

Birkaç dilim bayat ekmek

 

balkabağı çorbası

 

 Uygulama

Balkabağı çorbası için size uzun uzun tarifi anlatmak yerine, çorbanın tarifini aldığım sitenin adresini veriyorum, www.videojug.com gerçekten harika bir şekilde videolu anlatımı var, benim diğer tarifler de çok ilgimi çekti.

Şimdiden kolay gelsin 🙂

Yorumlarınızı bekliyorum, sevgilerimle…

resimli kabak çorbası tarifi

Ocak 27, 2013 Çorbalar, Uncategorized kategorisine gönderilmiş - devamı

Kıymalı Tarhana Çorbası

 

Her yörede yapılışı birbirinden farklı olsa da tarhana çorbası bize, ülkemize özgü bir lezzet.Bebekler onunla büyütülür,sabahları okula yetişecek çocuklara sıcacık tarhana çorbası içirilir, özellikle kendimiz yapıp kurutmuşsak, tadına, nefasetine doyum olmaz.

Tarhananın çıkış noktası, yaz sebzelerinden, o canım domateslerden, kırmızı biberlerden sağlıklı bir şekilde kışın da faydalanmak olabilir mi? Bizim yörede yani Bursa’ da tarhana yapılırken içine koyun sütü ile mayalanmış koyun yoğurdu ilave edilir, tarhana karıldıktan sonra bekletilmez, hemen gözeden ya da robottan geçirilir ve serilerek kurutulur. Ben birkaç gün mayalandırılıp yapılan tarhanayı da çok seviyorum, tadı hafif ekşi oluyor.

Bu arada her zaman yapılabilen ama çabuk tüketilmesi gereken “muhacir tarhanası” isminde güzel bir tarif var; onu da en kısa sürede şimdi 92 yaşında olup hafızasıyla beni hayrete düşüren sevgili babaannemden öğrenip sizinle paylaşacağım.

Tarhana çorbası evde hazırlandığı için sağlıklı olduğu tartışılmaz, üstelik yapımı da çok kolay. Şimdi, bizim mutfağımızda çok sevilen ve küçük oğlumun da favorisi olan çorbanın yapımına geçecek olursak;

Malzemeler

1 çorba kaşığı kıyma

1 servis kaşığı sıvıyağ

1- 2 diş sarımsak

2 yemek kaşığı domates sosu veya 1 yemek kaşığı domates salçası

1 litre sıcak su

3-4 çorba kaşığı tarhana

Tuz

Uygulama

Ön hazırlık olarak bir su bardağı kadar suyun içine tarhana ilave edilerek sırası gelene kadar bekletilir, böylece çorbaya ilave edilirken topaklanması önlendiği gibi daha kolay kıvam alması sağlanır.

Sıvıyağda kıyma ve rendelenmiş sarımsak güzelce kavrulur.

Domates sosu ilave edilir, 1-2 dakika malzemelerin birbiriyle bütünleşmesi için karıştırılır.

1 litre sıcak su ilave edilir.Çorbanın kıvamı tarhananın cinsine göre farklılık göstereceğinden bence çorba koyu kıvamlı olursa ilave etmek için kenarda bir miktar sıcak su hazır bekletilmeli.

Tenceredeki malzemeler kaynamaya başlayınca  tarhana ilave edilir ve birkaç dakika hiç durmadan karıştırılır, bu süre içinde tarhana çorbası kıvamını belli edecektir.Eğer koyu kıvamlı ise biraz daha sıcak su eklemek istenilen kıvama gelmesi için yeterli olacaktır.

Orta ısıda 15 dakikada pişen çorbamız servise hazırdır.

Damak tadına göre tuzu ilave edilir.

Ev yapımı pulbiber ve ev yapımı turşu ile buluştuğunda bence lezzetine doyum olmaz.

Eylül 19, 2011 Çorbalar kategorisine gönderilmiş - devamı

Milföylü Nefis Tarifler

 

 

Hani bazı tarifler vardır, gördüğünüzde“hemen yapmalıyım “ dersiniz. Bugün paylaştığım milföylü nefis iki tarifin hikâyesi böyle başladı birkaç gün önce.

