Eylül 2011 için arşiv

Sütlü İrmik Tatlısı Tarifi

 

Bildiğimiz, her zaman yaptığımız sütlü irmik tatlısını paylaşmak istiyorum bugün ama bir öğrenci kardeşimizin tarifi ile… Bu pratik ve güzel tatlıyı şimdiye kadar siteye eklemediğimi fark eden sevgili Büşra, bana mail ile göndermiş sağ olsun :)

Büşra’dan sütlü irmik tatlısının öğrenci evlerinde, öğrenci mutfağının en kolay yapılan tatlılarından biri olduğunu öğrendim. Gerçekten de malzemeler süt, şeker ve irmikten oluşuyor, tıpkı sütlü irmik helvası tarifinde olduğu gibi, ölçüler ve yapım aşamaları farklı sadece.

Sütlü irmik tatlısını yaptıktan sonra, Tayland’dan aldığım helal meyve jölesi ile süsledim. Farklı renklerde olan bu jölelerde jelatin yerine bitkisel olan agar agar kullanılıyor. Gönül rahatlığı ile yapılabilir ve ikram edilebilir. Beyaz, yasemin aromalı olan ile meyveli bir tatlı tarifi paylaşmıştım, özellikle yaz ayları için hafif bir tatlı oluyor. Zaten Uzakdoğu ülkelerinde bizdeki gibi şerbetli, ağır tatlılara rastlamak mümkün değil…

 

 

Türkiye’de satılıyor mu? Bilmiyorum. Ben Tayland’dan gelirken valize stok yapıp getirmiştim. Agar agar bulunuyor, internetten satışı olduğunu gördüm ama fiyatı Tayland’ a göre oldukça pahalıydı :(

Jöleyi yaparken, üzerindeki yazan miktar kadar suyu kaynatıp, içine toz jöleyi ilave ettim, tamamen eriyene kadar karıştırıp ocaktan alarak, şekilli buz kalıplarına ve küçük bir tepsiye döktüm. Soğuyana kadar bekletip sonra kullandım.

 

 

Büşra’nın Sütlü İrmik Tarifi

Malzemeler

1 kg. süt

1 su bardağı irmik

1 su bardağı şeker

1 çorba kaşığı Hindistan cevizi

1 çorba kaşığı margarin (ben tereyağı kullandım)

1 paket vanilya

Uygulama

İrmik, şeker ve sütü tencereye koyup koyulaşana kadar (gözler oluşup izleri kendiliğinden kaybolmayana kadar benim kriterim :) ) karıştırarak pişiriyoruz.

Daha sonra tereyağı, hindistancevizi ve vanilyayı katıp çok az daha bekletiyoruz ocakta.

Yapışmaması için önceden ıslatılmış borcam tepsiye döküyoruz.

Eğer isterseniz elde ettiğiniz tatlıyı ikiye bölüp, arasına pötibör bisküvi koyabilirsiniz ve üzerine tarçın serperek süsleyebilirsiniz.

Tatlımız çok kısa sürede hazırlanıyor, 20. Dakikada soğumaya bırakılmış oluyor, pratik ve kolay bir tatlı; tam öğrenci mutfağına göre !

 

 

 

 

 

 

 

Eylül 29, 2011 Tatlılar kategorisine gönderilmiş - devamı

Kış Hazırlıkları – Dondurucuda Sebze Saklama

Eskiden konserve yapımı en önemli kış hazırlıklarından biriydi, şimdi dondurucular sayesinde mutfakta işimiz kolay. Mevsiminde yetişen sebzeleri kısa sürede ve kolayca sağlıklı bir şekilde saklayabiliyoruz.

Sebzeleri dondurarak saklama diğer saklama yöntemlerine göre daha sağlıklı. Tabi bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor;

Öncelikle mevsiminde yetişmiş, taze ve kaliteli sebze kullanılmalı,

Şoklama işleminden sonra vakit geçirmeden dondurucu poşetlerine konularak dondurucuya yerleştirilmelidir.

Dondurucu paketlerine sebzeler bir seferde tüketilecek kadar konulmalıdır. Çözünen paket tekrar dondurulmamalıdır.

Ilık ya da sıcak olarak dondurucuya konmamalı,

Dondurucudan çıkarılan paket dışarıda değil, buzdolabında çözdürülmelidir.

Dondurucuya ilk konulanlar önce tüketilmelidir, dondurucudan çıkarılan ve çözünen yiyecekler hemen pişirilip, kullanılmalıdır.

