2010 Türkçe Olimpiyatlarının En Güzel Hikayesi- SETENAY
Türkçe Olimpiyatı için 120 ülkeden 750 öğrenci Türkiye’ye geliyor. Her birinin renkli hikayeleri var.

Ama Myanmar’dan (Burma) gelecek Setenay’ın hikayesi bambaşka, filmlere taş çıkartacak türden. O, 3 aylıkken ayrıldığı Türk babasına tam 13 yıl sonra olimpiyat vesilesiyle kavuşuyor…
Haftalık Aksiyon Dergisi’nin haberine göre, Türkçe Olimpiyatları, bu yıl bambaşka bir kavuşmaya sahne olacak. Myanmar’dan gelen öğrenci grubunda yer alan 13 yaşındaki Setenay Khin, 3 aylıkken ayrıldığı ve hiç görüşmediği babası Salih Önol ile buluşacak. İstanbul’dan Myanmar’a uzanan hikaye, denizci Salih Bey’in (41) bir sefer vesilesiyle Myanmar’ın Rangoon şehrine gitmesiyle başlıyor.
TÜRK OKULUNUN ÇABASI
İlk görüşte aşk’ı yaşayan Wah wah hanım ile Salih Bey bir yıl içinde evlenir ve Türkiye’ye taşınırlar. Salih Bey’in uzun deniz seferlerinden dolayı başlayan geçimsizlik ve gelinkaynana uyumsuzluğu ayrılıkla sonuçlanır. Anne Wah wah, mahkemenin kendine verdiği, o günlerde 3 aylık olan kızı Setenay’la ülkesine döner. Baba Salih Bey ile annesi Emel Hanım o gün hüzün ve ayrılıkla tanışır.
Ailenin adresleri değiştiği için baba kızından tam 8 yıl haber alamaz. Attığı mektuplar geri döner, telefonları açılmaz. Ayrılık ülkede açılan Türk okulunun hikâyeye dâhil olmasıyla son bulur. Maddi durumları iyi olmadığı için Türk okulunda burslu okutulan Setenay’ın babasıyla irtibatını Okulun Müdürü kurar. Setenay’ı babasıyla telefonda görüştürür. Baba Salih Bey ve Babaanne Emel Hanım o günlerde yaşadıklarını gözyaşlarıyla anarlarken kavuşma gününü iple çekiyorlar.
ÖĞRETMENLERİM SAYESİNDE
Türk öğretmenlerinin manevi kızları olarak gördüğü Setenay, bu hafta yine Türk okullarıyla geliyor doğduğu şehre. Setenay, “Öğretmenlerim olmasaydı ne babamla tanışabilirdim ne de babaannemle. Türkçe konuşamazdım. Onların sayesinde keman bile çalabiliyorum artık” diyor. Setenay’ın dışında iki aile ortak kaderi paylaşıyorlar adeta. Salih Bey kızı gibi babasız büyümüş. Onun babası da eski eşi Wah wah’ın babası gibi mide kanserinden vefat etmiş. Salih Bey’in geçen yıl evlendiği ikinci eşi Hatice Hanım gözyaşlarıyla anlatıyor eşinin kızına olan hasretini: “Eşim gece gündüz kızını anıyor. Setenay’ı en iyi ben anlarım. O benim de kızım sayılır.”
http://www.bugun.com.tr/dan alıntıdır.


















Çok güzel bir hikaye canım ya.Çok duygulandım cidden.Türk okulları bir çok hayra vesile oluyor.Allah emeği geçenlerden razı olsun.
Mineciğim burada aksiyon dergisi göremedim.Hikayeyi paylaştığın iyi oldu çok teşekkür ederim.
Kız kardeşine de selamlarımı ilet lütfen.Allah’a emanet olun…
Cahide ciğim,
Bu hikayenin bizim için anlamı biraz daha farklı; şöyle ki, yazıda adı geçen okul müdürü Murat Küçükdüğenci benim kardeşim:) Biz bu hikayeyi çook önceden biliyorduk ve Önol ailesi ile de tanışmak nasip olmuştu. Çok ama çok iyi, biraz üzgün, biraz mahsun bir aile Önol ailesi. Sevgili Emel Babaanne tevafuken Mustafakemalpaşa lı ve benim babaannemle yıllar öncesinden tanıdık çıktılar, aynı mahallede oturmuşlar. Şimdi Salih Bey in kızı ile buluşacak olması bizi de o kadar sevindiriyor ki, evde her gün adı geçiyor bu konunun. Bu arada taa en başından beri halis niyetle Setenay a sahip çıkan ve babasını bulan kardeşimin de sevgiyle kulaklarını çınlatıyoruz.