Sevgili Yeşim’in hayran kalınacak milföy servis kaşıklarını yapmak benim için zevkti.

Yine bereket sofrası blogunda gördüğüm milföylü erikli gülleri yapmadan duramazdım.

Milföy hamuru mutfakta işimi kolaylaştıran, tatlısı ve tuzlusu da nefis olan bir malzeme. Yağlı ve kalorili olduğunu göz ardı etmeden sınırlı olarak kullanıyorum. Daha önce milföylü sosisli çubuklar  ve milföy kule tarifini paylaşmıştım.

Her iki tarif de aslında çok kolay; püf noktaları atlamamak şartıyla 🙂

Örneğin benim gibi kare milföylerle yapmaya çalışırsanız, ilk önce iki milföy hamurunu yapıştırır, kaşıkların sapını bu şekilde yapar ama piştiğinde yapışma yerinden koptuğunu hayal kırıklığı içinde izlersiniz.

Ya da erikli milföy güller için, benim yaptığım gibi bahçeden kopardığınız kırmızı erikler fazla yumuşak gelebilir.

Bu güzel tarifleri ramazan lezzetleri etkinliği düzenleyen cafemis ve gelibolu17-mideden kalbe arkadaşlarıma gönderiyorum. Bol katılımlı bir etkinlik diliyorum…

 

 

Milföylü Servis kaşıkları

Malzemeler

1 paket uzun milföy hamuru

1 yumurta sarısı

Çorba kaşığı

Pişirme kağıdı

Dip sos için

2-3 yemek kaşığı taze peynir ya da lor peyniri

2-3 yemek kaşığı süzme yoğurt

1 yemek kaşığı mayonez

2 diş sarımsak

Tuz

Süslemek için taze nane

 

 

Uygulama

Milföy hamurları uzun olduğunda hiç sorun çıkmadan 2 kaşığı simetrik olarak üzerine koyup, kaşık şeklinde bıçakla kesip çıkartıyoruz. Kaşığın sapını tam olarak almayın, çok uzun olmasın, yarıda bıraksanız yeterlidir.

Tepsiye pişirme kağıdı sererek, kaşıkların içine kestiğimiz hamurları yerleştiriyoruz.

Birkaç yerinden çatalla delerek fazla kabarmasını önlüyoruz. Benim milföyler delmeme rağmen çok fazla kabardı, piştikten sonra bazılarını ortadan ikiye ayırmak zorunda kaldım. Belki kullandığım markadan kaynaklanabilir. Buna nasıl çözüm bulabiliriz? Bir daha yaparken( en kısa sürede) hamuru merdane ile biraz inceltmeyi düşünüyorum, belki o zaman fazlasıyla kabarmasını engelleyebilirim. Ya da kaşıkların içine nohut gibi kabarmasını önleyecek bir şeyler koysam? Siz yaparken bu noktaları mutlaka göz önünde bulundurun, sonucu bana da yazarsanız çok sevinirim 🙂

Çırpılmış yumurta sarısını hamurların üzerine sürüyorum. Kaşıklardan arta kalan hamurları el çabukluğu ile boyutlarına ve şekillerine göre minik zeytinli poğaçalara ve yudumluk atıştırmalıklara dönüştürüyorum. Yumurta sarısından onlar da nasibini alıyor.

 

 

200 derece ısınmış fırında güzelce kızarana kadar pişiriyorum.

Bu arada dip sos yapmak için lor peyniri, yoğurdu ve mayonezi pürüzsüz bir doku oluşana kadar karıştırıyorum. Sarımsağı ben rendelemiştim ama sıkma torbası ile kaşıkların üzerine uygularken çok zorlandım, çünkü sıkma torbasının ucuna takıldılar ve sosun şekilli olmasına nispeten engel oldular.

Sarımsağı çok iyi ezmek gerekiyor, bunu da bir yere not edelim.

Tuz ilavesi ile dip sosumuz hazır, harika bir tadı olduğunu söylemeliyim.

Milföy kaşıklar fırından çıkınca 5-6 dakika bekletiyorum ve sonra kaşıklardan yavaşça ayırıyorum. Soğuduktan sonra, sıkma torbasına koyduğum dip sosu kaşıkların üzerine uyguluyorum. Taze nane ile süslenince harika oluyor.