Sebze şoklamaya gelince; taze fasulye, bamya, bezelye ve buna benzer sebzeleri dondurucuya yerleştirmeden önce kaynayan suda 5-6 dakika tutmak ve hemen arkasından sıcak sudan alıp, çok soğuk hatta buzlu suda birkaç dakika bekletmek şeklinde oluyor.

 

 

Dün yaptığım taze fasulye ve taze barbunya da bu yöntemi kullandım. Pazardan taze fasulye almanın tam zamanı çünkü geç ekilen taze fasulyeler daha yeni yetişti ve ilk kez toplanıyor, kısacası çok taze ve güzel…

Taze fasulyeleri önce güzelce yıkadım, ayıklayarak kaynayan suyun içinde 5 dakika beklettim.

Daha sonra birkaç dakika soğuk suda bekleterek şokladım. Kilitli buzdolabı poşetine yerleştirdim. Bir kg. fasulyeyi iki poşete böldüm.

Pişirirken kolaylık olsun diye her bir poşete küp doğranmış 2 adet domates ilave ettim. Böylece pişirirken domatesler hazır olacak :)

 

 

Pazarda “gelin ayşe” ismi ile satılan bu barbunya fasulyeler ne sevimli değil mi? Bildiğimizin aksine her tarafı çizgili değil, sadece ortalarında kırmızı benekler var. Aslında barbunya almayı düşünmüyordum ama ismi ve bu görüntüye dayanamadım :) Çoğunlukla böyle olmaz mı? Markete ya da pazara gidip, hiç aklımızda olmayan şeyleri de alıp eve geliriz…

 

 

Taze barbunyaları da aynı şekilde önce kaynayan suda sonra soğuk suda beklettim, vakit geçirmeden poşetleyip dondurucuya yerleştirdim. 2 kilo aldığım barbunya fasulyeleri ayıklanınca 3 poşet oldu.

 

 

Kırmızı kapya biberleri yıkayıp çekirdeklerini temizledim, kilitli dondurucu poşetine yerleştirdim. Şoklama yapmadan taze olarak dondurdum. Kışın kuru fasulye ve nohut yemeği pişirirken içine doğrayınca çok güzel bir görüntü oluyor, yeşil, etli biberleri de aynı şekilde dondurup kullanıyorum.

 

 

Dondurucudaki sebzeleri kışın pişirmek istediğimde, önceden dışarıda çözünmesini beklemiyorum. Zaten pişerken çözünecekleri için önceden dondurucudan çıkarmaya gerek yok.

Dün bu işler sırasında dondurucuyu tekrar elden geçirip, temizlemeyi de ihmal etmedim. Kısa sürede pişirmem gerekenleri gördüm, şimdilik bu kadar yeter, ağzına kadar çekmeceleri doldurmaya gerek yok.

Dondurucularımız ne kadar büyük olsa da, her şeyde bir ölçü olmalı değil mi? Bir türlü doymak bilmeden her şeyi isteyen içimizdeki o sese “ dur bakalım” diyebilmeliyiz. Bazılarını da özleyelim, “yaz gelse de közlenmiş patlıcan yapsak “ diyelim…

Bahçedeki en göz alıcı meyve şu anda kırmızı elmalar, Mustafa bile bahçeye çıktığında elinde bu elmalardan bir tane olmadan gelmiyor, onun sayesinde alt dallardaki elmaları toplamaktan kurtulduk :) Bu yıl sadece göztaşı atıldı elmalara, bunun dışında kimyasal böcek ilacı kullanılmadı, elmaların yarısı kurtlu ve yere düşüyor ama onları da elma suyu yapıyoruz…

Eylül 28, 2011 Kış Hazırlıkları-Turşu yapımı kategorisine gönderilmiş - devamı

Kış Hazırlıkları – Kapya Biber

 

Kış hazırlıklarına dalmış durumdayız çoğumuz değil mi? Aslında bu yıl biraz geç kaldım, bayramdan sonra tatil, sonra çocukların okul hazırlığı derken, havalar bu hafta birden serinledi, domates, biber bulamayacağım diye panik yaptım.

Neyse ki, dün özel toplanmış salçalık domatesler ve kaypa biberler geldi. Özel diyorum çünkü yaklaşık 25 kiloluk domates kasasının içinden sadece çürük olduğu için 1 tane domates ayırdım, üstelik hepsinin iri boyda olması da soyarken işimizi çok kolaylaştırdı, toplayıp getiren arkadaşa dua ettik.