Son söz; milföy kaşıkların çıtırlığını kaybetmesini istemiyorsanız, dip sosu servisten hemen önce uygulayın, önceden yumuşamasını engellemiş olursunuz.

Erikli Milföy Güller

 

 

Dün yaptığım ikinci milföylü tarif de çok kolay ve çok nefis. Kırmızı ve biraz sert erik kullanmanızı özellikle tavsiye ederim ve tabi uzun milföylerle yapmanızı 🙂

Malzemeler (20 adet)

1/ 2 paket uzun milföy hamuru

8-10 adet kırmızı sert erik

Yumurta sarısı

1 çay kaşığı tarçın

1 yemek kaşığı pudra şekeri

1 yemek kaşığı tereyağı(silme)

Pişirme kağıdı

 

 

Uygulama

Uzun milföy hamurunu uzunlamasına 4 eşit parçaya kesiyoruz. 4 adet ince şerit elde ettik. Ben birkaç hamuru 3 e bölerek de denedim. Her iki türlü de güzel oldu ama 4 e bölünenlerin içi daha iyi pişmişti.

Erikleri yıkayıp ortadan ikiye bölerek çekirdeklerini çıkartıyoruz. İnce ince dilimliyoruz.

Milföy şeritlerinin üzerine diziyoruz, baştan ve sondan biraz boşluk bırakıyoruz. Çırpılmış yumurta sarısını hamuru birleştireceğimiz yere hafifçe sürüyoruz, pişerken açılmasını önlemek için.

Dikkatlice erik dilimlerini kaydırmamaya çalışarak hamuru rulo yapıyoruz. Hamurun bittiği yeri biraz bastırıyoruz.

Pişirme kağıdı serilmiş tepsiye yerleştiriryoruz.

 

 

Tereyağını eritip, içine pudra şekeri ve tarçını ilave ederek, fırça yardımıyla güllerin üzerine bu karışımı sürüyoruz.

Önceden ısıtılmış 180 derece fırında kızarana kadar pişiriyoruz.

Fırından çıkınca isterseniz üzerine de pudra şekeri serpebilirsiniz. Dondurma ile servis yapılabilir.

Kahvaltılarda tuzlu versiyonunu yapmak isterseniz, meyve yerine salam kullanabilirsiniz, sucuk da olabilir sanırım.

Afiyet olsun, hayırlı iftarlar…

Ağustos 4, 2011 Çeşitli Hamur İşleri, İftar Yemekleri Tarifleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Mercimek Çorbası Tarifi


Mercimek çorbasının birden fazla ve sonucu çok nefis olan tarifleri var tabi, ben bugün pratik bir şekilde, kısa sürede yapılan mercimek çorbası tarifi paylaşmak istiyorum.

Çorbalarda un kavurmak ve çorbanın kıvamını bu yolla istediğimiz gibi yapmak mümkün. Bizim damak tadımızda çorbalar biraz yoğun olmalı, daha doyurucu ve besleyici olmalı. Türk damak tadı böyle iken, özellikle uzak doğuda  Thai ve Çin çorbaları alıştığımız tat ve görüntüden çok uzakta 🙂 Örneğin, Tayland ın ünlü Tum Yum çorbasında sadece tavuk suyu ve sebzeler ile aromatik bitkiler kullanılıyor.

Ramazan ayında çorbalardan vazgeçmemiz mümkün değil, iftara böyle doyurucu ve besleyici bir çorba ile başlamak için şimdi iş başına…

 

 

Malzemeler ( 8-10 kişiye rahatça yeter )

1 cup kırmızı mercimek

1 büyük boy soğan

1 çorba kaşığı un

2 çorba kaşığı tereyağı

1 çorba kaşığı domates sosu

 

 

 

Tuz

Servis sırasında limon

Uygulama

Bu çorbanın bence en pratik tarafı, çorba yaparken sadece el blenderi ve rende gerekli olması. Bütün yapmamız gerekenleri çorba tenceresinde yapıyoruz, başka kap kacak kullanmak yok 🙂

Öncelikle mercimeği çok iyi yıkamak gerekiyor. Ben bazen yıkamakla da yetinmeyip, mercimeği bir kaba alarak üzerine bir parmak geçecek kadar su ilave ediyor ve kaynama noktasına kadar bir taşım kaynatıp, suyunu döküyorum, sonra çorba tenceresine alıyorum. Böylece çorbanın rengi daha güzel oluyor.

Çorba tencesine tereyağını koyarak eritiyorum, unu ilave ederek hafif pembe renk alana kadar orta ısıda kavuruyorum. Bu arada domates sosunu ilave ediyorum. Salça kullanacaksanız sorun olmaz ama domates sosu sulu ise un topaklanabilir, dikkatli olun.

1 litre kadar soğuk suyu tencereye döküyorum, unun topak olmaması için bir süre devamlı karıştırıyorum.

Mercimeği ilave ediyorum.

Soğanı rendeleyerek ilave ediyorum. Benim kullandığım el blenderi o kadar güçlü değil, bu nedenle soğanı rendeledim. Eğer sizdeki her şeyi kolayca püre yapıyorsa rendelemekle uğraşmayın, doğrayın yeter.

Başka malzemeler ilave etmedim. Patates ve havuç kullanılabilir. Özellikle çocuklar için yapılıyorsa çok güzel olur. Daha çok kışın ilave malzemeli yapıyorum.

Şimdi mercimeğin iyice pişmesini beklemekten başka yapacak çok fazla işimiz kalmadı.

Mercimek dağılıp, iyice piştiğinde ocaktan alıyorum ve birkaç dakika sonra el blenderi ile çorbayı pürüzsüz hale getiriyorum.

Çorbanın tuzunu ekliyorum.

Muhtemelen kıvamı çok koyu oldu değil mi? bir miktar su ilave ederek, bir taşım kaynatıyorum.

Vazgeçilmez bir çorba bu, yanında kıtır ekmekler ve limon ile servis yapıyorum.

 

Ağustos 2, 2011 Çorbalar, İftar Yemekleri Tarifleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Kremalı Buğday Çorbası

 

Kış günlerini aratmayan bu soğuk günlerde içinizi ısıtacak çok güzel bir çorba tarifi okumaya hazır mısınız?

Buğday, mutfakta sıkça yer vermemiz gereken, özellikle çocuklar için çok besleyici ve faydalı bir gıda, bununla birlikte çoğumuz sadece aşure yapmak için alıyoruz değil mi?

Sanırım buğdayı pişirmenin biraz zahmetli olduğu gibi bir önyargının  kurbanıyız hepimiz.

Aslında buğdayı pişirmek çok kolay, sadece biraz zaman gerekiyor. Çalışan arkadaşlar için zamanın ne kadar kısıtlı ve değerli olduğunu biliyorum, onlar için en pratik yöntem; buğdayı pişirip, küçük dondurucu poşetlerinde ya da pet bardaklarda dondurucuda muhafaza etmek olmalı… Ben pişmesi zaman alan nohut ve buğday için bu yöntemi kullanıyorum. Böylece nohutlu çorbalar ve nohutlu pilav yapmak da çok kolaylaşıyor.

Konservesi var! diyenleri duyar gibiyim 🙂  Belki çok zor durumlarda alınabilir ama en güzeli evde doğal yiyecekler hazırlamak, unutmayın; yaptığımız yemekleri en sevdiklerimize ikram ediyoruz…

Malzemeler

2 su bardağı haşlanmış buğday

1 adet kereviz

1/ 2 paket süt kreması

Tuz, karabiber

2 litre sebze suyu ya da et suyu

Uygulama

Kremalı buğday çorbasını sebze suyu ile ya da et suyu ile yapabilirsiniz. Ben ilk olarak sebze suyunu hazırlayıp, çorbayı bu sebze suyu ile pişirdim.

Haşlanmış buğdaydan 2 -3 çorba kaşığı ayırıp, diğerlerini sebze suyunun yarısı  ve küçük doğranmış kerevizler ile, kerevizler yumuşayana kadar pişiriyorum. Robottan geçirip, pürüzsüz bir çorba karışımı elde ediyorum.