Geçen yıl olduğu gibi salçalık sert domateslerden küp domates konservesi yaptık, 750 gr.lık cam kavanozlar kullanıyorum ki, açıldığında çabuk bitsin, beklemesin.  Açtıktan sonra buzdolabında muhafaza ediyorum. 1 kg. domates ile 750 gr. lık bir kavanoz doluyor.

 

 

Kışın taze doğranmış domates gibi kullanıyorum, içinde sadece yeteri kadar tuz var, o kadar! Özellikle sebze yemeklerinde yemeği doğal renginde pişirmek için, ya da hafif ısıtıp, içine zeytinyağı ve baharatlar ile lezzetlendirip, kızarmış ekmekle yemek için nefis bir kahvaltılık oluyor.

Domates ile beraber gelen kapya biberleri de 3 farklı şekilde değerlendirdim; salça yerine kullandığım karışık domates- biber salçasından yaptım. Bu sosu 250 gr.lık cam kavanozlara yapıyorum ve yine açtıktan sonra buzdolabında muhafaza ediyorum. Açmadan kilerde ya da istediğiniz yerde istediğiniz kadar bekletebilirsiniz. Benim geçen yıl yaptıklarımdan 2 küçük kavanoz kalmış, yeni yapılanlar gibi, nefis!!

 

 

Salça kullanırken, hemen bitmediği için, üzerinde oluşan küf vb. nedeniyle hep zorluk çekeriz değil mi? Bunun için küçük kavanoz kullanmak ya da benim gibi çok katı olmayan soslar kullanmak en güzeli. Çocuklar ekmek ya da tost üzerine sürerek yemeye doyamayacaklar.

 

 

Bu küçük sosları yaparken, evdeki kapağı zedelenmemiş fındık ezmesi ve sarelle kavanozlarını da kullandım :) Daha önce reçelde denemiştim, sorun olmuyor. Böylece kıyıda köşedeki kavanozlar da değerlendirilmiş oldu…

 

 

Kırmızı kapya biberle yaptığım bir diğer nefis salata;

Közde pişmiş biber sevmeyen yoktur herhalde, ama nasıl yapacağız? Belki mangal yapınca 1- 2 tane biber közlenir ama kışlık, dondurucuya ya da kavanoza yapmak istediğimizde o kadar biberi nasıl közleyeceğiz?

Geçen yıl, fırında pişirerek denemiş ve hem tadına hem de pratikliğine bayılmıştım. Tarifine buradan bakabilirsiniz.

 

 

Fırında piştikten sonra, kırmızıbiberlerin kabuklarını soyup, ister dondurucu poşetlerine koyarak dondurucuya kaldırabilirsiniz.

 

 

İsterseniz, 250 gr.lık kavanozlara koyarak üzerine birkaç diş sarımsak, tuz ve sirke de ilave ederek kapağını sıkıca kapatıp, sadece kapağı tutana kadar 10 dakika tencerede konserve gibi kaynatabilirsiniz.

Servis yaparken içine pesto ya da peynir koyarak rulo şeklinde sardığınızda nefis bir salata oluyor, 2 dakikada bitiyor…

İyi haftalar…

Eylül 26, 2011 Kış Hazırlıkları-Turşu yapımı kategorisine gönderilmiş - devamı

Sirkeli Kaynatma Turşu Yapımı

 

Çok çeşitli malzemeler ile yapılabilecek kaynatma kolay turşu tarifi vermek istiyorum bugün. Üstelik beklemeden 1-2 gün içinde yemeğe başlayabilirsiniz. Ben kırmızı kaypa biberler ile yaptım, içine birkaç tane kornişon salatalık ve havuç ilave ettim, renk olsun diye. Yeşilbiber ve lahana ile de çok nefis oluyor. Sevgili arkadaşım Cahide ‘nin yaptığı gibi. İçine konulan malzeme sizin damak tadınıza kalmış. Daha önce yeşil biber ile sirkeli biber turşusu tarifi paylaşmıştım.

Sirkeli kaynatma turşular bizim yörede yani Bursa çevresinde düğün yemeklerinin vazgeçilmezidir. Tabi bahsettiğim hala geleneksel olarak yapılan köy düğünleri :) Davetlilere yemekler ikram edildiği, sofralar kurulduğu, bu düğünlerde sirkeli turşu olmazsa olmaz.