Tencereye, daha önce ayırdığım haşlanmış buğday tanelerini, çorba karışımını ve kalan sebze ya da et suyunu ilave ediyorum. Tuz ilavesi ile bir taşım kaynatıyorum.

Çorbanın altını kapattıktan birkaç dakika sonra,  süt kremasını yavaş yavaş, alıştırarak ilave ediyorum.

Servis yaparken, taze çekilmiş karabiber ilavesi güzel oluyor. Ayrıca resimde görüldüğü gibi yağlı kağıttan yaptığım küçük bir külahın içine koyduğum krema ile de süslemek mümkün…

Nisan 18, 2011 Çorbalar, İftar Yemekleri Tarifleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Taze İç Börülceli Ovmaç Çorbası

 

Taze iç börülceli ovmaç çorbası sevgili babaannemin tariflerinden olup benim de en sevdiğim çorbalardan biridir. Çorbayı, bahçede içlenen börülceler ile yaptım ve şimdi, içlenmiş ama taneleri kurumamış börülcelerin tam mevsimi; bugünlerde köy pazarlarında rahatlıkla bulabilirsiniz, hatta ayıklanmış olarak bile bulmak mümkün.

Taze iç börülce ve kuru börülceyi tanımlamak gerekirse;

Kuru börülce:

Börülce körpe iken kopartılmaz ve böylece içindeki taneler büyür. Bu içli börülceler dalında iyice kurumaya bırakılır ve sonra kuruyan taneleri alınırsa, kışın kullandığımız ve bildiğimiz “ kuru börülce” olur. Kuru börülcenin yemeği yapılabildiği gibi daha önce yaptığım ve çok besleyici olan kuru börülce salatası olarak da değerlendirilebilir.

Taze iç börülce

Eğer dalında içlenen börülceler kurumadan koparılır ve börülce taneleri kurumadan alınırsa; bunların adına bizim buralarda “ sütlü börülce” denir. Tanelenmiş ama hala körpe anlamında kullanılır. Kuru börülce gibi dayanmaz, hemen pişirmek gerekir.

Börülceyi ya da taneli bakliyatları seviyorsanız taze iç börülceye de bayılırsınız.

Malzemeler

1 su bardağı içli taze börülce

1 soğan

1-2 domates

Zeytinyağı

Tuz, karabiber

Ovmaç Malzemesi

1 kahve fincanı un

1 yumurta sarısı

Tuz

Uygulama

Börülceleri ayıklayarak küçük bir tencereye alıp, üzerini 2-3 parmak geçecek kadar su ilave ediyorum ve kaynama noktasından sonra yaklaşık 20 dakika börülceler yumuşayana kadar haşlıyorum. Daha sonra suyunu süzerek bir kenara alıyorum.

Ovmaç malzemeleri ile bir hamur yapıyorum, hamuru çok fazla toparlamadan elime küçük bir parça alıp, baş ve işaret parmağımın arasında hafifçe oynayarak, arpa şehriye görünümünde bir hamur elde ediyorum. Boyutları da arpa şehriyeden biraz büyük oluyor. Bütün hamuru bu şekilde ovmaç haline getirdikten sonra üzerine çok hafif un serperek yapışmasını önlüyorum.

Çorba yapacağım tencereye soğanı ve domatesi rendenin ince tarafı ile rendeleyerek ilave ediyorum. Bir, iki servis kaşığı zeytinyağı ilavesi ile domates ve soğanın kavrulmasını sağlıyorum.

Tencereye yaklaşık 1 litre kadar su koyuyorum, kaynamaya başladığında haşlanmış iç börülceyi ve ovmaç hamurlarını kaynayan suyun içine bırakıyorum.

Çorbanın tuzunu ilave ediyorum. Kaynamaya başladıktan sonra ocağın ısısını azaltıp yaklaşık 20 dakika pişiriyorum. Hamurların unlu olması nedeniyle çorbanın suyu sanki terbiye yapılmış gibi az da olsa koyulaşıyor.

Servis yaparken tabağınıza bir çorba kaşığı yoğurt da ilave edebilirsiniz, bence mükemmel bir tat oluşuyor, tavsiye ederim.

Eylül 25, 2010 Çorbalar, İftar Yemekleri Tarifleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Fırınlanmış Domates Çorbası

 

fırınlanmış domates çorbası

Ramazan Ayının ilk iftarı için, yapımı biraz zaman alan ama lezzeti nefis olan, domateslerin fırında pişirilerek yapıldığı fırınlanmış domates çorbası hazırladım.

Daha önce ev yapımı konserve domates püresi ile domates çorbası yapmıştım. Domatesin yetişmediği kış mevsiminde bu domates püreleri çok işe yarıyor. Yemeklerde, makarna ve et soslarında, ayrıca domates çorbası yapımında da kullanılıyor.

Domatesleri fırınlayarak çorba yapıldığında, daha yoğun ve lezzetli bir tat ortaya çıkıyor. Fırınlarken ilave edilen baharatlar ve soğanın, çorbanın lezzetine katkısını da unutmamak gerek.

Ben ilk kez yaptığımda tadına doyamadım, domatesin bu kadar bol ve tatlı olduğu şu günlerde ise, her fırsatta yapıyorum, biraz uğraştırıyor ama buna değiyor.

Domates çorbasını yaparken Cafe fernando dan ve Sevgili Aslının tarifinden faydalandım. Her ikisi de birbirine yakın tarifler.

Bu arada bahçede pembe ve kırmızı domateslerimiz oldu 🙂

pembe domates

kırmızı domates

Malzemeler

8-10 adet domates

1 soğan

3-5 diş sarımsak

Kekik, fesleğen, maydanoz

Tuz ve karabiber

Zeytinyağı

1 çorba kaşığı şeker

1 yemek kaşığı tereyağı

1 yemek kaşığı tam buğdau unu

Üzerine

kızarmış minik ekmekler

Rendelenmiş mihaliç peyniri

Uygulama

Domatesleri pişireceğim fırın tepsisini hazırlamakla işe başlıyorum. Önce soğanı piyaz şeklinde doğrayarak tepsiye yerleştiriyorum.

Birkaç dal maydanozu bütün olarak, doğramadan soğanların üzerine yerleştiriyorum. Maydanozları piştikten sonra, çorbadan alacağım; üstte kalırlarsa kolayca pişip yanarak ufalanırlar hesabıyla domateslerin altına koymayı uygun gördüm.

Domatesleri yıkayarak kabuklarını soymadan ortadan ikiye bölüyor ve kesilen yerler üstte kalacak şekilde fırın tepsisine alıyorum. Sarımsakları soyarak tepsiye gelişigüzel koyuyorum.

domates çorbası

Birkaç dal taze kekiği, 3-5 yaprak taze fesleğeni ilave ediyorum. Bahçeden zar zor bulduğum (annem kurutmak için hepsini biçmiş) taze kekikler piştikten sonra neredeyse kayboldu.

Üzerine birkaç çorba kaşığı zeytinyağı ile karabiber ve deniz tuzu ile bir çorba kaşığı şekeri ekleyerek fırında pişmeye bırakıyorum. Şeker domateslerin daha güzel kızarmasını sağlıyor.

Piştikten sonra, tepsideki suyu ile beraber tüm malzemeyi bir tencereye aktararak, üzerine 4-5 bardak su ilave ediyorum.

domates çorbası

İlave ettiğimiz su, tavuk suyu ya da sebze suyu olabilir. Benim evde gerçek tavuk suyu olmadığı için kullanamadım. Et bulyonları bir çözüm olabilir ama ben sağlıklı olmadığı için kullanmıyorum.

Tencereyi ocağa alarak, kaynama noktasına kadar bekliyorum. Ocaktan alıp, el blenderi ile püre haline getiriyorum.

Bu arada domateslerin kabukları ve çekirdeklerini ayırmak için süzgüden geçiriyorum.

Bu noktada domates çorbasını hemen servis yapabilirsiniz. Eğer benim gibi fazla duru olduğunu düşünürseniz bir tencerede tereyağını eritip, bir kaşık tam buğday ununu güzelce pembeleşene kadar kavurarak, üzerine domates çorbasını ilave edebilirsiniz. Bir taşım kaynattıktan sonra çorbanın kıvamı biraz daha yoğun oldu ve servise hazır hale geldi.

domates çorbası

Yanında kızarmış minik ekmekler ile servis yapıyorum.