Sirkeli kaynatma turşular, yapıldıktan sonra hemen yenilir ama çok da dayanmaz, kışlık turşu gibi dışarıda değil, buzdolabında muhafaza etmek gerekir. Bu nedenle evde az miktarda yapılmalı ve çabuk tüketilmelidir.

Biber seçimi konusunda bir püf noktayı paylaşmak gerekirse; kalın, etli biberler ile yapılmasını tavsiye edebilirim. Ben kaypa biberi yani salçalık kırmızıbiber kullandım, gerçekten nefis oldu, yeşil etli biberler ile de harika oluyor, özellikle domates biberi denilen biberler ile çıtır çıtır olduğunu söylemeliyim.

 

 

Malzemeler

1 kilo kaypa biber(kırmızı salçalık biber)

2 adet havuç

5-6 adet kornişon salatalık (evde turşudan artmıştı)

1-2 dal kereviz yaprağı

1 / 2 litre su

1 / 2 litre sirke

1 tatlı kaşığı şeker

1 yemek kaşığı iri tuz

5-6 diş sarımsak

Uygulama

Kırmızıbiberlerin çekirdeklerini çıkarıp, iri şekilde doğradım, salatalıkları dörde böldüm ve havuçları da incecik dilimledim.

Tencereye su, sirke, tuz ve şekeri ilave ederek kaynamaya bırakıyorum.

Sebzelerin sertlik derecesine göre tencereye sırayla koyuyorum; ben önce havuçları koyup bir dakika kaynattım sonra salatalık ve biberleri ilave ettim; bu önemli bir püf nokta, böylece bütün malzemeler aynı sertlikte kalıyor.

Ne kadar kaynatılacağı konusunda kesin bir süre vermek belki yanlış olur çünkü farklı malzemeler kullanabilirsiniz, rengi hafif sararınca oluyor. Ben kırmızı kaypa biberler için orta ısıda 7-8 dakika kaynattım. Başında bekledim ve devamlı kontrol ederek çok fazla yumuşamadan ocağı kapattım. Bu arada son dakikada kereviz yapraklarını doğrayarak ilave ettim.

İkinci püf nokta; tenceredeki malzemeleri sıcak suyun içinden alıp, tercihen bir tepside soğumaya bıraktım, böylece daha fazla yumuşamasını engellemiş oluyoruz.

Turşu suyu ve malzemeler tamamen soğuyana kadar bekleyip, sonra hepsini konserve kavanozunda buluşturdum. Aralarına sarımsak koyabiliriz.

Kavanozların üzerine kadar turşu suyunu ilave ettim, kapağını kapatıp, buzdolabına kaldırdım. Geçen hafta yapmıştım, hala çok nefis…

Eylül 25, 2011 Kış Hazırlıkları-Turşu yapımı kategorisine gönderilmiş - devamı

Pirinçli Pazı Yemeği

 

Sebze yemeklerini sevenler için pirinçli pazı yemeği ve pazı özellikle sonbaharda sıklıkla tüketiliyordur sanırım. Hele bir de Karadenizli iseniz :)

Aslında, karalâhana gibi pazı da Karadeniz’ e özgü bir sebze ama biz çok seviyoruz. Geçen yıl bahçeye de ekmiştik, kolayca büyüyen bir sebze, ıspanak gibi. Pazı sarması nefis oluyor, neredeyse yaprak sarmasını aratmıyor. Birkaç gün önce pazarda Karadenizli bir teyzenin sattığını görünce düşünmeden 3 demet aldım, demetler de dev gibi; hem pirinçli pazı yemeği yaptım, hem de pazı çorbası.

Pazı ve ıspanak gibi toplandıktan çok kısa süre sonra vitamin değeri azalan sebzeler için en büyük püf nokta, vakit geçirmeden pişirmek olmalı. Pazardan aldığımız gibi, buzdolabına bile koymadan hatta.

Bir diğer püf nokta, tek öğünlük olarak pişirilmeli, ısıtılmamalı.

Pirinçli pazı yemeğini tıpkı ıspanak yemeği gibi pişirdim, havuç ilave edilebilir, güzel olur; zeytinyağı ile pişirmenizi de hatırlatayım…

 

 

Malzemeler

2demet pazı

1 adet soğan

2adet domates

1 kahve(türk) fincanı pirinç

Tuz

1 tatlı kaşığı şeker(silme)

Zeytinyağı

Uygulama

Pazı yapraklarını suyun altında çok güzel yıkıyorum, suyun içinde bekletmiyorum. Bu yıkama işi dakikalarınızı alacaktır, en zor kısım bu :)

İri şekilde doğruyorum, bazı büyük yaprakların sapları çok sertti, onları kullanmadım.

Çelik tencereye 2-3 servis kaşığı zeytinyağını ve küçük doğranmış soğanı koyarak çok hafif kavuruyorum. Bu arada bir tatlı kaşığı şeker ilave ediyorum.

Domatesleri soyarak küp doğruyorum ve tencereye ilave ediyorum, birkaç kez çeviriyorum sadece.

Pazı yapraklarını da tencereye alarak, kapağını kapatıyorum. Bu arada bir kahve fincanı pirinci yıkayarak hazırlıyorum.

Tenceredeki pazıların üzerine pirinci dağıtarak ilave ediyorum. Pirincin çok su çektiğini unutmayın, mutlaka bir miktar su ilave etmek gerekecektir. Ben 1,5 kahve fincanı su ekledim. Yemek piştiğinde neredeyse hiç suyu kalmamış ve pirinçler çok güzel pişmişti.

Yaklaşık 15 dakika yemeğin pişmesi için yeterli, pirinçler piştiği anda ocağı kapatmalısınız.

Eylül 24, 2011 Sebze yemekleri kategorisine gönderilmiş - devamı

Patatesli Pratik Kahvaltılık

 

Hafta sonu, bütün ailenin katıldığı, uzun, keyifli kahvaltılar için patatesli ve çok pratik bir tarif paylaşmak istiyorum bugün. Patates, kullanım alanı açısından mutfakta başı çeken sebzelerden biri, patates yemeği çocukların 1 numaralı favorisi, patates kızartmasını yazmaya gerek yok :) patatesli börekler, açmalar… liste böyle uzayıp gidiyor.

Patates evde demirbaş sebze, soğan ve patatesin bulunmadığı bir ev düşünemiyorum! Aynı zamanda çok faydalı. Hiçbir şey için aksi düşünülemez zaten, her şey özenle ve hikmetle yaratılmış, farkında olmak ve şükretmek gerek…

Tarif çok pratik gerçekten, bütün malzemeler evde her daim bulunan şeyler, ek malzemelerle farklı tatlara da ulaşılabilir biraz hayal gücü ile. Patatesli bu pratik kahvaltılık bizim evde çok seviliyor, bakalım sizinkiler de sevecek mi?

Malzemeler

2-3  orta boy patates

1 yumurta

Tuz ve karabiber

Birkaç dal maydanoz ve reyhan

1 -2 dilim kaşar ya da sert cins peynir

Sıvıyağ

Uygulama

Patatesleri soyarak rendenin iri tarafı ile rendeliyorum, teflon tavaya 1-2 servis kaşığı sıvıyağ ilave ederek patatesleri ilave ediyorum. Zeytinyağı seviyorsanız, onunla daha güzel oluyor, ben öyle yapıyorum.

Patatesler yumuşayıp pişene kadar kavuruyorum, bu arada çok az su ilave edilebilir.

Tuz ve karabiberi ekliyorum, istediğiniz başka baharatlar da olabilir.

Yumurtayı bir kaseye kırıp, hafifçe çırpıyorum, patateslere dağıtarak ilave ediyorum, yumurta büyük parçalar halinde pişmemeli, buna dikkat ediyorum.

Ocağın altını kapattıktan sonra, peyniri yine rendenin iri tarafı ile rendeleyerek patateslere ekliyorum. Ben kaşar peyniri yerine sert Mihaliç peyniri kullanıyorum, bizim burada kelle peyniri denir, delikli sert ve yağlı olur, en sevdiğimiz peynirdir :)

Servis yaparken, küçük yuvarlak bir kaseye koyup ters çevirerek tabağa aktarıyorum. Üzerini ince kıyılmış maydanoz ve reyhan ile süslüyorum.

Maydanoz ve reyhanı şekillendirme aşamasında patatesin içine de ilave edebilirsiniz.

Hayırlı cumalar, sevgiler…

Eylül 23, 2011 Kahvaltı kategorisine gönderilmiş - devamı

Okullar Açıldı

 

 

Başlıktan da anlaşılacağı üzere bugünkü yazımın yemek tarifi ile ilgisi yok. Bu benim tarzım değil aslında, ben yemek tarifleri, pasta tarifleri paylaşmayı bunlarla ilgili mutfak maceralarını yazmayı seviyorum.