Erimesi çok zor olan kelle peynirini rendeleyip, çorbanın üzerine serpiştiriyorum.

Ağustos 12, 2010 Çorbalar, İftar Yemekleri Tarifleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Düğün Çorbası

Lezzeti, unutulmayacak kadar güzel ve Bursa yöresine özgü bir çorba;  düğün çorbası. Et suyu ile hazırlanan çorbaları seviyorsanız, bu çorba inanıyorum damak tadınıza hitap edecektir.

Et suyu hazırlarken uyguladığım birkaç püf noktayı paylaşmak gerekirse; haşlama yapılacak etleri üzerini bir parmak geçecek kadar su ile kaynama noktasına kadar getirip, sonra suyu döküyorum ve etleri bir daha yıkıyorum. Genellikle düdüklü tencerede haşlama yaptığım için, etleri tencereye alıp, etin miktarına göre bolca su ilave ediyorum. Bir soğanı soyarak ve bütün olarak, bir havucu yine soyarak ve bütün olarak tencereye alıyorum. Birkaç dal maydanozu da yıkayıp ilave ediyorum. Tuz ilavesi de et suyunun berrak olmasına katkıda bulunuyor.

Bu şekilde hazırlanan et suyu daha lezzetli oluyor ve ağır et kokusu hiç hissedilmiyor. Piştikten sonra, havuç, soğan ve maydanozu ayırıyorum. Etleri ve et suyunu gerekli olan yerlerde kullanıyorum.

Malzemeler

1-2 litre et suyu

Haşlanmış ve küçük doğranmış bir kâse et

2 çorba kaşığı un

Bir yemek kaşığı tereyağı

Yarım paket krema

1 yumurta sarısı

2-3 diş sarımsak

Tuz, Karabiber

Sirke-sarımsak sosu (istenirse)

      Uygulama

Çorba yapacağım tencereye, tereyağını alıp eritiyorum. Unu ilave ederek pembeleşinceye kadar kavuruyorum. Daha önce hazırladığım et suyunu soğuk olarak tencereye ilave ediyorum. Bu noktada çorba kıvamını bulana kadar devamlı karıştırmak ve unun topaklanmasını önlemek gerekiyor. 2 litre et suyu yeterli oluyor ama unu biraz fazla koymuşsanız kıvamı koyu olacaktır; bu durumda çorbaya bir miktar da su ilave edilebilir. Ben bir bardak kadar su ilave ettim.

Soyduğum birkaç diş sarımsağı rendenin ince tarafı ile rendeleyip, çorbaya ilave ediyorum. Daha önce haşladığım etleri küçük doğrayarak çorbaya ekliyorum. Çorba kaynama noktasına geldiğinde, ocağın altını kısarak 5- 6 dakika kaynamaya bırakıyorum. Tuzunu ilave ediyorum.

Çorba pişip ocaktan aldıktan sonra, başka bir kapta bir yumurta sarısı ve yarım paket süt kremasını güzelce çırpıyorum, çorbaya ilave etmeden önce, çorbadan birkaç kaşık alarak kremaya ilave ediyorum. Çorbada kremanın ya da yumurta sarısının kesilmesini hiçbirimiz istemeyiz, bu nedenle çok dikkatli ve az miktarlarla çorba ve kremayı önce buluşturmak gerekiyor. Bir miktar çorbayla buluşan karışımı şimdi yine kaşık kaşık ana çorbaya ilave ediyorum.

Yoğurt, süt, krema ve yumurta ile yapılan terbiye soslarının her zaman kesilme ihtimali vardır ve acele edersek güzelim çorbamızın görüntüsü hiç de hoş olmaz. Servis yaparken çorbanın üzerine, sirke ve dövülmüş sarımsak sosu çok yakışıyor.

Related Posts with Thumbnails
Mayıs 17, 2010 Çorbalar, İftar Yemekleri Tarifleri kategorisine gönderilmiş - devamı