Ne var ki, 2-3 gündür benim duygularımı paylaşan binlerce anne gibi evin boşluğuna alışmaya çalışıyorum. Tarif paylaşmak bir yana yemek yapmak bile canım istemiyor dersem abartmış olmam.

Kim bilir kaç anne şimdiye kadar hiç ayrılmadığı yavrusunu başka şehre okula uğurladı. Çocukların iyi eğitimi için ayrılığı göze aldı. Babaannem anılarında bahseder; babamı okumaya İstanbul a gönderdiğinde, oğlu soğuk odada yatıyor diye o da evin soğuk odasında yatarmış, annelik böyle bir şey işte…

Bir taraftan ayrılık zor gibi görünse de diğer taraftan baktığımızda, özgüveni olan, akıllı, hoşgörülü, hedeflerine doğru emin adımlarla ilerleyen binlerce genç yetişiyor. Hatta evde veremediğimiz disiplini, terbiyeyi okulda abilerinden, öğretmenlerinden alıyor.

İnşaallah bu eğitim öğretim yılı hepimiz için hayırlı olsun, sağlıkla ve başarı sonuçlarla yavrularımız evlerine dönsün…

Eylül 21, 2011 Uncategorized kategorisine gönderilmiş - devamı

Kıymalı Tarhana Çorbası

 

Her yörede yapılışı birbirinden farklı olsa da tarhana çorbası bize, ülkemize özgü bir lezzet.Bebekler onunla büyütülür,sabahları okula yetişecek çocuklara sıcacık tarhana çorbası içirilir, özellikle kendimiz yapıp kurutmuşsak, tadına, nefasetine doyum olmaz.

Tarhananın çıkış noktası, yaz sebzelerinden, o canım domateslerden, kırmızı biberlerden sağlıklı bir şekilde kışın da faydalanmak olabilir mi? Bizim yörede yani Bursa’ da tarhana yapılırken içine koyun sütü ile mayalanmış koyun yoğurdu ilave edilir, tarhana karıldıktan sonra bekletilmez, hemen gözeden ya da robottan geçirilir ve serilerek kurutulur. Ben birkaç gün mayalandırılıp yapılan tarhanayı da çok seviyorum, tadı hafif ekşi oluyor.

Bu arada her zaman yapılabilen ama çabuk tüketilmesi gereken “muhacir tarhanası” isminde güzel bir tarif var; onu da en kısa sürede şimdi 92 yaşında olup hafızasıyla beni hayrete düşüren sevgili babaannemden öğrenip sizinle paylaşacağım.

Tarhana çorbası evde hazırlandığı için sağlıklı olduğu tartışılmaz, üstelik yapımı da çok kolay. Şimdi, bizim mutfağımızda çok sevilen ve küçük oğlumun da favorisi olan çorbanın yapımına geçecek olursak;

Malzemeler

1 çorba kaşığı kıyma

1 servis kaşığı sıvıyağ

1- 2 diş sarımsak

2 yemek kaşığı domates sosu veya 1 yemek kaşığı domates salçası

1 litre sıcak su

3-4 çorba kaşığı tarhana

Tuz

Uygulama

Ön hazırlık olarak bir su bardağı kadar suyun içine tarhana ilave edilerek sırası gelene kadar bekletilir, böylece çorbaya ilave edilirken topaklanması önlendiği gibi daha kolay kıvam alması sağlanır.

Sıvıyağda kıyma ve rendelenmiş sarımsak güzelce kavrulur.

Domates sosu ilave edilir, 1-2 dakika malzemelerin birbiriyle bütünleşmesi için karıştırılır.

1 litre sıcak su ilave edilir.Çorbanın kıvamı tarhananın cinsine göre farklılık göstereceğinden bence çorba koyu kıvamlı olursa ilave etmek için kenarda bir miktar sıcak su hazır bekletilmeli.

Tenceredeki malzemeler kaynamaya başlayınca  tarhana ilave edilir ve birkaç dakika hiç durmadan karıştırılır, bu süre içinde tarhana çorbası kıvamını belli edecektir.Eğer koyu kıvamlı ise biraz daha sıcak su eklemek istenilen kıvama gelmesi için yeterli olacaktır.

Orta ısıda 15 dakikada pişen çorbamız servise hazırdır.

Damak tadına göre tuzu ilave edilir.

Ev yapımı pulbiber ve ev yapımı turşu ile buluştuğunda bence lezzetine doyum olmaz.

Related Posts with Thumbnails
Eylül 19, 2011 Çorbalar kategorisine gönderilmiş - devamı